Sabah başımdan gözlerime vuran iğrenç bir ağrı ile uyandım. Her kavga sonrası olan enkazı toplamak için gözlerimi açtım. Kavgadan sonra babam oek oralı olmaz benden de normal bir rutinde devam etmemi isterdi. Sanki bir gece önce yaşananlar kötü bir kabukmuşta. Ben gelecek kötülüklerden kormuşum gibi. Hiç yaşanmamış yada ihtimal olan bir şeymiş gibi.
Boş gözlerle tavanı izlerken ani bir irkilme ile doğruldum. Bu diğerleri gibi değildi ki. Aklıma gelen arslan ile etrafıma hızlıca bakınıp ayağa fırladım. Üç günlük tanıdığım adama sarılmış yetmiyormuş gibi de koynumda uyumuştum.
Yanaklarımın al al olmasına mani olamadım. Aklıma gelen görüntüler ile içim titredi. Arslanın beni korkusuzca koruması çok hoşuma gitmişti. Ona karşı koyamadığım bir sıcaklık oluştu içimde. Aynaya doğru döndüğümde yüzümde oluşan istemsiz tebessümü izledim. Biraz daha ayrıntılı bakınca dudağımda ki yara izini fark ettim. Yüzümdeki tebessüm silinip gitti.
Odadan çıkıp koridorun sonun da ki banyoya girip elimi yüzümü yıkadım. Odama geçip dünden kalma giysileri çıkardım üzerimden.Arslan dün laf arasında bu gün geleceklerini söylemişti. Aniden içimi bir heyecan kapladı sanki sevdiğim adam gelecekmiş gibi ellerim buz kesti. Üzerime beyaz kısa bir gömlek ve bir kot pantolon geçirdim. Saçlarımı tepeden bir ev topuzu yaptım ve aşağı inmeye hazırdım. Artık makyaj yapıp sanki dün hiç bir şey yaşanmamış gibi yapmayacaktım.
Belkide bu evde son günlerimdi ve bunu da onların vicdanını rahatlatmak için harcamayacağım. Bana yaptıklarını görmelerini istiyordum. Mutlu aile tablosunun arkasında ki enkazı fark etmelerini ve beni artık rahat bırakmalarını isteyecektim.
Merdivenlerden aşağı düşünceli bir şekilde inerken annem ve babamı kahvaltı yaparken gördüm. Onlar için dünkü olay basit bir tartışmadan ibaretti. Nasıl bu kadar hızlı toparlanabiliyorlar yıllardır çözemiyorum. Bu aile için fazla duygusal dışarısı için fazla donuk bir karakterdim. Çok az samimi olarak konuştuğum arkadaşlarım vardı. İçimden gelmedikçe kimseyele gülmez, kimseyle konuşmazdım.
Masaya doğru ilerledim görünmezmişim gibi kimse bana bakmadı bile. Sandalyeyi gürültü çıkararak çektim. Babamın homurtusunu duyuyordum. Oturdum ve sanki çok iştahlıymışım gibi tabağıma bir sürü şey tıkıştırdım. Benim sürekli utangaç halimi gördüklerinden epey bir şaşırmışa benziyorlardı.
Babam kafasını bana doğru çevirdi. Elinde ki sıcak çaydan bir yudum alıp geriye doğru yaslandı”Hayırdır kızım pek bir iştahlı gördüm seni. Gidince özlersin diye annenin kahvaltısını bir daha bulamazsın diye mi böyle yiyorsun.” Dedi.
Ağzımda ki lokma büyüdü yutamadım bir türlü. Çayımdan minik bir yudum alıp.”Evet” dedim. Şaşırdıklarını görebiliyordum. Onlar da benim bu kadar çabuk kabullenmemi beklemiyorlardı anlaşılan ama ben dün gece Arslanın gözlerindeki sevgiyi görmüştüm. Onunla konuşacak son dönem kalan okulumu bitirmemi kabul etmesi şartı ile evlenecektim.
Tek duam bu şartıma karşı koymaması idi. Zaten iki yıllık okuyordum. Sadece diplomamı alıp çalışmak kendi ayaklarımın üzerinde durmak istiyorum. Arslanın bunu bana çok göreceğini düşünmüyorum açıkçası. Ama onu tanımayan yanım beni korkutuyor.
Arslanla yapacağım konuşmayı hayal ederken birden gözümün önünde belirdi. Hayal görüyorum sanırken kaşımdaki sandalyeyi çekip oturdu. Hızla bana göz kırpıp babama döndü. “İsteme bu akşam olacak biz Ahu ile gidip söz yüzüğü alacağız akşama doğru geri döneriz.” dedi. Bakışları tekrar bana kayınca gözleri ile yukarı çıkıp hazırlanmamı istedi resmen.
Dün bir bu gün iki nasıl gözleri ile söylediklerini anlıyorum ama. İçimden dalga geçerken istemeye istemeye üst kata çıktım. Giyinmeyi ve yerinde dekolteyi her zaman severim.
Dolabın kapağını açtım ve karşısına geçip bakındım. Ne giymeliydim hiç bilmiyordum ki. Güzel rahat bir kısa tulum çıkardım. Kahve tonlarındaki tulum dizlerimin bir iki parmak üstündeydi. Hafif bir makyaj yaptım ve saçlarımı taradım.
Daha dolgun dursun diye kokusu çiçek bahçesi gibi olan spreyden sıkıp parmaklarımla masaj yaptım saçlarıma.
Ve artık aşağı inmeye hazırdım. Çantamı son kez kontrol edip odadan çıktım. Merdivenlerden aşağı inerken Arslanı aradı gözlerim ama bahçeden çıkmıştı. Büyük bir ihtimalle beni arabada bekliyordu. Hızla ilerledim ve kapının önündeki lüks siyah arabaya bindim. YüÜnü diğer tarafa dönmüş sigara içiyordu.
Ara sıra çok kederlenince bende içerim hatta bu aralar paket taşıdığımdan kokusu beni rahatsız etmedi. Bakışlarını aheste aheste üzerime çevirip süzdü beni. “Sen bu kadar güzelken nasıl çıkalım merkeze katil olurum ben.” Derinden gelen tok sesi ile baka kaldım yüzüne.