Sabah, kahve kokuları eşliğinde başladı. Dün geceki yoğun duygusal ve fiziksel arınma, ikisine de yeni bir enerji vermişti. Ancak üzerlerindeki tehdit gölgesi, artık görmezden gelinemeyecek kadar netti. Giray, kahvesini yudumlarken, yüzündeki ciddiyet geri gelmişti. Masada, Aslı’nın ismini telaffuz etmek bile odanın sıcaklığını düşürüyordu. “Hukuki konularla ben ilgilenmeliyim,” dedi Giray. “Sen, atölyene odaklanmalısın. Bu, seni yoracak bir savaş.” Mayda, elindeki fincanı yavaşça masaya bıraktı. Gözleri, kararlılıkla Giray’ın gözlerine kenetlendi. “Hayır, Giray,” dedi. “Ben artık o yangından sonra kurtarılmayı bekleyen, çaresiz kız değilim. Ben, senin karınım. Seninle her şeyi paylaşma sözü verdim, tehditleri de dahil. O kadın benim huzurumu bozmaya kalktı. Bu, bizim savaşımız.”

