bc

(Yetişkin İçerik) ÇARPIŞMA

book_age18+
89
TAKİP ET
1.1K
OKU
addiction
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Elleri kalçalarımı bulduğunda dokunduğu yerlerin karıncalandığını hissettim. Bu bana inanılmaz bir heyecan vermişti. Ona doğru döndüm ve o an ki şokla dudaklarına yapışmam bir oldu. “Siktir” diyerek hem bana karşılık veriyor hemde vücudunu benden ayırmayama çalışıyordu. Nefessiz bir şekilde ayrıldığımızda “ Bir daha insanların bizi görme ihtimali olduğu bir yerde yaparsan bunu. Seni çok fena severim” dedi ve saçlarımı okşayıp beni göğüsüne doğru çekti. Kıkırdayarak cevap verdim. “Burada utanması gereken ben olmalıydım”. Ellerini belime atıp yüzlerimizi eşitledi. “Bunun utanmakla alakası yok bizi heleki seni kimsenin böyle görmesine izin vermem” dedi.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
1. Bölüm
Sıcak bir yaz akşamı bahçemizdeki kamelyada oturuyorduk. Babamlara çay servisini yapmıştım sıra tatlılardaydı. Hava o kadar bunaltıcıydı ki ne çay ne de tatlı yiyemiyordum. Erkekler sohbete devam ederken tatlıları dağıttım. Anneme haber verip markete gideceğimi söyledim. Karanlık çöktüğü için tedirgin olsada market iki sokak aşağıda olduğu için pek laf etmedi. Odama çıkıp bir miktar para ve kulaklığımı alıp sokak kapısından çıktım. Tek başıma müzik dinleyerek yürümeye bayılıyorum. Kulaklıkta çalan sezenin sesine o kadar dalmıştım ki sokağın köşesini dönerken çarptığım sert bedeni fark etmemiştim bile. Kolumdan tutulmam ile irkilip önümdeki iri yarı adama baktım. Siması biraz tanıdık geliyordu ama birebir tanışıklığımız olduğunu sanmıyordum. Siyah saçlı, tahmini 190 olan adam yüzünü bana dönünce kara gözleri ile karşılaştım. Cam gibi parlak bakışlarında yansımam vardı. Beni inceleyince kaşları çatıldı ve etrafıma bakınmaya başladı. Sokaktaki bir kaç evin balkonundaki insanlar bize bakıyordu. Onları fark edince girdiğim transtan çıktım ve hızla ayrıldım ondan. Tam hareket edecekken “Hem önüne bakmıyorsun. Hemde özür bile dilemiyorsun” dedi. Sesi o kadar etkileyiciydi ki onun sesinden okunan şiirleri sabaha kadar dinleyebilirdim. “Kusura bakmayın fark etmedim”. Kafasını biraz sağa yatırıp bir şeyler homurdandı ama duyamadım. “ Bu saatte bu yollarda yürüyeceksen daha dikkatli olacaksın” dedi. Sert tavrı kaşlarımı çatmam sebep oldu. “Özrümü diledim nerede ne saatte nasıl olacağım sizi ilgilendirmez” deyip hışımla uzaklaştım oradan. Erkelerin bir kez daha ne kadar sinir bozucu olduğunu da fark ettim. Markete girdiğim gibi Ali abi “O ben de Ahu hanım bu gün dondurmasını yemeden mi yatacak diyordum” dedi. Yüzümde minik bir tebessüm oluştu “Dondurma kırmızı çizgim bilirsin Ali abi dedim”. Ali abi arkadaşım deryanın sevgilisi. Önümüzdeki akşam nişanları var. Birbirlerine o kadar çok yakışıyorlar ki onları görünce insan imrenmiyor değil. “ Hayırsız seni arkadaşın yarın nişanı var sen hala dondurma peşindesin” dedi. “Derya nasıl heyacan var mı?” diye sordum. Nişan hazırlıkları için