Mardin’in kehribar rengi akşamüstü, kadim şehrin üzerine yorgun bir yorgan gibi serilmişti. Arslanoğlu Konağı’nın avlusunda yankılanan her adım, bin yıllık taşların hafızasına yeni bir çentik atıyordu. Zerin, konağın en yüksek terasında durmuş, ufka, Suriye sınırına doğru uzanan o sonsuz ovaya bakıyordu. Elinde, İstanbul’daki üniversitesinden gelen sınav sonuç belgesi vardı. Başarılıydı, hatta dönem birincisiydi; ama kalbindeki ağırlık bu başarının tadını çıkarmasına engel oluyordu. Çünkü adalet, sadece kağıt üzerindeki kanunlarla değil, bir insanın vicdanındaki huzurla ölçülürdü. Baran, arkasından sessizce yaklaştı. Onun o ağır, güven veren adımlarını artık gözü kapalı tanıyordu. Baran’ın üzerindeki gri hırka rüzgârda savrulurken, gözleri karısının omuzlarındaki o görünmez yükü fark etmi

