Akasya BEHA
Babamın Baran’ı yemeğe davet ettiğine cidden inanamıyorum. Hayır sen ki yanıma erkek sinek yanaştırmazsın ne oldu da davet ediyor anlamadım ki. Ben kafamdaki tilkilerle savaş verirken herkes içeri girdi. Ben hemen kendimi odama attım üzerimi değiştirdim. Ev içinde giydiğim eşofmanlarımı giyinip salık saçlarımı ev topuzu yaptım.
Banyoya geçip ellerimi yıkadım ve kendime telkinde bulundum. Abuk subuk davranıp babanın dikkatini çekmek yok Akasya dikkat et hareketlerine kızım. Annemin seslenmesiyle salona geçtim ve Baran’a lavaboyu gösterdim. Kapının önüne geldiğimizde Baran’ın kendi kendine dalmış olduğunu fark ettim ve onu incelemeye başladım. Hayır anlamıyorum ne var bu adamda? Böylesine duvarları neden örmüş etrafına. Dışarıdan ne kadar normal dursa da o kahvelere bakınca tüm duvarlarını görebiliyorum.
Baran bakışımdan rahatsız olmuş gibi apar topar içeri girdi. Bende salona geçip sofradaki yerime oturdum.
‘Prensesim neyin var fazla sessizsin.’ Neyim olabilir ki babacım? Baran şu an bizim evin banyosunda bu gayet doğal tabi.
‘Bir şeyim yok babacım yorgunum sadece. Bugün biraz yorucu geçti.’ Dedikten sonra sessizliğime gömüldüm. Anlamıyorum ki neden bu adam çevremdeyken böyle oluyorum ben? Hayır adam iş arkadaşım hatta patronum, çalıştığım büronun sahibi elbette ki göreceğim sık sık. Sanırım beni etkileyen şu an onu kendi özel alanımda görmek. Biri çıkıp dese Baran sizin eve gelecek diye başka taraflarımla gülerdim. Düşüncelerimden çıkmama sebep olan Baran’ın gelip sofraya oturması oldu. Fazlaca gergin gözüküyor ama babam sayesinde biraz gevşedi. Babamla yaptıkları günlük konuşmalar gayet güzeldi. Bense kafamı kaldırmadan tabağımdakileri tırtıklıyordum. Nedense kafamı kaldırıp onunla göz göze gelmeye cesaretim yok. Sanki bakarsam babam her şeyi anlayacakmış gibi geliyor. Hoş neyi anlayacaksa? Ben daha kendim ne olduğunu anlamadım ki o anlasın.
Onların sohbetini benimse düşüncelerimi bölen Baran’ın telefonu oldu. Esat diye bir adamla konuşmaya başladı. Kapattığında ev arkadaşı olduğunu söyledi. Tabi buna annemin verdiği tepki beni benden aldı. Hayır anlamıyorum ne ara bu kadar sahiplendin elin adamını anne? Birde demez mi teyze de bana diye. Yok yok bizimkilere kesin bir şey oldu. Acaba zehirlendiler falan mı?
‘Akasya kızım eline ne oldu?’ Diyerek çatık kaşlarıyla elime bakan babamı gördüm kafamı kaldırdığımda.
‘Yanlışlıkla çay döktüm babacım önemli bir şey yok.’ Diyerek açıklamamı yaptım. Unutmuştum elimi yaktığımı. Tilkilerim sağ olsun elime vakit kalmadı.
‘Emin misin güzelim? Hastaneye gidelim mi?’ Babam ya kıyamaz hiç bana.
‘Gerek yok babacım yanık kremi varmış sürdüm. Sadece hafif kızarıklık kaldı.’ Dediğimde babam rahatladı ve yemeğine devam etti. Ah babacım bir bilsen o kremi elleriyle Baran sürdü bana. İşin tuhafı ise ben bu basit işlem sırasında az daha kalp krizi geçirecektim.
Yemekler yenmiş babam ve Baran salona geçmişti. Bende anneme yardım etmeye başladım.
‘Kızım sen geç içeri otur arkadaşınla.’ Normalde olsa hayatta beni bırakmayan biricik annem ne kadar da düşüncelisin bugün.
