“ Sen beni yeni tanıyor olabilirsin ama önümüzde beni tanıyacağın uzun yıllar olacak.” Huzur veren yatıştırıcı bir sesi vardı. Ama bu sakinlik beni çıldırtıyordu. Onunda çıldırması için kelimeler ağzımdan fütursuzca çıktı. “Peki ben başka birini tanımak istiyorsam. Başka biri ile hayatımı paylaşmak istiyorsam onu ne yapacaksın.” Diye sordum.
“ Senin yanında ben varken değil başka biri ile olmak ihtimalini bile düşünemezsin.” Diye tısladı.
Elimi ellerinin arasına alıp sıkıca tuttu. Kocaman sıcacık elleri benim buz gibi ellerime dolanınca bir sıcaklık sardı vücudumu. Alışık olmadığım tepkiler veriyordu vücudum. “Bu elleri bir kere tuttum ben”dedi tutuşunu dahada sertleştirerek. “ Artık başka biri aramızda olamaz bile. Bir daha böyle bir şey duymayacağım” adeta kükredi. “Dağ ayısı” diye mırıldandım.
Daha evlenmeden böyle bağırıp çağırıyorsa evliliğimizi düşünmek bile istemiyorum ben. Saygı ve sadakat benim için çok önemlidir.
“ Hah evlilikmiş. Sen şimdiden böyle bağırıp çağırmaya başladın evlenince beni dövmeye de kalkarsın sen” şaşkınlıkla yüzüme baka kaldı. “ Ne dövmesi kızım ben o kadar şerefsiz miyim?” Ellerini hayretle kendine çevirdi. “Bunları senin bana olan davranışlarından çıkarıyorum. Sürekli bağırıyorsun bana böyle bir hayatım var zaten neden bunu deva ettireyim ki?”
Tam ağzını açıp konuşacakken elimle susturdum onu. “Zaten sürekli hor görülüp en ufak bir hatamda büyük bedeller ödüyorum neden bunu hayat arkadaşım da da isteyeyim.” Gözlerimi gözlerinden çekip gökyüzüne kaldırdım. Orayı izlemek bana her zaman iyi geliyordu. “Ben seni kırıp dökmem Ahu hem ne bedeli bu evdekiler sana bir şey mi yapıyor.?” Dedi. Evdekiler bana çok şey yapıyor diyemedim.
Her zaman ki gibi maskemi takıp “Bir şey yapmıyorlar.” Dedim buna pek inanmamıştı. Benim babam yeri gelince dünyanın en iyi babası olurdu ama sinirlendi mi size öyle acılar yatırdı ki. O yaralar asla kabuk bağlamazdı. İnsan böyle acıları en yakınlarından görünce başka birine güvenemiyordu. Babam bile bana hiç acımadan el kaldırıyorsa yedi kat yabancı neden yapmasın diye düşünür dururdum sürekli.
Onu tanıdığım günden beri üzerimde olan bakışları aniden dalgınlaştı. Elimden tutup beni hıla bir yere doğru çekmeye başladı. Çakıllı yolada normal bir hızla yürümek bile zorken şu an oldukça zorluyordu beni. Elinin üstüne sağ elimi koyup ellerimizi ayırmaya çalıştım.
İkindi vakti herkes dışarda iken bu adam beni nereye götürüyordu Allah aşkına. “Nereye gittiğimizi sorabilirliyim acaba?” “Tabi sorabilirsin biraz araba ile turlayalım bir birimizi tanırız. Sende müstakbel kocanı tanırsın.” Dedi. “Müstakbel kocam mı ben seninle evlenmeyeceğim ki ne kocası.” Dedim. Aniden durdu ve bana baktı. Sanki gözlerimde sözlerimin doğruluğunu arıyordu. Ama tek görebildiği donuk bakışlarım oldu.
“Benden iyisini bulamazsın bak. Başına talih kuşu konmuş sen hala evlenmem diyorsun.” “Bu gün babam gelip evleneceğimi söylüyor. Kim olduğunu bilmiyorum bile. Sonra sen geliyorsun ve bana diyorsun ki evleneceğiz. Bu beni nasıl yaralıyor görmüyor musun?” Derin bir nefes alıp devam ettim.
