bc

Civan Ağa'nın Nazlı Gelini

book_age18+
0
TAKİP ET
1K
OKU
dark
family
love after marriage
age gap
fated
friends to lovers
kickass heroine
brave
heir/heiress
drama
sweet
bxg
city
small town
musclebear
love at the first sight
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Sessizdim. Kimseye yük olmayan, kimsenin dikkatini çekmeyen bir kızdım…

Bir gün, başkalarının yaşaması için

kendi hayatımdan vazgeçmem gerektiğini öğrendim.

Kimse bana “ister misin?” diye sormadı.

Bir ağabey, bir kız, bir ağa…

Ve benim omuzlarıma bırakılan bir kader.

Civan Karahanlı’nın dünyasında

sevgi zayıflıktır, merhamet bedeldir.

Ben bedel oldum.

Berdel oldum...

Bu hikâye,

sevmeden evlenenlerin değil…

yaşatmak için vazgeçenlerin hikâyesi.

Bu hikaye,

Berdel ile başlayan aşk ile taçlandırılan bir hikaye.

Bu hikaye,

Kalpsiz sandığım Civan Karahanlı'nın zaafı olan Nazlı gelinin hikayesi ♥️

Meğer ben Civan'dan önce sadece bir ruhtan ibaretmişim...

Civan ile Nazlı'nın hikayesine davetlisiniz 💖

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
İlk Bakışla Mühürlenen Kader 🖤⛓️
Kasaba meydanındaki düğünler hep aynı olurdu. Kalabalık, gürültü ve tanıdık yüzler. İnsan baktıkça sıkılırdı ama yine de gözlerini alamazdı. Ailemle aynı masada oturmuş, önüme konan yemeğe dokunmadan etrafı izliyordum. Babam Hüseyin, her zamanki gibi sessizdi. Annem Fatma, kalabalığın içinde bile içine kapanıktı. Serhat masanın ucunda oturuyor, ara sıra etrafı süzüyor ama kimseyle konuşmuyordu. Yanımda Elif vardı. Komşularımızın kızı. Benimle yaşıt ama benden çok daha cesur. Kalabalığın içinde kaybolmaz, aksine kalabalığı kendine benzetirdi. Elif koluma hafifçe dokundu. “Bak,” dedi fısıltıyla. “Bugün düğüne özel bir davetli var.” Başımı ona çevirdim. “Kim?” Elif’in gözleri parladı. Sesini biraz daha kısarak konuştu. “Civan Ağa.” İsim bana bir şey ifade etmedi. Omuz silktim. “Elif, bu zamanda herkes ağa zaten,” dedim. Elif hemen itiraz etti. “Bu başka,” dedi. “Karahanlı aşiretinin ağası. Çok yakışıklı, sert bir de tehlikeli diyorlar.” Bunları söylerken sesi heyecanla titriyordu. Sanki anlattığı adam düğünün değil, bir hikâyenin içindeydi. “Bak orada,” dedi ve fark ettirmeden başıyla ileriyi işaret etti. “Görüyor musun?” İstemeden baktım. Meydanın ilerisine, düğün sahiplerine ayrılan masaya baktım. Etrafı birkaç adamla çevriliydi. Koruma oldukları belliydi. Aralarında bir adam oturuyordu. Diğerlerinden farklıydı. Duruşuyla, sessizliğiyle. Civan Ağa. Civan Karahanlı... Ailesiyle aynı masadaydı. Annesi ve genç bir kız yanındaydı. Düğün sahipleriyle ara sıra sohbet ediyor, başını hafifçe eğip dinliyordu. Gülmüyordu ama sert de görünmüyordu. Sadece, ağırdı. Bakışlarımı ondan alamadım. Yakışıklıydı, evet. Ama Elif’in dediği gibi yakışıklı olduğu için değil. Onun bakışlarında başka bir şey vardı. İnsanı durduran, düşündüren bir ağırlık. Tam o anda başını kaldırdı. Göz göze geldik. Kalbim bir an durdu sandım. Sonra, birden hızlandı. Nefesim göğsümde sıkıştı. Yakalandığımı fark edince panikle bakışlarımı çektim. Başımı önüme eğdim. Ellerim titriyordu. Nedenini bilmiyordum. O bana hiçbir şey yapmamıştı. Sadece bakmıştı. Ama içimde bir şey olmuştu. Elif hâlâ bir şeyler anlatıyordu ama ben duymuyordum. Kulaklarım uğulduyordu. Kalbimin ritmi kulaklarımda atıyordu sanki. Bir daha bakmadım. Bakmamam gerektiğini hissettim. Ama artık çok geçti. İçimde, daha önce hiç hissetmediğim bir şey vardı. Adını bilmiyordum. Korku değildi ama merak da değil. Sadece bir anlık, iz bırakan bir çarpıntıydı. Elif konuşmaya devam ediyordu. “Biliyor musun?” dedi heyecanla, “Karahanlı aşiretinin başına çok gençken geçmiş. Babası öldükten sonra kimseye boyun eğmemiş. Sertmiş ama adil derler.” Başımı salladım. Onu dinliyormuş gibi yaptım. Aslında tek yaptığım şey, bakmamaya çalışmaktı. Gözlerimi önümdeki masada tutmaya zorladım. Annemin ellerine, babamın sessizliğine, tabağımın kenarına, nereye baksam, bakışlarım oraya kayıyordu. İçimde tuhaf bir dürtü vardı. Mantıksız, gereksiz ve kontrol edemediğim bir dürtü. Bakma, diyordum kendime. Bakma ona, ateşe dokunma yanarsın cümlesini tekrarlayıp duruyordum içimde. Elif hâlâ anlatıyordu. “Çok tehlikeli diyorlar Nazlı. Onunla göz göze gelmek bile…” Cümlesini bitiremedi. Çünkü ben o an yenildim. Başımı hafifçe kaldırdım. Bir kez daha baktım. Bu sefer kaçamak değil, uzun uzun. Civan Ağa masasında oturuyordu ama sanki herkes ondan biraz uzaktaydı. Uzun boyluydu. Oturduğu hâlde bile bunu fark ediyordum. Omuzları geniş, bedeni iri yapılıydı. Üzerinde tamamen siyah bir takım vardı. Siyah gömlek, siyah ceket. Sanki bilerek dikkat çekmek istememiş ama yine de başarmıştı. Saçları kumraldı. Sakalı yüzünü daha sert gösteriyordu. En çok da gözleri dikkt çekiyordu. Küçük, açık renkli gözleri vardı. Bakışı keskin ama kontrol altındaydı. Ne öfkeli ne de yumuşak görünüyordu. Sadece güçlü ve tehlikeliydi. Etrafındaki adamlar sürekli tetikteydi ama o rahat görünüyordu. Arada düğün sahiplerine dönüyor, kısa cevaplar veriyor, başıyla selamlıyordu. Gülümsemiyordu ama soğuk da değildi. Sanki gülmekle arasında bir mesafe vardı. Kalbim yine hızlandı. Bu kez yakalanmadım. Ya da ben öyle sandım. Bakışlarımı ondan çekemedim. İçimdeki his büyüyordu. Tanıdık değildi. Hoş da değildi. Ama güçlüydü. İnsan istemese bile etkilenirdi. Bu sadece merak, dedim kendime. Kalabalığın içinde sıradan bir adam. Ama sıradan değildi. Elif koluma tekrar dokundu. “Bakıyorsun,” dedi fısıltıyla ve gülümsedi. Hızla başımı çevirdim. “Hayır,” dedim. Sesim normal çıkmadı. Biraz titredi. Elif kahkaha atmamak için kendini zor tuttu. “Herkes bakıyor zaten,” dedi. “Bakmayan yok.” Ben bir şey demedim. Çünkü içimde bir gerçek vardı. Ben bakmamam gereken bir adama bakmıştım. Ve bu bakış farkında olmadan yüreğime iz bırakmıştı. Ona bakmaya o kdar dalmıştım ki, az önceki korku kaybolmuş gibi gözlerimi ilerideki tehlikeli adama dikmiştim. O an bir şey oldu. O kadar ani ve hızla gelişti ki, Bir an nefesimi tuttum. Civan Ağa başını kaldırmışbana bakıyordu. Üstelik bu bakışı saklanmıyordu. Ne hızlıydı ne de sert. Sanki kalabalığın içinden beni ayıklamış, yalnızca bana odaklanmıştı. Küçük, açık renkli gözleriyle direkt gözlerime bakıyordu. Kalbim göğsümden çıkacak sandım. Nefesim düzensizleşti. Omuzlarım gerildi. Bir an için meydandaki herkes silindi; sesler, kahkahalar, davul. Hepsi uzaklaştı. Sadece o bakış vardı. Ne gülümsedi. Ne kaşlarını çattı. Sadece baktı. Sanki kim olduğumu değil de, neden orada olduğumu merak ediyordu. Sanki beni tanımıyordu ama tanıyacakmış gibi sabırlıydı. Bakışlarını çekmedim. Çekemedim. Bir saniye, belki iki. Ama bana uzun geldi. Sonra, çok sakin bir hareketle başını hafifçe eğdi. Düğün sahibine döndü. Sohbete kaldığı yerden devam etti. Sanki hiçbir şey olmamış gibi. Ama olmuştu. Ben hâlâ yerimdeydim. Ellerim soğumuştu. Kalbim hızlı hızlı atıyordu. Kendime kızdım. Ne bu hâl? dedim içimden. Tanımadığın bir adam… Elif kulağıma eğildi. “Gördü seni,” dedi fısıltıyla. Bir şey diyemedim. Boğazım düğümlenmişti. Evet, dedim içimden. Gördü. Gördü ve ben kendimi bile bile ateşe atmış gibi hissediyordum. Kalbim hızını yavaşlatmıyordu. Sanki biraz önce yaşanan şey gerçek değilmiş gibi, aklım kabullenmek istemiyordu. Elif dirseğiyle koluma hafifçe dokundu. “Ee?” dedi, gözlerime bakarak. “Ne ee?” dedim, sesim gereğinden fazla sakin çıktı. Elif dudaklarını ısırıp gülmemek için kendini zor tuttu. “Ay kız, az önce resmen bakıştınız değil mi?” dedi fısıltıyla. “Gayet netti. Vallahide bakıştını Billahi de bakıştınız!” Yüzümün ısındığını hissettim. “Abartma,” dedim. Başımı önüme eğdim. “Elini kalbine koyup yemin edebilirim,” diye devam etti Elif. “Kalbin şu an meydandaki davuldan hızlı atıyor.” İstemeden gülümsedim ama hemen bastırdım. “Saçmalama,” dedim. “Herkese bakıyor zaten.” Elif başını iki yana salladı. “Yok,” dedi. “Herkes bakıyor ama herkes öyle bakmıyor.” Sözleri beni daha da utandırdı. Yanaklarım kızardı. Elleriyle yüzümü kapatmak istedim ama yapmadım. Bunun çocukça olacağını düşündüm. Bir daha o tarafa bakmadım. Bakmamaya kararlıydım. Ama içimde bir his vardı. Adını koyamadığım, yavaşça yerleşen bir şey. Davulun sesi yeniden yükseldi. Kalabalık tekrar hareketlendi. Gelin oynayanların arasına çekildi. Herkes kendi neşesine döndü. Ben ise olduğum yerde kaldım. O an farkında değildim ama bu düğün, benim için bir son değil, bir başlangıç olacaktı. Ve ben o gün düğünde ilk kez gördüğüm adamla evleneceğimi ve ona sevdalanacağımı bilmeden o düğünden ayrıldım.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

Coração Sombrio- Estefano

read
3.4M
bc

The Rejected Mate

read
904.3K
bc

Chosen By The Cursed Alpha King

read
311.5K
bc

Holiday Hockey Tale: The Icebreaker's Impasse

read
553.4K
bc

Too Late for Regret

read
421.0K
bc

Just One Kiss, before divorcing me

read
1.9M
bc

Claimed by the Biker Giant

read
103.0K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook