GRİ VE SİYAH

1421 Kelimeler
Evin bahçesinde çıktık, etrafı kolaçan ederken diğer yandan da Hakkı abiyi takip ediyordum. Diğerleri asla yardımcı olmazdı bana biliyordum.  ''Sevkiyat falan mı var?'' diye sordum. ''Yok eğlenceye çıkıyor. Götünü kollatacak puşt.'' Güldüğümde Hakkı abi bana döndü, ''Bunlar aramızda kalsın ha, ne Gölge ne de Cevat bey duymasın.'' ''Gölgeyi geç,'' dedim Hakkı abinin ensesinde duran Gölgeye bakarak, ''O çoktan duydu.'' Hakkı abi şaşkınca arkasını döndüğünde Gölge sertçe baktı ona, ''Bir daha olmasın Hakkı, affetmem.'' ''Olmaz Gölge eyvallah.'' Hakkı abinin ardından arabaya geçecekken Gölge arabanın kapısını kapatıp binmeme engel oldu, ''Sen benimle geliyorsun.'' dediğinde paşa paşa onu takip ettim. Siyah zırhlı range rovera bindik ikimiz. ''Diğer arabalar niye zırhlı değil? Ya geberip giderlerse?'' Bana döndü, ''Küçüklükten beri buralardaymışsın, birinin ölümü seni korkutuyor mu?'' ''Bizde mafyayla iç içe olsak da insanız insan üzülüyor bazen.'' diye savundum kendimi, ''Sen öldürdüğün kimseye üzülmedin mi?'' ''Öldürdüğüm herkes yaşamayı hak etmeyen insanlardı.'' ''Peki sen yaşamayı hak ediyor musun?'' ''Gölge etmiyor.'' Başımı sallayıp yola döndüm.  ''Bara falan mı gideceğiz?'' ''Hayır farklı türde olur eğlenceler, yakında öğrenirsin.'' ''Sizde ot içiyor musunuz?'' ''İçici misin?'' ''Sence?'' ''Kolunu sıyır!''  ''Damardan almadım hiç''  ''İkiletme Efnan!'' Sesi oldukça gürdü dediğini yapıp kolunu sıyırdım, kırmızı ışıkta durduğumuzda kollarıma bakmaya başladı.  Yakalandın Efnan.  ''Altın vuruş denedin mi hiç?'' ''Hayır hiç ölmek istemedim.'' ''Ölmek istersen söyle şırınga benden.'' Tekrar gaza bastı bu haline anlam verememiştim. Hem kızıyor hem de ölmemi istiyordu. Mafyanın psikopat sağ kolu olarak kazıdım onu aklıma.  ''Mekanda içmek bir şey çekmek yok. Oradaki adamlarla da samimiyet kurmayacaksın.'' ''Orospuluk yapma diyorsun yani.'' ''Ne anlıyorsan o.''  Başımı salladım. ''Bir gözün hep beyefendide olacak, geçen ki gibi atla üzerine en fazla sen ölürsün. Değersizliğini anlatabildim mi?'' ''Anladım merak etme.'' ''Gereksiz yere konuşma, birinin adamı olduğunu belli etme. Uslu uslu dur mekanda.'' Arabadan indik etrafı incelemeye başladım. Cevat beyden önce etraf kontrolü için biz girdik mekana. Gölge ile yan yana yürürken kulağıma hâlâ bir şeyler söylüyordu.  ''Silahının emniyeti açık mı?'' ''Açık.'' ''Zorunda olmadıkça sıkma sakın, yarın silah konusunda test edeceğim seni.'' ''Yıldızlı pekiyi alacağım.'' ''Şımarık şımarık konuşma Efnan, ciddi ol.'' ''Emredersin.'' Yanmayan şöminenin önünde misafirliğe gelmiş kız çocukları gibi şarap görünümlü vişne suyunu içiyordum. Saçlarımda çiçekli tokalarım eksikti bir tek.  Cevat bey dizinde oturan kızı yaşındaki kızla ilgilenirken bir gözü de ensesi kalın bir adamdaydı. Cevat'ın evinden büyük bir yerdeydik şimdi. Bunların eğlencesi böyleymiş meğer. Şarap falan içip 'Ben bu ay 38 kişiyi öldürttüm.' diye konuşuyorlardı.  Konuştukları şeyleri harf harf aklıma yazıyordum. ''Selam.''  Gecenin ilk selamını veren kişiye baktım, 30larında görünen sakalsız bir adam geldi ve yanımdaki koltuğa oturdu. İçki beleş diye ne varsa içmiş tüm içki kokuları vardı herifin üzerinde. Alkol koması yan tarafta diyecek olsam da sustum. ''Kimlerdensin?'' Yürüme şekline bak herifin, eski komşum Müzeyyen teyze gibi konuşuyor benimle.  ''Benimle muhatap olma.''  ''Niye ya?'' ''Abim kızıyor.'' ''Abin kim ben konuşayım kızmaz bana.'' O sırada yanımıza Gölge gelmişti, ''Hah abim de geldi.'' ''Siktir, Gölge senin abin mi?'' ''Abim tabii, yabancılarla konuşmama kızıyor.'' Gölge sinirle kapayıp açtı gözlerini, ''Hayırdır Aras bey, bir sorun mu var?'' Her kelimenin üzerine tek tek bastırmıştı.  Aras denen herif masanın üzerinden yanlışlıkla benim meyve suyumu alarak kalktı apar topar, ''Yok Gölge sen kız kardeşinle ilgilen, biz bir şey konuşmadık zaten. Adres sordum.'' Aras gittikten sonra bıraktığı içkiye uzanacakken Gölge bardağı masanın öbür ucuna itti ve yanıma oturdu.  ''Abi nerden çıktı?'' ''30 varsın dimi?'' ''Bir daha olmasın.'' ''Sevgilim mi deseydim?'' ''Bana yakın olduğunu söyleme, başımı ağrıtma benim.'' ''Bira da mı içmem yasak?'' ''Sarhoş olacak tip var sende, vişne suyuna sahip çıkacaktık. Sessizce otur.'' diyerek ayağa kalktı, gitmeden önce eğilip kulağıma fısıldadı, ''Kız kardeşim.'' Yüz tüylerim ürpermişti, onun arkasından baktım bir süre. Hayır Efnan sakın, o bir katil. Sakın! Derin bir nefes alıp sıkılmaya devam ettim. Arada sırada yer değiştiriyordum. Cevat beye hizmet eden garson içeriye girdiğinde gözüm onun üzerindeydi. Fazla heyecanlıydı bir kere, o hariç kimse belini kapatan bir önlük takmazken o takıyordu. Servisi bitirip çıktı, Cevat beyin yanına doğru usul usul adımladım. Birkaç dakika sonra elinde tepsiyle tekrar içeriye girdi.  Tek eliyle tepsideki içkileri uzatırken diğer eli de beline gitmişti. Hızla yanına ulaştığımda beline giden elini sırtına kırıp yüzünü duvara yasladım. Herkes telaşlanmıştı, Hakkı abiler Cevat beyi korurken diğerleri kaçışmıştı.  Belindeki silahı aldım, ''Sıkacaktı şerefsiz!'' Gölge duvara yasladığım adamı ve elimdeki silahı aldı. Memduh ve Sansar'a sessiz bir emir verdikten sonra adamı da alarak çıktılar dışarıya.  ''Bu iki oluyor,'' dedi Cevat bey, ''Seni neden işe aldığımı bana bir kez daha hatırlattın Efnan.'' ''İyi misiniz Cevat bey.'' ''Ben iyiyim, sende iyi olacaksın daha iyi olacaksın.'' Gelsin paralar. Her ön ölebilirim adamdan ne kadar koparırsam o kadar iyi diye bakıyorum. Bünyem buna çoktan alışmış.  Cevat bey korkuyla çıktı tabi mekandan, bizde onun güvenliği için peşine takıldık. Hem içki içmemiş hem de acıkmıştım.  ''Sende bir şey var.'' Başımı çevirip Gölgeye baktım. ''Ne var?'' ''Bulacağım ama, yakındır seni çözmem.'' ''Kıskandın mı sen, iki gündür esamen okunmuyor.'' ''Bir lafıma bakar buradan gitmen, işini kaybetmek istemiyorsan benimle iyi anlaş.'' ''Ekmek paramı elimden mi alacaksın.'' ''Kan var ekmeğinde.'' ''O kanı biz döküyoruz ekmeğimize.'' Cevap vermedi, oysa bunu bizim gibiler çoktan kabullenmişti. Gölge de bizim gibi değil miydi? Beni eve bıraktı, Cevat beyle ayaküstü bir şeyler konuşmaya başladı.  ''Kızı da al Gölge.'' dedi Cevat bey. ''Ona gerek yok.'' dedi burada gereksiz olan bendim.  Üzerini değiştirmek için odasına gittiğinde bende ortalardan kayboluyor gibi yapıp yedeğini torpidodan çaldığım anahtarla kapıyı açarak arabaya bindim. Araba gemi gibi olduğu için arka koltukların önüne doğru uzandım, yemin ederim otel diye kaldığım odadaki yataktan daha rahattı.  15 dakika sonra falan arabanın kapısı açıldı ve biz yola çıktık. Direksiyon koltuğunu öyle bir geriye yasladı ki sıkışmıştım. Radyoda açtığı sik gibi şarkı haricinde bir ses yoktu. Telefonda da konuşmamıştı hiç derken telefonu çaldı.  ''Efendim.'' ''Tamam.'' ''Hayır.'' ''Sikerim belanı!'' Gibi kısa sözlerle konuşarak kapattı telefonu. Koltuğu yasladığı için sıkışan bedenim ciddi ciddi sızlamaya başladı. Zaten yattığım için her yerim tutulmuştu vazgeçtim burası aynı o yatak gibi.  2 saatten uzun süren yolculuğun ardından araba nihayet durdu. Onun inmesini bekledim, indikten sonra 5 dakika bekledim. İnmek için başımı kaldırdığımda kapı açıldı, Gölge buz gibi gözleriyle bana bakıyordu.  En başından beri biliyordu, o yüzden koltuğu yasladı o yüzden o şarkıları açtı, şerefsiz! ''Uyuyakalmışım ya, rahattı burası.'' Kalkarken zorlandığımı görse de yardım bile etmedi domuz herif, arabadan indim. Gitmeme izin vermeden yaklaştı bana, arabayla kendi arasına sıkıştırdı beni. ''Beni sınıyor musun?'' Aynı onun gibi konuştum, ''Velev ki sınıyorum, ne yaparsın?'' ''Pişman ederim seni.'' ''Bana fark etmez.'' ''Acaba anahtarı çalacak mısın diye koymuştum, çaldın. Arabaya binecek misin diye bekledim, bindin... Sırada ne var?'' ''Bilmem bakarız.'' Adamın tutulduğu depoya girdik, Gölge benden önce içeriye giderken ceketimin yakasını düzeltmeye başladım. Kumburgaz sahip depoları diye fısıldadım, no 56.  İçeriye girdiğimde keskin bir kan kokusu karşıladı beni, etrafta ot çeken çocuklar bir yerlere kaçışırken Gölge gelip koluma yapıştı ve beni yanına çekti. ''Ne o canın mı çekti?'' ''Bir nefes çeksem fena olmazdı.'' ''Damardan seversin sen.'' ''İstediğimde vereceksin.'' ''İste hemen.'' ''Yok daha yeni başladık Gölge, hemen kurtulma benden.'' ''Çok uzak değil o altın vuruş.'' ''Pek yakın da değil, aşık olmadan ölesim yok.'' ''Aşk ölümden de beter.''  Son sözü bu olmuştu, yaşanmışlık doluydu sesi. Demek senin de zayıf noktan aşk ha. Ben seve seve basarım o zayıf noktaya merak etme sen.  Garson kılıklı süikastçiyi tuttukları yere geldik, tahmin ettiğim gibi ağzını yüzünü kırmışlardı. Gölge de konuşturup dövdü biraz. Adamın ağzından çıkan sözleri beynime kazıdım aynı yeni hayatımda karşılaştığım her şeyi aklıma kazdığım gibi. ''Siz çıkın ben halledip geliyorum.'' Gölgenin sözü üzerine Sansar ve Memduh çıkışa adımladı ben olduğum yerde kalırken Sansar dürttü kolumdan. ''Ben kalmak istiyorum.'' ''Neyi görmek istiyorsun, adamın parçalara ayrılacak cesedini mi?'' ''Sizin yöntem bu mu ? Kesiyor musunuz adamları?'' ''Saçmalama Memduh!'' dedi Sansar bana bakarak, ''Tek elde biter işleri, karıştırma gerisini. Gölgeye de karşı çıkma takip et bizi.'' Mecbur onlarla dışarıya çıktım, arabanın önüne geldiğimizde bir el silah sesi duydum. Sansar elini yüzüne götürdü, ''Allah'ım sen Gölgenin günahlarını affet.'' ''Amin.'' dedim gülerek. Gölge de çok uzun zaman geçmeden yanımıza geldi cebinden tuşlu bir telefon çıkarıp kulağına götürdü. ''Bir el silah sesi duydum, Kumburgaz Sahil no 56.'' Telefonu sulara fırlatıp hiçbir şey olmamış gibi arabaya bindi. Polise ihbar etmişti. Demek burada işler böyle yürüyordu.  Arabaya geçip yola çıktık. Dönüş yolunda da tektik Gölgeyle. Çok acıkmıştım ona döndüm ''Balık ekmek yiyelim mi? Acıktım ben.'' ''Evde yersin.'' ''Kumburgaz'a kadar adam öldürmeye mi geldik, yiyelim işte.'' ''Uzatma Efnan.'' ''Ya tazedir şimdi burada, canım çekti.'' ''Attırma kendini arabadan sessiz ol.'' Şerefsiz 40 lira harcamamak için durdurmadı arabayı. Başımı koltuğa yaslayıp elimi karnıma sardım.  Yarım saat sonra falan araba durduğunda kendime geldim.  ''Hayırdır niye durduk?'' ''Bekle burada.'' Kesin bana balık ekmek almaya gidiyor. İndi arabadan ve uzaklaştı. Şeker verilen kız çocukları gibi ellerimi çırptım.  Akça'nın o sözü geldi aklıma. ''Unutma Efnan, katillerin de vicdanı vardır.''
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE