4. Bölüm

500 Kelimeler
Babamın haksız yara attığı ilk tokat değildi am beni böylesine aciz gören ilk insan Arslandı. Elim ağır bir biçimde yanağıma gitti saklamak istedim o kanı ve kızarıklığı. Babama doğru döndüm. “Neden? Neden evlendirmek istiyorsun beni. Neden bana bir yükmüşüm gibi bakıyorsun.” Dedim. Hala cesaretime inanamıyordu babam. Her attığı dayaktan sonra hakkımı savunmam onu daha da çıldırtıyordu. Beni hem çok severken hemde nasıl bu kadar nefret edebiliyordu anlamış değildim. İkimizde hayretler içerisinde birbirimize bakarken sokak kapısı gürültü ile açıldı. Aynı saniye kapının kırılır gibi çalınması duyuldu. Gelenin kim olduğunu tahmin edebiliyorum. Bir kaç saniye sonra aralanın odaya girişine şahit oldum. Şu an bu eve yabancı minik bir misafir çocuğu gibi hissediyorum. Sanki herkesin gözü benim üstündeymiş gibi bir rahatsızlık var. Arslan hızla içeri girip babamı itti. Geniş ve kaslı sırtını bana döndü. Bir eliyle beni arkasına doğru çekti. Babama doğru dönüp “Ne yapıyorsun lan sen! Nasıl benim sözlüme evleneceğim kadına el kaldırırsın. Bu cesareti nereden buluyorsun!” Dedi. Utanç şu an hissedebildiğim tek şey kocaman bir utanç. Beni öz babamdan korumaya gelen yabancı bir adam. Arslanı görünce babamın ruhu çekilir gibi oldu. Ondaki bu değişimi anlayamıyordum. Başını önüne eğip ellerini birleştirdi. “Ağam duydum ki size saygısızlık yapmış. Cezasını vermek boynumuzun borcudur.” Dedi. Tiksindim babamdan bu beni ilk dövüşü değildi ama başkasının yanında bu kadar küçük düşmemiştim şimdiye kadar. “Bir daha Ahuya el kaldırdığını görürsem o ellerini kırarım. Du et karımın babası olacaksın yoksa seni yaşatmazdım.” Dedi. Babam panikle öne doğru atıldı “Aman ağam her ailede olur böyle şeyler. Bir daha tövbe dokunmam ona.” Dedi. “Yarından tezi yok istemeye geliyoruz Ahuyu. 1 haftaya da düğün. Sözümün üstüne söz istemiyorum.” Dedi. Bana doğru döndü. “Bizi Ahu ile yalnız bırakın.” Babam ve ona kapıyı açan annem odadan apar topar çıktı. Az önce sokakta bir erkekle görüldüm diye dayak yememişim gibi. Beni bu odada hiç sorgulamadan o adamla yalnız bıraktılar. Kapının kapanma sesi ile Arslan beni kollarının arasına aldı. Bu ani hamle ile neye uğradığımı şaşırdım. Gücüm tükenmiş gibi hissediyordum. Derin bir nefes aldım. Ferah kokan parfüm kokusu ciğerlerime kadar indi. Biraz gevşeyince başımı göğsüne yasladım bunu beklemiyormuş gibi kasıldı. Elleri havada yumruk olmuştu. Anlam veremedim sabah bana evlenmek istediğini söyleyen o değilmiş gibi. Sarılmamdan rahatsız mı olmuştu. Utançla geri çekilecekken, ellerini sırtıma koyup beni sım sıkı sardı. Sıcak sinesinde sığınmak istedim. “Nasıl yakmış canımın canı o adam ki sabah reddettiği adama sığınıyor benim canım.” Konuşmama izin vermeden burnunu boynuma gömdü derin derin soldu kokumu. Laf diyemedim daha bir dakika önce sapık gibi adamı koklarken ne söyleyebilirim ki. Kafamı göğsünden kaldırmadan mırıldandım. “İlk defa biri korkmadan beni savunuyor ve bu kişi saatler önce reddettiğim adam çok utanıyorum.” Dedim. Vücudum uyuşmuş gibiydi her an uyuyabilirdim. Uzun parmakları saçlarımda gezinince iyice mayıştım. SarılışımıI bozmasan bir kaç adımla yatağa oturttu bizi. Kucağında hiç sesimi çıkarmadan durdum. Bir süre sonra gözlerim kayarken mırıldanışını duydum. “Uyu bakalım Ahum uyu ki günler çabuk geçsin. Bu cehennemden seni alayım” ve gözlerim karanlığa kapandı
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE