Kuliste Bir An

494 Kelimeler
Kulisin kapısından içeri girdiğimde, zaman sanki bir an durdu. Konserin ardından, adrenalini hâlâ hissediyordum ama burada başka bir şey vardı. Kulisin ortasında durmuş, bazı insanlar sohbet ediyordu. Ve gözlerim hemen ona kaydı. Kubilay… Sahnedeki o karizmatik duruşu, sesi ve bakışları hala zihnimde yankılanıyordu. Kalbim hızla atıyordu. Ama şunu fark ettim: Bu sefer onun beni gerçekten fark etmesi gerekiyordu. Bir an için birbirimize göz göze geldik. İlk başta sadece bir saniye gibi geldi, ama sanki o an içinde binlerce duyguyu barındırıyordu. Gözlerindeki yoğunluk, daha önce sahnede gördüğümden çok farklıydı. Kısa bir sessizlikten sonra, gülümsedi ve bana doğru adım attı. "Ekim," dedi, adımı telaffuz ederken hafifçe şaşırmış bir ifade vardı yüzünde. “Konserde seni fark ettim. Gözlerinde bir şey vardı. Adını öğrendim, şarkılardan sonra seninle tanışmak istedim aslında.” O an, içimde tuhaf bir huzur ve aynı zamanda hafif bir şaşkınlık hissettim. Nasıl olmuştu? Beni sahnede gördü mü? Adımı nasıl öğrenmişti? Ama düşündüğümde, gözlerindeki ışıltı, bana özel bir şey hissettiriyordu. “Evet, ben de seni çok dinledim," dedim, biraz da cesaretle. “Sadece şarkılarını dinlemek değil, seni hissetmek istiyorum. Sahnedeki duruşun, sesin... hepsi çok farklı, çok güçlü. Bu geceyi biraz daha seninle paylaşmak istiyorum, Kubilay." Kubilay, gülümseyerek başını hafifçe eğdi. “Sen gerçekten sahneden beni hissettiğini söylüyorsun, öyle mi? Sadece sesimi değil, beni de anlamaya çalıştığını söylüyorsun?” “Evet,” dedim, biraz daha yaklaşıp, gözlerine bakarak. “Konserde her şeyin çok daha fazlası vardı. Duruşun, şarkının içindeki hisler... bunları sadece bir dinleyici olarak değil, daha derinden hissetmek istiyorum. Sadece müzik değil, senin dünyanla tanışmak.” Kubilay gözlerinde hafif bir şaşkınlıkla bana bakarak, biraz daha yaklaşarak devam etti. “Sana bir şey söyleyeyim mi, Ekim?” diye sordu, sesinde bir güven vardı. “Sahneye çıktığımda, çok insan beni dinliyor. Ama bazen, sadece bir şarkı söylerken, sesimi dinleyip, içindeki duyguyu anlamaya çalışan biri olduğu zaman, bana gerçekten önemli bir şey hissediyorum. Ve senin gibi biri, bunu başarmış gibi gözüküyorsun.” O an bir şeylerin çok farklı olabileceğini hissettim. Belki de sadece bir hayran değilim, belki de onu anlayan bir insan olabilirdim. Bunu düşündükçe içimdeki duygular daha da keskinleşiyordu. “Sadece dinlemek değil, anlamak istiyorum,” dedim, sesim biraz daha derindi. “Seninle daha fazla vakit geçirmek, şarkıların ötesinde bir şeyler paylaşmak.” Kubilay, bir an sessiz kaldı, sonra bir adım daha atarak, sadece birkaç santim aramızda kalacak kadar yaklaşıp, bana doğru hafifçe eğildi. “Bunu gerçekten istiyor musun?” dedi, gözlerinde bir anlam vardı. “İçinde bir şeyler hissettiren biri olarak, bunu anlamak kolay değil, Ekim. Ama ben de seni anlamak istiyorum.” O an içimdeki her şey yerine oturdu. Kendimi daha güçlü hissettim. Bütün geceyi sadece gözlerimizle değil, içimizdeki hislerle de paylaştığımızı fark ettim. “Evet, istiyorum,” dedim, kararlı bir şekilde. “Ve seninle bu geceyi, sadece ikimiz olarak geçirmek istiyorum.” Kubilay, bir adım daha atarak, nazikçe gülümsedi. “O zaman gel, biraz daha yakından tanıyalım birbirimizi,” dedi. O an, bütün geceyi ve hissettiklerimi sadece onunla geçireceğimi, bu geceyi bir anıya dönüştüreceğimi biliyordum.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE