Serhat kilerden ağır adımlarla çıktı. Ayak sesleri taş zeminde yankılanıyordu. Adımlarında öfke, bakışlarında gerginlik vardı. Konağın uzun taş koridorundan geçerken zihninde aynı cümle dönüp duruyordu. Odasına ulaştığında kapıyı sertçe kapattı. Üzerindeki montu çıkarıp yatağın kenarına fırlattı, ellerini saçlarına götürüp derin bir nefes aldı. “Bu kızdan ne istiyor lan herkes!” diye hırladı kendi kendine. Sesindeki hiddet odanın sessizliğinde daha da büyüdü. “Kız kendi halinde, kimseye zararı yok. Ne kadar sessiz kaldıkça, o kadar üstüne gidiyorlar. Yetmedi mi bu kadar baskı, aşağılama?” Pencereye yürüyüp avluya baktı. Bahçede rüzgâr, yaprakları savuruyordu. Tam o an, zihninde Narin’in o bahçede oturup kahvesini yudumladığı görüntü canlandı. O sessiz, dalgın hali… Omuzları gerildi

