Hizmetçi

1219 Kelimeler
TURNA “Cehennemine hoş geldin.” En son bu cümleyi kurduktan sonra fırlatır gibi bırakmıştı kollarımı. Bana psikolojik baskı yapmaya çalıştığının farkındaydım. Sonuna kadar dayanmam gerektiğinin de tabi. Araba durupta biz inene kadar bir daha konuşmadık ama sinirliydi. Çok sinirliydi. Sanki ben değildim. Sinirli olması gereken sadece o değildi. Şu an haksız durumda olsam da öyle görünsem de işler çözüme kavuştuğunda ağzıma geleni sayacaktım. Araba durunca önce kendi inip sonra benim inmemi bekledi. Ağaoğlu Şirketler binasının tam önünde duruyorduk. Daha önce sadece toplu taşımayla yanından geçerken görmüştüm. Şimdi yakından daha da büyüktü. Sırığın ben inince yürümeye başladığını yeni farketmiştim. Ah evet bulmuştum. Tam tipine yakışır bir benzetmeydi onun için. Zaten Aslan demeye bin şahit isterdi olsa olsa bundan sırtlan olurdu. Koşar adım peşine düşüp sırığı takip ettim. Arkasından yürüyüp giriş kapısından beraber geçmeyi başardım. “Aslan Bey hoş geldiniz efendim.” Benim peşlerine takıldığımı gören kadın göz ucuyla bana bakıp konuşmasına devam etti. “Dosyalar hazır edilip masanıza kondu. Bugün toplantınız saat üçte.” Kadın konuşmaya devam ederken ben şirketin içerisini incelemeye başlamıştım. Her gören kasıla kasıla yürüyen pis Sırık’a selam veriyordu. Asansörün önüne geldiğimizde durduk. Kız kenara çekilirken ben açılan asansörün içine giren Sırık’ı peşi sıra takip ettim. Asansöre ilk o bindiği için ben önde kalmıştım. Bastığı kata gelince inip tekrar arkasına geçtim. Odasını açıp içeri girdiğimizde, bizden önce herkesin gelmiş olduğunu gördük. “Ooo bizde tam gidiyorduk yahu.” Tekmelediğim adam yine Sırık’a laf attı. Genelde birbirlerine laf sokar gibilerdi zaten. “Gitseydiniz lan o zaman.” Sırık her zamanki gibi yine formundaydı tabi. Niye bu adamla muhatap oluyorlardı anlamış değildim. Benim her lafımı tersleyen arkadaşım olsa bir daha yüzüne bakmazdım. Sırık gidip masanın arkasına yani yerine otururken ben kapının tam önünde ayakta kaldım. “Neden bu kadar geç kaldınız.” Bu sefer konuşan bağ evinde Sırık’la beraber beni sorguya çeken adamdı. “Hizmetçim uyanamadı Leventcim.” Aslan yani Sırık ellerini iki yana açtı. “Eee var mı başka sorusu olan.” Kimseden ses çıkmayınca yırtıcı hayvanların gözlerinin renginde olan korkunç yeşil gözlerini bana çevirdi. “Git bize beş tane kahve getir.” Gerçekten hizmetçilik yapacaktım bu herife demek. Kendimi yine tutamayıp ağzımın içinde mırıldandım. “Bok iç.” Yakınımda duran sabah beni uyandıran çocuk kahkaha atınca duyduğunu anladım. “Haha.” “Anlamadım. bir şey mi dedin?” Önce bana sonra o çocuğa baktı. “Kahvelerinizi nasıl alırdınız dedim.” Çocuğun beni ele vermesini umarak zar zor cevap verdim. Çocuk bir şey demeden gülümsemeye devam etti. “Hepsi sade çabuk ol.” Arkamı dönüp kapıyı açarak çıktım. Kahveyi nereden bulacağımı bilmeden geldiğimiz yöne doğru geri yürüdüm. Duyduğum insan seslerine doğru ilerleyince bilgisayar ekranına bakıp bir konu hakkında tartışan bir kaç kişi gördüm. “Afedersiniz. Çay ocağı ne taraftaydı acaba?” “Koridorun sonunda.” “Teşekkür ederim.” Teşekkür ettikten sonra yoluma devam ettim. Koridorun sonuna yaklaştıkça gelen cam seslerinden çay ocağına yaklaştığımı anlamıştım. Kapının üzerinde Mutfak tabelası bulunan yerden içeri girdim. Bir kadın bir erkek iki kişi vardı. Biri çay doldururken diğeri yiyecek bir şeyler hazırlıyordu. Selam verip derdimi anlattım. Kendileri götürmek istese de itiraz edip beş fincan kahveyle mutfaktan çıktım. Geldiğim odaya doğru yürürken koridorda iki kişiye rastladım. İkisi de bana kolay gelsin dedi. Sanırım yeni başladığımı falan sandılar. Hizmetçim lafı hala kafamda dönüp duruyordu. Herkesin hizmetçisi olurdum da bu hayvan milyonlar verse yüzüne bakmazdım. Bir de bana hizmetçi diyerek küçümsediğini sanıyordu. Kapının tam önünde fincanlardan birini ağzıma yaklaştırıp tükürdüm. “Püüü.” İşte şimdi keyfim yerine gelmişti. Haketmişti pislik. ASLAN Sarı Yılan odadan çıkınca konuşmaya başladım. Her şeyi onun yanında konuşamazdık. “Serko anlatacağım var demiştin ne oldu?” Serkan kafasını sallayıp yanında getirdiği dosyayı açıp önüme koydu. Ben dosyayı incelerken Serkan konuşmaya başladı. “Aslan kızların izini bulduk galiba.” “Galiba?” “Biliyorsun orta doğudaki tüm aşiretlere büyük önemli ailelere de haber uçurmuş, kundakçıların yurt dışına kaçma ihtimaline karşı yardım istemiştik.” Kafamı salladım. Çoğu zaman böyle durumlarda Irak, İran, Suriye gibi özellikle ülkemizin sınırı bulunan ülkelerdeki aileler, aşiretler veya mafya topluluklarıyla haberleşir yardımlaşmaya çalışırdık. “İşte Iraktaki Aşiretlerden biri dün Ayaz’a ulaşıp, tarif ettiğimiz tipteki iki kızın Türkiye’den Irak’a geçirildiğini ve fuhuş çetesine para karşılığı satıldığını söyledi.” Serkan nefes almadan öyle hızlı konuştu ki. Araya giremedim. Kızların böyle bir şey için kaçırıldığını tahmin edebiliyorduk ama şimdi gerçek olduğunu duymak içimi acıttı. Ayaz devam etti. “Kızlara sahte kimlik çıkarmışlar. Zerohi Aşiretinin söylediğine göre bu sürekli olan bir şeymiş zaten.” “Ne kölesi lan manyak mı bu adamlar? Biz biliyorsak bunları güvenlik güçleri nasıl bilmiyor?” “Bilmez olurlar mı? Her yıl kaç tane kızı kurtarıyorlar. Fakat hepsine yetişmeleri imkansız. Üstelik bu tüm dünyada olan bir kaçakçılık. Cinsel kölelik amacıyla insan kaçırmak.” “Vay amına o da gelip bizi buldu desene.” Sesim olduğundan yüksek çıkmıştı. Kızları bulmayı becerir miydik bilmiyorum ama elimden geleni yapacaktım. Benim fabrikadan kaçırılmışlardı. Ben adam gibi fabrikanın güvenliğini sağlasaydım. Kızlara bir şey olmayacaktı. “Fena faka bastırdılar bizi.” Serkan gözlerimin içine pekte umudumuz varmış gibi bakmıyordu. “Bence bu adamlara bir yem sunalım ve bekleyelim. Belki bizim onları bulmamız gerekmez. Kaçakçılar ayağımıza gelir.” Ayaz’a cevap veremeden kapı tıklatılıp açıldı. “Kahveleriniz.” Turna yalandan gülümsemesiyle ilk tepsiydi bana tuttu. Tam önümde duran fincanı aldım. Diğerlerine de kahvelerini uzatırken Tolga’nın kıza takılması dikkatimi çekti. Kız ayakta durup bana bakarken gülümsemeye devam ediyordu. “Bir isteğiniz yoksa dışarıda bekleyebilirim.” Aklıma gelen fikirle ben de ona gülümsemeye başladım. Madem o kadın satan adamın sevgilisiydi. Bakalım ne kadar ileri gidebiliyordu. “İsteğim var. Telefonuna atacağım numarayı ara akşama 6 kişilik yer ayırt bakalım.” Konuşurken bir taraftan da kıza telefonumdan striptiz kulübünün numarasını attım. “Şimdi çık dışarı da konuş.” Kafamla kapıyı işaret edince kız mavi gözlerini beni öldürmek istiyormuş gibi sinirle üzerime dikip kapıdan çıktı. Bu akşam çok eğlenecektik. “Nerenin numarasını attın lan kıza?” Ayaz bir işin içinde bir piçlik olduğunu anlayıp güldü. “Akşam kulüpteyiz bebeler ona göre hazırlanın.” “Yuh lan. Kızı da mı götüreceğiz. Oğlum eve aldığın yetmedi şimdi de kızı striptize mi götürüyon yoksa karıya mı? Üşüttün oğlum sen.” “Uzatma Serkan var bi bildiğimiz.” “Ne uz-“ Serkan konuşmasını tamamlamadan Ayaz heyecanla araya girdi. “Abi buldum ben buldum!” “Neyi buldun?” Bizden önce soran Levent’ti. “Biz niye masum birini şerefsizlere yem edelim ki? Elimizde zaten suçlu biri yok mu? Yemimiz kız olsun.” “Suçlu olup olmadığı kesin değil daha.” Tolga, Ayaz’a tepki gösterdi. “Kundakçı değil mi sonuçta kundakçı. Ayrıca kızı yem olarak kullanalım dedik. Adamlara vermeyeceğiz. Kızı kullanarak adamları yakalayacağız.” Ayaz kendini savunurken öne doğru eğilip bana baktı. Bir cevap bekliyordu. Aklıma ilk gelen şeyi söyledim. “Bu kılıkla mı yem edecez bunu. Kim gelir lan erkek fatma tipli kıza.” “O kolay lan sen he de ben bakcam çaresine.” Kapı bu sefer çalınmadan açıldı. Sarı yılan kızarmış, kırmızı yılan olmuştu. “Akşam randevunuz tamam Aslan Bey.” Dişlerini sıkmaya devam ederek gözlerini benden kaçırıp tekrar konuştu. “Bana bir kaç seçenek sunup bir şeyler sordular ama zevkinizi bilmediğim için bir şey diyemedim.” Bu hali beni eğlendirmişti. “Zevkimizi gidince görürsün.” Son söylediğim cümleyle halı desenini izleyen gözlerini kocaman açıp yüzüme baktı. “Ne ben de mi geliyorum.” “Ee heralde ben nereye hizmetçim oraya.” Burnundan solumaya başlayıp yumruklarını sıktı. Bu iş şimdiden çok hoşuma gitmişti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE