Restorandan ayrıldığımızda, hava soğuktu, ama aramızdaki gerilim, kış rüzgârını bile ısıtıyordu. Arabada, Boğaz Köprüsü'nün ışıkları altından geçerken sessizdik. Mayda’nın aklında, Aslı’nın imalı sözleri ve Giray’ın yüzündeki o anlık donukluk vardı. Eve geldiğimizde, o tanıdık, güvenli alan bile bu yeni, soğuk havayı dağıtamadı. Giray, kapıyı arkamızdan kapattı. Ceketini çıkarmadan Mayda’ya döndü. “Mayda, bak bana,” dedi, sesi yorgun ama kararlıydı. “O kadın önemli değil. O geçmiş, bitti.” Mayda, Giray’ın gözlerine baktı. Gözlerinde, yalanın gölgesi yoktu, ama bu kez, görünmeyen bir şeyi arıyordu. “Sana inanmak istiyorum,” diye fısıldadı Mayda. “Ama bazen, teninin söylediği, dudaklarının söylediğinden daha gerçek oluyor. Bana o zamanı, o ‘zorlu projeyi’ anlatmana gerek yok. Bana