sürekli merkeze indiğinden doğru düzgün görememiştim bu hafta onu. Aileleri kalabalık olduğundan yanında da olamamıştım. Canım arkadaşım büyümüş yuvadan uçuyordu. Düşününce bile duygusallaşıyordum. Dondurma dolabına yürüyüp her zaman aldığım dondurmadan alıp kasaya gittim. Ali abiye parayı uzattım. “Bu günlük bizden olsun” dedi. “Hayır olmasın abi çünkü her gün sizden oluyor.” Dedim. Ben öyle söyleyince kıkırdadı. “Baldız sayılırsın sen para almak içimden gelmiyor.” dedi. Derya ile ilgili her şeyi sahiplenirdi. “Böyle giderse iki sokak aşağıdaki markete gitmek zorunda kalırım abi” dedim. Parayı uzatınca bu sefer almak zorunda kaldı. “İyi akşamlar abi” diyip çıktım marketten. Hareket etmeye başlamadan önce dondurmanın paketini açtım. Dondurmadan bir ısırık aldım. Aynı anda gözlerim kapandı ve damağıma yayılan yoğun çikolata lezzetiyle inledim. Tam bir ısırık daha alacakken yanımdan öksürük sesi geldi. Telaşla gözlerimi açtığımda az önce çarpıştığımız adamı gördüm. Gözlerini bana dikmiş hafif kasılmış çenesi ile beni izliyordu. “Anlaşıldı sen bugün benim başıma bela olacaksın” dedi. “Niye bela olacakmışım ben, seni tanımam etmem bile.” Dedim. Gözlerini kıstı ve bir adım yaklaştı. Bu beni biraz ürkütmüştü. “ Belkide ben seni tanıyayım diye yapıyorsundur.” Dedi. Ona anlamaz gözlerle baktım. “ Ne yapıyormuşum ben anlamadım?” Dedim. “ Geçmişsin karşıma inleye inleye dondurma yiyiyorsun.” Dedi. Gözlerim şokla açıldı. O an refleksle tokatı yapıştırdım suratına. “ Asıl sen benim başıma bela olacaksın terbiyesiz” diyip koşarak uzaklaştım oradan. Nefes nefese bahçe kapısına gelip duruldum. Böylece içeri girecek olursam çok dikkat çekerdim. Kendimi toparlayıp açtım kapıyı. Annem belirdi aniden önümde “Gelmeseydin kızım sabaha şurada ne kaldı.”dedi. Ona cevap vermeden mutfağa girdim. Hemen bir bardak su doldurup içmeye başladım. Az önce tanımadığım birine tokat atmıştım. Ellerim zangır zangır titriyordu. Onun tokat attığımdan sonraki surat ifadesi gözümün önüne gelince kıkırdamaya başladım. Hiç beklemediği bir anda yaptığım için şoka girmişti. Ama bunu yaptığıma hiç de pişman değildim. Terbiyesiz adam bunu hak etmişti bence. Bardağı tezgahın üstüne koyup odama doğru ilerledim. Yarın Deryanın nişanı vardı erken kalkmam gerekiyordu bu yüzden yatağıma girip uyumaya çalıştım. Ama sabaha kadar esmer tenli yakışıklı adam gözümün önünden gitmedi. Sabah uyandığımda üzerimde müthiş bir uyku vardı. Gece uykumu alamadığım için dünkü adama daha da sinirlenmiştim. Neyseki bu gün arkadaşımın en mutlu günüydü onun için tüm olumsuzlukları bir kenara bıraktım ve sabah rutini için lavaboya ilerledim. İşlerimi hallettikten sonra biraz makyaj yapmak için ayna karşısına geçtim hafif bir göz makyajı ve biraz allık sürdüm. Dudaklarım için kiraz rengide bir ruj ve artık hazırdım. Üzerime siyah belden oturtmalı bir elbise geçirdim. Köy yerinde daha fazlası laf söz yapacağından pekde özenmedim. Annemlere haber verip Deryaların evine doğru yürümeye başladım. Camdan bana seslenen ayşe teyzeye selam verdim. Ve beni lafa tutmamsı için hemen uzaklaştım oradan. Deryaların evine yaklaşınca çemenin az ilerisinde ki evin kapısı açıldı. Yüzümü buruşturdum çünkü bu ses Ahmet demekti. Aslında kendisi öğretmen di ama bana karşı hisleri olduğunu bildiğimden ve bundan rahatsız olduğum için onu görmekten pek haz etmiyordum. Çünkü beni her gördüğü yerde bir şans istiyordu. Kafamı hemen başka bir yöne çevirip görmemezlikten geliyordum ki koşarak yetişti bana. “Ahu görüyorsun beni ama bir selam bile vermiyorsun bana “dedi. “ Acelem vardı Ahmet o yüzden selam veremedim kusura bakma” dedim. Ona biraz soğuk davrandığımın fakındaydım ama ben aşık olmak istiyorum. Kalbim karşımda gördüğümle hızlı hızlı atsın. Karnımda kelebekler uçuşuyor gibi olsun istiyorum. Ahmet bana bunları hissettirmiyor. Hızlı hızlı yürüyüp yanından ayrıldım. İnsanların beni onunla görüp laf söz etmesini istemiyorum. Deryaların kapısına gelince zile bastım Kısa bir süre sonra kapı açıldı ve Derya üzerime doğru fırladı.”Neredesin kızım sen” diye söylendi. “ Aslında daha erken gelecektim ama her zamanki gibi Ahmet radarına yakalandım.” dedim. “Aslında yakışıklı çocuk öğretmende neden istemiyorsun Ahu” diye sordu Derya. “Yakışıklı ama bana göre değil ben de senin gibi aşık olmak istiyorum”. Kıkırdamaya başladı aptal aşıklar gibi gülümsüyor bir yandan da konuşmaya çalışıyordu. “O zaman işin çok zor benim Alim gibisi bulunmaz”dedi. Berber içeri geçtik her şey hazırdı zaten. Geniş salonu çak güz bir şekilde düzenlemişlerdi. Güzel bir çift beyaz sandalye ve önünde şık krem bir sehpa vardı. Nişan için çeşit çeşit ikramlıklar hazırlanmış sunum tabaklarına konmuştu. Deryaların durumu çoğu haneden daha iyiydi. Bu sebeple özenle hazırlanmış ve genelde köyde görmeye alışık olmadığımız şıklıktaydı. Zaman hızla akıp geçmiş akşam vakti yaklaşmıştı. Kapı çaldı ve misafirleri karşılamaya kapıya yaklaştık . Önce Ali abinin babası ve annesi sonra elinde çok güzel bir buketle Ali abi girdi. Ardından misafirler girmeye devam ediyordu. Yüzümde minik bir tebessümle karşılaşıladım misafirleri. Tam kapıyı kapatacakken bir erkek eli engel oldu buna. Başımı kaldırdım ve gözlerim şokla açıldı dün tokadı bastığım adam şu anda kanlı canlı karşımda duruyordu. Beni görünce bir afalladı. Baştan ayağa ağır ağır süzerken gözleri göğüs çatalımda takılı kaldı. “İçeri girecek misin yoksa suratına kapatayım mı?” Diye sordum. Lafımı pek esirgemezdim ama böyle de arsız değildim aslında sadece dün gece söylediklerine çok sinirlenmiştim. Bir eli cebinde bir eli kapıda yüzünde çözemediğim bir surat ifadesi ile bana baktı. Bir baş selamı verim içeriye girdi. Bu da neydi böyle benimle konuşmaya tenezzül bile etmemişti. Misafirleri salona yerleştirip Derya ve kuzenleri ile mutfağa geçtik. Deryanın kuzeni Elif “ Damat beyin arkadaşı da pek bir yakışıklıymış. O boy o endam o bakışlar neydi öyle” diyip bana bakarak kıkırdadı. Elifin elin adamını böyle süzüp anlatması canımı sıkmıştı. İkramlık için gerekli tabakları alıp salona götürdüm. Dalgın bir şekilde yerleştirirken yanımda bir gölge fark ettim. “Noldu arkadaşının nişanı değilde yası gibi duruyorsun” diyen adama baktım. “Adınızı bile bilmiyorum ama siz benim her davranışıma burnunuzu sokuyorsunuz” dedim. Tek kaşımı kaldırıp biraz daha yaklaştı. “Adım Arslan Ahu.” Dedi. Arslan diye geçirdim içinden bu köyde bir Arslan vardı o da bildiğim kadarı ile Arslan Demirdi. Kendileri baya varlıklı bir aile olarak bilinirlerdi. Başı sıkışana yardım eder. Kapılarına giden kimseyi geri çevirmezlermiş diye duymuştum. Sonra bana adımla seslendiğini fark ettim. “Ben sizi tanımıyorum bile ama siz benim adımı biliyorsunuz” diye sorgular bir ses tonu ile konuştum. Gözlerinden bir kırgınlık geçti. Derin bir nefes alıp kaslı göğsünü şişirdi. Tek bir kelime etmeden. Ali abilerin olduğu tarafa yürüdü. Bir kaç kişinin gözü bize dönmüştü. Elif merakla yanıma damladı. “Ne oldu? Ne konuştunuz?. Dedi. Bıkkın bir ifade ile ona dönüp “Bir şey konuşmadık Elif” dedim ve cevap vermesini beklemeden mutfağa geçtim. İkramları dağıtmaya başladık. Tabakları dağıtırken sıra Arslana geldi. Önüne doğru eğildiğim de vücudunun yaydığı gerginliği hissettim. Bakışlarımı ona doğru kaldırdığım da gözlerimiz buluştu. Hemen ardından kafasını eğip göğüs çatalıma baktı kaşları çatıldı. Daha fazla eğilmeme müsade etmeyip kalkarak tepsiyi elimden çekip aldı. “ Ne yapıyorsun” diye fısıldadım. “Burası erkek kaynıyor bundan gerisini ben hallederim” dedi. Bakışlarında ki imayı fark edince bir şey söylemeden uzaklaştım oradan. Yanaklarım yanıyordu resmen.Gece sonunda nişan bittiğinde Derya ve Ali Abiyi tebrik edip ayrılmak için izin istedim. Ali Abi kaşlarını çatıp “Tek başına bu saatte gitme bizim çocuklardan biri seni bıraksın.” Dedi. Tam itiraz edecekken Arsalanın sesi duyuldu “Ben bırakırım kardeşim” dedi. Ve kapıyı açarak dışarı çıktı. İtiraz bile edememiştim. Dışarı adımladığım da onu sigarasını yakarken gördüm. “Ben kendim giderim içeride Ali Abiye ayıp olmasın diye konuşmadım.” Dedim. “Ne demek giderim bu saatte seni tek başına gönderir miyim sanıyorsun sen.” Dedi. “ Sen kimsin be senden izin mi alıcam ben.” Dedim. O hararetle ona o kadar çok yakınlaşmıştım ki belimi tutup beni kendine çekince fark ettim. “Şu anlık hiç kimse ama yakında her şeyin.” Dedi. “Şimdi düş önüme güzelim sağ salim eve varalım.” Dedi. Ne bana güzelim mi demişti o. Kafamda dönenler yüzünden onunla bir daha konuşmayıp eve doğru yürüdüm. Bu gecede uyku haramdı bana. İki günlük bir adam tüm uyku düzenimin içine etmişti.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

HÜKÜM

read
225.1K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
527.0K
bc

ÇINAR AĞACI

read
5.8K
bc

Ne Olacak Halim (Türkçe)

read
14.4K
bc

AŞKLA BERDEL

read
79.9K
bc

PERİ MASALI

read
9.5K
bc

Siyah Ve Beyaz

read
2.9K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook