(9) 2. Patron

1500 Kelimeler
Fıransız misafirlerle kısa sohbetimizden sonra garsonun menüleri vermesi ile her kes kendine bir şeyler sifariş vermişti. Ben tanımadığım insanların bulunduğu bir masada asla yemek yiyemezdim. O yüzden sadece salata sifariş vermiştim. Biz garsona sifarişlerimizi veriyorduk ki, Altuğ beyle o gece bana yardım eden, yani Ayzer beyin bir arada sohbet ederek içeriye girdiğini gördüm. Garsonlardan biri onları bizim masamızın hemen yanındaki masaya yönlendirmesi ve gelirken bizi görmeleri de tesadüf olmuştu(!) Şimdi ne yapacağımı düşünerek utan içinde başımı önüme eğdim ve bu yalanın nelere maal olduğunu bir kez daha anladım.Yeni patron Ayzer beydi öğle değil mi? Ve ben o gün sevgilimin ortağını sevgilim olarak tanıtmıştım. Kader yine yapmıştı en olmadık yerde yapacağını. Hem de en olmadık kişiyle. Aniden bulanan midem ile ne yapacağımı şaşırdım.Çünkü Altuğ bey de Ayzer bey de buraya doğru geliyorlardı. Altuğ bey zaten bu restoranda yemek yiyeceğimizi söylediği için restoranda gözü kısa bir süre bizi aramış ve görmüşlerdi. Altuğ bey muhtemelen misafirlere bir hoş geldin demek için geliyordu. Lakin Ayzer beyin beni tanıyıp tanımadığını bilmiyordum. İnşAllah tanımazdı ve o gün olanları Altuğa anlatmazdı diye içimde düşünüyordum. Evet artık Altuğa içimde de bey diyecektim. Çünkü aramıza aşamayacağımız kadar büyük bir engel girmişti. Hoş o gün yani, dün Altuğ bey bana en büyük kötülüğü yapmıştı ama yine de onun böyle bir şeyi, Ayzer beyi onun yerine üniversite arkadaşlarıma tanıtdığımı bilmesini istemiyordum. Hem ben hiç bir zaman yalan söyleyemezdim ve söylediğimde midem şimdiki gibi bulanırdı ki. Peki şimdi ne yapacağım? Altuğ beyle Ayzer bey bize doğru adımlar attıkça kalbim daha hızlı atıyor, heyecanım daha da katlanıyordu. Diğer taraftan da bulanan midem zamanında yetişmişti. Şey, ben bir lavaboya gidip geleceğim, ellerimi yıkamam gerek diyerek aceleyle ayağa kalktım ve Altuğ beyle Ayzer beyin tam aksi yönüne doğru gitmeye başladım. Masaların arasından geçerken midem gerçekten berbad bir hal almaya başlamıştı. Nihayet lavaboları bulunduğu koridora geldiğimde derin bir nefes alsam da çabuk kapıyı açıp içeriye girdim. Hemen tuvaletlerde birinden içeriye girerek kapıyı arkamdan kapattım ve diz çökerek midemde ne var ne yok kusmaya başladım. Midemde pek bir şey olmadığı için mide öz suyundan başka bir şey yoktu. Nihayet kendimi bir az olsun rahat hissederek ayağa kalktım. Kiliti açarak musluklarını bulunduğu tezgaha doğru ilerledim ve aynada kendime baktım. Her zaman ölü kadar beyaz renkte tene sahip olduğum için bu defa rengim daha bir beyazlamıştı. Elime yüzüme su vurarak bir az rahatlamaya çalıştım. Ellerimi son kez musluğun altına tutarak suyu boynuma sürdüm. İnanılmaz stres altındaydım ve böyle durumlarda hiç bir zaman güçlü görünmüyordum. Lavabo tezgahının yanındaki peçetelerden alarak yüzümü kuruladım. Umarım Altuğ bey ve Ayzer bey yerlerine geçmişlerdir. Misafirlerle olan yemeği bitirip bir an önce eve gitsem iyi olacaktı. Ama hayır 4te katılmam gereken bir etkinlik daha vardı değil mi? Allahım ben bu günü nasıl bitireceğim? Sen yardımcı ol lütfen. Derin bir nefes alarak adımladım ve lavabodan çıkarak masamıza doğru yürümeye başladım. Önce Altuğ beye ve Ayzer beye sadece baş selamı vererek aceleci ve utangaç bir şekilde kendi masama yani Fransızların olduğu masaya geçerek yerime oturdum. Üzgünüm, sizi de beklettim diyerek utançla başımı önüme eğdim. "Ah, hayır Ayliz hanım. Biz de patronlarla tanıştık ve küçük bir sohbet ettik. Sorun değil." diyerek gülümseyen Alexander beye ben de gülümseme gönderdim. Bir kaç dakika yine işten edilen sohbetlerden iş yerimizin yani şirketimizin nasıl kısa bir zamanda büyüdüğünü ve bir çok projeye imza atarak neler başardığımız hakkında bilgiler verdim. Bizim yaptığımız işin ne kadar sağlam ve karantili olduğunu ve tüm dünya çapında en iyi şirketlerin adlarının yanında yer almaya başladığımızda bahsettim. Ayrıca onların düşündüğü AVM ile ilgili de aklımda bir kaç projenin olduğunu, en kısa zamanda kağıt üzerine dökerek bu fikirleri onlara da ulaştıracağımı bildirdim. Hem şirket, hem de kendimiz hakkında çok detaylı olmamaya dikkat ederek güzel bir şekilde başlangıç yaparak önce bizi tanımalarını ardından şirketimizin kısa zamanda nasıl ilerleme kazandığından bahsettim. Son kez AVM hakkında da aklımdaki fikirlerin küçük bir kısmını, yani özel ve henüz hiç bir şirketin düşünüp de yapmadığı fikirlerden bahsederek bizimle çalışmaları için onları daha da kendimize çekmeye çalıştım. İşe kendimi o kadar çok kaptırmıştım ki, neredeyse yan masanızda oturan hem patronum, hem bana ihanet eden sevgilim ve henüz ihanetinin üzerinden 24 saat bile geçmeyen, bu da azmış gibi dün gece arkadaşlarıma yalan söyleyerek sevgilim olarak tanıttığım yabancı adamın aslında benim patronlarımdan biri olduğunu ve Altuğ bey ile tanıştıklarını öğrenmemiş gibi oturan insanları unutmuştum. İş hakkında konuşmaların ortasında yemekler gelmiş ve biz yemek yiyerek yine sohbet etmeye devam etmiştik. Yemekler bittiğinde ve garsonlar masayı temizlediklerinde artık ayrılma vaktinin yaklaştığını hissettim. Artık bir son vermeli ve geri plana attığım yan masayı düşünmeye başlamam gerekiyordu. Bir taraftan düşünerek midemdeki sancıları da çoğalttığımın farkındaydım. Nihayet ayağa kalkan Alexander bey ve diğerleri ile ben de ayağa kalktım. El sıkışarak kısa zamanda tekrar buluşmak için randevulaştık ve onları yolcu ettim. Yolcu ettikten sonra diğer masaya oturmadan önce tekrar lavaboya gittim. Yeniden elimi yüzümü yıkadım ve kendimi cesaretlendirerek bunu başaracağımı kendime defalarca söyledim. Yüzüme gülümseme takınarak masaya doğru ilerledim. Altuğ beyle Ayzer bey koyu bir sohbete dalmışlardı ve neredeyse benim masalarına geldiğimden bile henüz haberleri yoktu. Hafif boğaz temizleme sesi çıkararak ve tabiki utanarak kendimi belli ettim. Anında susan ikili beni görüp oturumlarına çeki düzen vererek ikisi de ayağa kalktı. Onlar da yemek sifariş vermiş ve bitirmişlerdi. Şimdi ise tatlı söyleyecektik sanırım sadece. Altuğ bey yanıma gelerek 4 kişilik masadaki ikisinin arasında kalan sandalyeyi çekti. Benim oturmamı beklediğini anladığımda zarifçe oturdum ve kısık sesle teşekkür ettim. Altuğ bey benim gelmemle söze başladı. Az önce tanışmadınız, Ayliz lavaboya gittiği için. Ayliz bu sana sabah bahsettiğim Ayzer bey, yani bizim şirketin diğer ortağı. Uzun yıllardır yurtdışında kaldığı için hiç şirkete gelmedi ve ben her şeyi yönetiyordum. Şimdi ise ailesini bir kaza sonucu kaybettikten sonra işlerin başına geçmek için temelli Türkiyeye yani, İstanbula taşındı. Bundan sonra sık sık şirkete gelecek ve işlerle benimle beraber kendi de ilgilenecek dedi ve kısa bir duraksamadan sonra Ayzer beye bakarak konuşmaya başladı şimdi. Ayzer bu da sana bir hafta önce bahsettiğim Ayliz hanım. Bizim mimarlık şubesinin müdürü oluyor kendisi ama şirketimizin bu yere gelmesi bizzat kendisi sayesinde olmuştur. Gerçekten şirketteki yeri çok önemlidir benim için diyerek beni utandırmıştı. Ayzer bey hiç beni tanımıyormuş gibi elini uzatarak tokalaşmam için bekledi. Memnun oldum Ayliz hanım dedi ve ben başımı yere eğerken elimi uzattım. Yine kocaman ellerinin arasında kalan küçücük elimden kalbime ılık bir esinti gibi bir şeyler geçtiğinde elimi hızla çektim. Bu, bu çok farklı bir şeydi ve ben her defa bu adamı gördüğümde kalbim böyle çok mu hızlı atacaktı? Ben de dedim sadece çünkü çok fazla konuşmak beni daha fazla uyandırıyordu. Az önce isteyerek sizin yurtdışı misafirlerinizle konuşmanıza dikkat ettik. Gerçekten işinizde çok başarılı olduğunuz kurduğunuz cümlelerden belli oluyor. Şirketimizde sizin gibi işçilerin olması bizim için büyük şans ve büyük başarı diyerek Ayzer bey beni bir az daha övdüğünde ben utançtan ne renge gireceğimi şaşırdım. Ah beni tanımadı mı, yoksa tanıdı da bilmemezlikten mi geliyor hiç bilmiyorum. Ayzer Ayliz hanım aynı zamanda benim sev diye başladığı cümleyi hızla keserek bakışlarımı Altuğ beyin gözlerine sabitledim. O cümleyi isterseniz tamamlamayı Altuğ bey dedim ve onun yerine utandığımı hissettim. Bilmiyorum neden böyle anı tepki verdim, ama ikisinin de gözleri anında beni bulmuştu. Altuğ bey lütfen iş dışı hiç bir konuyu konuşmayalım ve dün geceden sonra dile getirmek istediğiniz kelimeyi bir daha düşünün dedim son derece utangaç ve kısık bir sesle. Ayzer beyin duyduğunda emin olamasam da Altuğ beyin duyduğunda kesinlikle emin olmuştum. Dün gece ben o kadar çok şey yaşamıştım ki. Şimdi bana nasıl sevgilim derdi? Hem beni nasıl utanmadan başka birine sevgilim diye takdim ederdi? Evet, Altuğ beyin duyduğunu anladım, çünkü sertçe yutkunuş sesini ben başımı kaldırmadan duymuştum. Evet, Altuğ Ayliz hanım senin neyin diyerek Ayzer beyin benim söylediğimi duymadığını anladım. Çok sevdiğim bir çalışanım diye benim sevgilim olarak bitirmek yerine böyle bitirmeyi uygun görmüştü Altuğ bey. Biliyorum, onun için de zor bir yıl boyunca sürdürdüğü bir ilişkiyi bitire bilmek, ama bu durum benim kadar onun onurunu kırmadığını daha da iyi biliyorum. Garson masamıza doğru yaklaşarak son tabakları da kaldırdıktan sonra başka bir garson elinde not defterine tatlı olarak ne istediğimizi sordu ve sırayla not almaya başladı. Önce Altuğ bey Kestaneli Franco yanında da türk kahvesi istedi. Ardından Ayzer bey Portafor ve su istedi. Sıra bana geldiğinde ortamdaki gerginlik yeteri kadar midemi doldurduğu için sadece su istedim. Ayliz bir sorun yok değil mi? diyerek Altuğ bey hasta olup olmamakla ilgili endişesini dile getirdi. Yemekte de doğru düzgün bir şey yemedin. Sadece salatandan bir kaç çatal aldın o kadar. Aç kalıyorsun böyle dediğinde Altuğ beyin gerçekten benimle ilgilendiğini ve her yerde beni gözlemlediğini anlamış oldum. İyiyim efendim, teşekkür ederim. Sadece midem, midem bulanıyor dedim ve açıklama sebebi için utandım. Her zamanki gibi yine başımı eğerek masaya bakmaya başladım. Soğuk mu aldın diyen Altuğ beye bu sefer benim yerime Ayzer bey cevap vermişti ve bu hem beni hem de Altuğ beyi şaşırtmıştı. Ayliz hanım hem önemli bir iş yemeğinden çıktı, hem de yeni patronuyla aynı masada oturuyor. Bir az stres altında olmalı sadece diye bir açıklama yapan Ayzer beyin gözlerinin içine baktı Altuğ bey. Ama garibine gittiği yüzündeki ifadeden belli oluyordu. Açıkçası benim yerime cevap verdiği için hem sevindim, çünkü daha fazla konuşmaya halim yoktu. Daha doğrusunu söylemek gerekirse kendini birilerine anlatacak hal ve derman artık bende yoktu. Hem de beni utandırmıştı. Ne de olsa Ayzer beyden daha çok bana yakın olan Altuğ beydi. Onun yanında beni daha iyi anladığını belli etmişti. Altuğ bey Ayzer beyin benim yerime cevap vermesine oldukça şaşırmıştı, tıpkı benim gibi. Ben de böyle bir açıklama beklemiyordum doğrusu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE