Dışarıda, İstanbul Boğazı’nın hırçın suları kıyıları dövüyor, gökyüzündeki kurşuni bulutlar yaklaşmakta olan büyük bir fırtınanın haberini veriyordu. Ancak Aras malikanesinin en üst katındaki o geniş, loş odada, dış dünyanın kaosu yerini çok daha yakıcı, çok daha kişisel bir fırtınaya bırakmıştı. Giray ve Mayda için son birkaç gün, Ekrem’in şantajı ve Elena’nın sinsi oyunlarıyla birer mayın tarlasında yürümek gibi geçmişti. Şimdi, kapılar kapandığında ve dünya dışarıda bırakıldığında, ellerinde kalan tek gerçek birbirlerinin teniydi. Giray, odanın ortasındaki masif ahşap masaya yaslanmış, elindeki kadehten son bir yudum viski alırken gözlerini Mayda’dan ayırmıyordu. Mayda, pencerenin önünde, üzerinde sadece siyah ipek bir gecelikle duruyordu. Ay ışığı, geceliğin ince kumaşından sızarak v