“Kimse bana fikrimi sormadı bile. Ben üniversiteye devam etmek istiyorum. Çalışmak kendi paramı kazanmak istiyorum.” Gözlerim tekrar dolunca bakışlarımı yere çevirdim. Tekrar ağladığımı görsün istemiyordum. Zayıflıklarımı görüp bana karşı kullanabilirdi ne de olsa onu tanımıyordum bile.
“Ben senin kalbinin bu kadar kırılacağını tahmin etmemiştim. Buralarda aileye haber gönderilir sonrada istemeye gidersin. Sen de biliyorsun bu durumu.” Elleri ile saç tutamlarımı kulağımın arkasına koydu ve yanağımı okşadı. Bana gösterdiği merhamet aklımı çeliyordu.
“Bunu bana da sorabilirsin. Nişanda saatlerce aynı ortamda kaldık beni eve bıraktın bunlar bahane değil.” Dedim. Ufak bir kahkaha atıp “Bundan sonra hanımcı olurum her şeyi ilk sana sorarım güzelim. Yeter ki sen asma şu güzel yüzünü” dedi.
“Hanımcı mı bu doğal bir şey bana sormadan zaten karar veremezsin.” Dedim. ”Hımm evliliği kabul ediyorsun o zaman.” Dedi. Boşluğundan faydalanıp iki adım geriledim. “Hayır!” Dedim ve eve doğru yürümeyw başladım. Arkamdan seslenmeye devam ediyordu. “Telefonunu alacaktım kaşla göz arası kaçtın ellerimden! Diye bağırdı.
Peşimden gelmesin diye hızla köşeyi döndüm ve sokak kapısını açtım. Kimselere görünmeden odama geçtim. Yüz üstü yatağa savurdum bedenimi. Un çuvalı gibi yığılmış kolumu kaldırmaya halim bile yoktu. Aralanın o dağıtmayı istediğim yakışıklı yüzü, çarpık gülüşü, gece karası gözleri ve sert yüz hatları gözümün önünden gitmiyordu.
Hiç tanımadığım biri ile nasıl evlenebilirdim ki. Kendimi şu an çok değersiz hissediyorum sanki bu ailenin bir parçası değilmiş gibi. Sırtlarında bir kamburum da benden kurtulmak istiyor gibiler. Ben düşünceler içinde boğulurken kapının duvara çarpma sesi ile yerimden sıçradım. İçeri sinirden köpürmüş gözlerine perde inmiş babam girdi.
Bu bakışları çok iyi tanıyordum ben. Korku ile yataktan kalkıp sorgular bir biçimde babama baktım. “Evlenmem evlenmem diye ağlayım akşama kadar dışarıda adamlarla mı konuşuyorsun lan sen!” Diye bağırdı. Üzerime doğru yürümeye başlayınca cama doğru adımladım.
Bakışlarında ki canilik canımın bu gün çok yanacağını adeta bana haykırıyordu. Gözlerimi sım sıkı kapadım sanki görmeyince acımayacak ben bu olaya şahit olmayacakmışım gibi. “Konuşsana lan ne bok yiyiyordun elin adamı ile söylee.” “B-ben kimse ile bir şey yapmıyordum.” Dedim. Sanki ona başka bir şey söylemişim gibi üzerime doğru atıldı.
Saçlarımdan tutup başımı öne doğru eğdi. “Yanında ki kimdi dedim. Bir daha sormam sende söyleye bilecek kadar kendinde olmazsın.” Diye fısıldadı. Sesinden akan tehlike tüylerimi diken diken yapmıştı.
“A-arslandı yanıma gelen. Evleneceğimizi haber verdi.” Dedim hızla. Bana neler yapabileceğini bildiğimden. “Ne söyledin adama. Eğer ki itiraz ettiysen seni burada öldürürüm.” Dedi. “Evlenmek istemiyorum!” Dedim ona “ Bana kimse sormadı.” Dedim. Yüzüm yana doğru döndü. Oda da yankılanan tokat sesi ile kalbime bir ağrı girdi. Yüzüm bir kor gibi yanmaya başladı. Dudağımın kenarında akan ince cıkız kan ruhumu yansıtıyordu sanki.
Bakışlarımı onun cani suratından çekip pencereye yöneldim. Dışarıda gördüğüm suret ile utançla kapandı gözlerim…