‘O babamla sohbet diyor annem ben sana yardım edeyim bitsin birlikte otururuz.’ Deyip anneme söz hakkı tanımadan salona gittim. Eğer kaçmazsam bir şekilde kendimi içerde otururken bulurum biliyorum. Sofrayı topladıktan sonra babam kahve yapmamı istedi. Baran’ın nasıl içtiğini sorup mutfağa geçtim ve kahveleri yapmaya başladım. O kadar çok ellerim titriyor ki sanki isteme kahvesi yapıyorum. Hayır bu ne heyecan kızım? Altı üstü bir kahve kendine gel! Kahveler olduğunda tepsiye koyup salona gittim ve önce babama verdim. Baran’a döndüğümde ellerim titrer gibi oldu hemen kendimi toparladım. Hiç ona bakmadan kahvesini verdim ve yerime oturdum. Göz ucuyla Baran’a baktığımda kahvesini içip gözlerini kapattığını gördüm. Beğenmemiş miydi acaba? Ay kesin beğenmedi rezil oldum! Ben rezilliğimle iyice içime kapanmışken Baran’ın müsaade istemesiyle derin bir nefes aldım. Bu adam çevremdeyken sanki tüm oksijenimi kaybetmiş gibi hissediyorum. Hep birlikte ayaklandık yolcu etmek için. Kapıya vardığımızda Baran bize döndü.
‘Her şey için özellikle mükemmel yemekleriniz için teşekkür ederim.’ Dedi.
‘Afiyet olsun Baran’cım her zaman bekleriz özellikle yemeğe hatta bir gün ev arkadaşınla birlikte gel bekleriz.’ Diyen anneme Baran sadece gülümsedi. Bense hayretle anneme baktım. Ne ara bu kadar samimi oldular anlamış değilim.
‘Akasya sabah istersen ben alırım seni taksiyle uğraşma boşuna.’ Demesi beni oldukça şaşırttı. Böyle bir teklif beklemiyordum açıkçası.
‘Teşekkür ederim ama zahmet olmasın taksiyle giderim ben.’ Diyerek direttim. Zaten iş yerinde sana maruz kalıyorum be adam yapma bunu bana.
‘Yolumun üstü zaten zahmet olmaz alırım seni. Nasılsa aynı yere gidiyoruz.’ Hayır anlamıyorum bu ne inat. Bırak işte gelmeyeceğim.
‘O zaman şöyle yapalım. Sabah Baran gelsin bende sizinle gelirim. Arabayı alır yaptırmaya götürürüm iş çıkışı da ben alırım seni kızım.’ Diyen babamla konu kapanmış oldu. Aman ne kadar da güzel sabah sabah Baran’ı göreceğim.
‘O zaman sabah görüşmek üzere. İyi akşamlar ve her şey için tekrar teşekkürler.’
‘Görüşürüz evlat ve yine bekleriz. İyi akşamlar.’ Diyen babamdan sonra Baran ayakkabılarını giyindi ve arabasına gitti. Sonunda evin kapısı kapandığında gerçek bir nefes çektim içime. Ne olduysa bana bu ara nefesim yetmiyor. Bir ara doktora gözüksem iyi olacak. Salona geçtiğimde rahatlamanın vermiş olduğu hisle yayıldım koltuğa. Ta ki babamın muhteşem yorumuna kadar.
‘Bu karşılaşma iyi oldu. Nasıl insanlarla çalışıyorsun diye merak ediyordum. Maşallah Baran oğlum pek efendi biri sevdim kendisini. Şimdi içim daha rahat.’ Aman aman ne kadar da güzel. Babam Baran’ı sevmiş. Bu demek oluyor ki sıkça görüşecek Baran’la. Babacığımın böyle bir huyu vardır sevdiği insanlarla fırsat buldukça görüşür. Hem de ailecek!
‘İyi biri Baran. Şu ana kadar bir sıkıntı yaşamadım.’
‘Siz dışardasınız diye mi birbirinize isminizle hitap ediyorsunuz yoksa hep mi böyle?’ Ne oldu babacım? Kıskanmaların erken başladı bakıyorum.
‘Büro da herkes birbirini ismiyle hitap ediyor. Müvekkillerimizin yanında bey hanım diyoruz ama onun harici herkes evinde gibi. 2 yıldır beraber oldukları için samimiyet var büroda.’ Umarım yaptığım açıklama babamı tatmin eder.
‘Anladım güzel kızım. Ama sen gene de dikkatli ol etrafındakilere karşı.’ Bende diyordum ki nerelerde benim kıskaç babam. Bak işte tam da buradaymış.
‘Yeter Taner sıkma kızı yorgunmuş zaten. Baksana hiç hali yok bu akşam.’ Annem ya nasılda kurtardı beni.
‘Tamam güzelim kızma bir şey demedim ki.’
‘Neyse bana müsaade duş alıp yatacağım çok yorgunum. Size iyi geceler.’
‘Sana da iyi geceler.’ Diyen anne babam ile salonun çıkışına yürüdüm. O anda babamın anneme dediğiyle kıkırdayarak yoluma devam ettim.
‘Yağmur’um, meleğim gel bakayım şöyle sen. Bak yemek, misafir, kızın derken beni ihmal ediyorsun. Olmuyor ama böyle özledim ben seni.’ Birbirlerine öyle güzel seviyorlar ki hayran kalmamak elde değil.
Güzelce duşumu aldım ve pijamalarımı giyinip yatağıma girdim. Nedense bu akşam canım kitap okumak istemiyor. Yok ya ben kesin hastayım. Nefesim yetmiyor, kitap okumak istemiyorum. Bir an önce doktora gözüksem iyi olacak. Aklım Baran’a kaymak isterken, tilkilerim baş göstermeye çalışırken hiçbirine müsaade etmeyip sağıma döndüm ve kendimi uykunun kollarına bıraktım.
Yüzüme konulan öpücükler ve kollarımda dolaşan parmaklarla gözlerimi açtım.
‘Günaydın güzel karım.’ Diyen yakışıklı adama baktım.
‘Günaydın kocacığım.’ Dediğimde dudaklarını saçlarıma bastırıp beni göğsüne çekti ve bir müddet öyle uzandık. Kulağımın altında atan kalp dünyada ki tüm şarkılara bedeldi benim için.
‘Baran hadi kalkalım artık geç kalacağız.’ Dediğimde ne olduğunu anlamadan kendimi Baran’ın altında buldum.
‘Acelemiz yok meleğim. Önce seni sevmeliyim.’ Deyip dudaklarıma yaklaşmaya başlayan kocamla gözlerimi kapattım.
Kan ter içinde yataktan sıçrayıp etrafıma bakındım. Oh be! Rüyaymış. Ama o nasıl bir rüyaydı öyle tövbe bismillah. Ne demek Baran ve ben evli! Ne demek aynı yatakta uyumak! Kesin bir taraflarım açıkta kaldı. Başka açıklaması yok bunun. Yataktan kalktım ve pencereye ilerleyip açtım. Temiz havayı içeme çekerken güneşin doğuşunu izlemeye başladım. Bu rüya cidden hiç hayra alamet değildi. Hayır yani neden Baran? Ahmet Mehmet değil de neden Baran? Ben anlamıyorum ki benim derdim ne? En iyisi bir an önce hazırlanmak. Dolabımın karşısına geçip ne giyeceğine bakınmaya başladım. En son mavi bilekte bir pantolon ve beyaz salaş bir bluz ve beyaz cekette karar kıldım. Saçlarımı hafif maşalayıp tek tarafıma doğru sabitledim. Rimelimi ve çilekli parlatıcımı da sürünce hazırdım.
Salona geçtiğimde bizimkilerin uyanmadığı gördüm ve mutfağa gidip sıvadım kollarımı. Güzelce bir kahvaltı hazırladım ama hala kalkan yok. Bende annemleri uyandırmak için odalarına doğru gittim. Tam kapıyı tıklatacakken sesleri geldi.
‘Ay Taner kalk üstümden be adam. Bak kız kalkacak şimdi rezil olacağız. Daha kahvaltı hazırlayacağım.’
‘Ben kahvaltı hazırlamana yardım ederim. Akasya desen sen kaldırmadan hayatta kalkmaz. Bırak da biraz daha seveyim seni güzelim.’
‘Taner bak kalk üstümden diyorum. Yeterince sevdin zaten dün akşam vallahi çığlık atacağım artık.’
‘Atamazsın biliyorum utanırsın sen meleğim. O yüzden bu tehdidin cezasını çekmeye hazır ol!’ olaya müdahale edip annemi kurtarma vakti geldi. Kapıyı tıkladım ve seslendim.
‘Annecim babacım hadi kalkın kahvaltı hazır.’ Aslında annemi utandırmak vardı ama kıyamadım.
‘Tamam annecim kalktım. Geliyoruz şimdi.’ Diyen annemle mutfağa geçtim ve çayları aldım. Herkesin çayını doldurduktan sonra çayı ocağa bırakıp yerime oturdum. Annemler salona girdiğinde annemin yüzü kıpkırmızı babamın ise suratı asıktı. Ben anlamıyorum ki arkadaş ne var bu işte bu kadar meraklısı olacak?
‘Günaydın güzel ailem.’ Dedim bizimkilere.
‘Günaydın prensesim de hayırdır bu kahvaltı nereden çıktı. Hayır işime taş koyuyorsun başka zaman hazırlasan olmuyor muydu?’
‘Ne işi baba anlamadım?’ Diyerek saf ayağına yattım. Tabi babam cevap vermeden annem müdahale etti.
‘Yok bir şey kızım. Baban boş boş konuşuyor hadi kahvaltınızı yapın.’ Diyen annemle kahvaltımızı yapmaya başladık. Yemeğimi bitirip banyoya geçtim ve dişlerimi fırçaladım. Odamdan çantamı alıp salonu geçtiğimde babamın da giyindiğini gördüm.
‘Çıkalım mı babacım geç kalmayalım?’
‘Baran gelecek ya kızım.’ Diyen babamla nefesim takıldı boğazıma. Doğru ya nasıl unuturum? Baran! Geçip salona oturdum ve Baran’ı beklemeye başladım. İster istemez aklıma gece gördüğüm rüya geldi. Acaba o rüya gerçek olsa nasıl olurdu? Baran ile evli olmak nasıl olurdu? Hemen kafamı salladım iki yana. Saçmalama Akasya ne Baran’ı ne evliliği? Ben kendimle boğuşurken kapı çaldı. Annem kapıya bakmaya gitti. Ben o esnadan kendime telkinler vermeye başladım. Sakin ol Akasya ve o aptal rüyayı sakın düşünme! O arada annem içeri gelip mutfağa geçti ve bizde babamla kapıya çıktık.
‘Günaydın.’ Dedik babamla aynı anda. Baran da;
‘Günaydın.’ Deyince babamla ayakkabılarımızı giyinmeye başladık. Bu arada annem kapıya geldi ve Baran’a ekmek uzattı.
‘Baran’cım acıkınca yersin.’ Diyen anneme Baran gülümsedi ve kafasını eğdi. Sanırım utanmıştı. Ama bir insan bu kadar tatlı utanır mı? Kendine gel Akasya! Baban yanında! Anneme döndüm ve yanaklarından öptüm.
‘Görüşürüz annem.’ Dedim.
‘Görüşürüz güzel kızım kolay gelsin.’ Diyen annem babama döndü. Babam annemi bir eliyle sarıp boynundan öptü.
‘Görüşürüz meleğim dikkat et kendine.’ Dedi. Annemde babamı yanağından öpüp;
‘Görüşürüz hayatım. Sende dikkatli ol.’ Dediğinde babamla birlikte Baran’ın arasına doğru yürüdük. Babam öne otururken ben arkaya geçtim ve kafamı cama çevirdim. Yol boyunca üzerimdeki gözleri fark etsem de dönüp bakmaya cesaret edemedim. Ofise vardığımızda arabadan indik. Babamın yanaklarından öptüm.
‘Akşama görüşürüz babacım.’
‘Görüşürüz güzelim dikkatli ol.’ diyen babam saçıma öpücük kondurdu. Baran ile tokalaşıp arabaya doğru gitti. Bizde ofise doğru yöneldik. Merdivenleri çıkarken titreyen dizlerim yüzünden oldukça zorlandım. Neden benim vücudum bu adamın yanında böyle tepkiler veriyor ki? Ofisin kapısına vardığımızda direkt masama geçtim ve kendimi işe verdim.
Bugün Lizge’nin davası var o yüzden öğleden sonraya kadar yoktu. Bende düşünmemek için kendimi devamlı işe verdim. Ne kadar yemek yemeyi istemesem de geçen gün ki gibi Baran ile baş başa kalmamak için yemeğe çıktım. Yemek dönüşü tekrar gömüldüm işlerime.
Masama bırakılan kahveyle kafamı kaldırdım ve Lizge’ye gülümsedim.
‘Hoş geldin canım nasıldı dava?’ dediğimde Lizge masamın önündeki sandalyeye oturdu.
‘Güzeldi aldık davayı.’ Dedi ama bir tuhaflık vardı belli.
‘Tebrik ederim. Ama bir garipsin neyin var?’ dediğimde derim bir nefes aldı.
‘Sabah davaya gitmeden bir maddeyle ilgili soru sormak için Baran’ın yanına gittim. Misafiri vardı ama yabancı olmadığını söyledi bizde konuşmaya başladık madde hakkında. Adam ben odadayken resmen gözleriyle yedi beni. İşimi bitirip çıkınca hazırlandım ve kapıya çıktım. Tam taksiye binecekken kolumdan tutulup geri çevrildim ve bil bakalım kim? Tabi ki o yılışık adam.’ Lizge’nin anlattığı hikayeyi ağzım açık dinledim ve sonunda attığı tokadı duyduğumda kahkahayı patlattım. Lizge de adamın yüzünü hatırlayıp gülmeye başladı. Kafamı çevirdim ve Baran’la göz göze geldim.
O an gülüşüm donup kaldı. Bakışları çok farklıydı. O kadar güzeldiler ki çekemedim gözlerimi kahvelerinden. O kahveler bana daha önce hiç bakmadığı gibi bakıyordu.
Esat KARAMAN
Baran’ın gel demesiyle içeri giren fıstıkla tüm algılarım açıldı. Ağzımdan ise;
‘Vay canına!’ sözleri döküldü sadece. Önümde yürüyen ve mankenlere taş çıkartacak bir fiziğe sahip olan hatunu izlemeye başladım. Uzun koyu renk saçları, koyu gözleri, hafif dolgun dudakları ve muhteşem fiziğiyle tam bir fıstık vardı karşımda. O Baran ile konuşurken bende arkama yaslanıp bu güzelliği izlemeye başladım ve gözlerimin pasını sildirdim. Uzun süredir bu kadar doğal güzellikte bir hatun görmemiştim. Genelde altıma aldıklarım makyaj ve estetik güzelleri. Ama bu kızdan gram estetik yok. Bunu anlayacak kadar çok hatun inceledim. Ben güzelliği gözlerimle tekrar tekrar soyarken o işini bitirdi ve arkasını dönüp gitti.
‘Kim bu fıstık?’ Diyerek döndüm Baran’a.
‘Bana bak Esat iş arkadaşlarımdan uzak dur! Hem Lizge senin bardan kaldırdığın kadınlara benzemez gayet düzgün bir kız.’ Aman be Baran ne sıkıcı adamsın.
‘Tamam abicim kızma ya. Bir şey demedik. Neyse ben kalkayım evde görüşürüz.’ Deyip Baran’a söz hakkı vermeden odadan çıktım. Çıkışa gidip merdivenlerin sonunda beklemeye başladım. Yanaşan taksiyle fıstığın çıkacağını anlayıp tetikte beklemeye başladım. Merdivenlerden inen güzelliği gördüğümde incelemeye başladım. Siyah kalem eteği, uçuk pembe şifon gömleği ve onu çok seksi gösteren stilettolarını gördükçe küçük Esat sabırsızlanmaya başladı. Tam sırası diyerek taksiye binerken kolundan tuttuğum gibi kendime çevirdim ve sırıtarak bakmaya başladım. Sinirlendiği her halinden belliydi hatunun.
‘Lizge’ydi dimi?’ dedim iyice sinirlendirmek için.
‘Ne vardı?’ Diyen güzellik daha fazla sinirlenmeden konuşmaya başladım.
‘Sakin ol güzelim sadece merhaba demek istedim.’ Deyip göz kırptım.
‘Nereden sizin güzeliniz oluyorum? Ayrıca bırakın kolumu davaya yetişmem lazım.’ Ah güzelim! Bu numaralar bana sökmez.
‘Tamam sakin ol güzellik. İstersen ben götürürüm seni.’ Evet de hadi güzellik de ki seni önce arabama sonrada altıma alabileyim.
‘Ne münasebet ben kendim giderim eğer kolumu bırakırsanız.’ Demek zor kızı oynamayı seçtin. Kolunu daha sıkı tutup iyice kendime yaklaştırdım. Bedenlerimizin arasında neredeyse boşluk kalmayınca konuşmaya başladım.
‘Bırakırım ama bir şartla numaranı verirsen.’ Dediğimde karşımdaki güzellik kafasını kaldırıp gülümsedi.
‘Tabi ki veririm.’ Hadi ama! Bu kadar çabuk mu pes ettin be güzellik. Sırıtarak kolunu bıraktım. Kolunu kurtardığı an bana tokat attı ve kafam diğer tarafa savruldu.
Vay anasını! İşte bunu beklemiyordum.
‘Al sana numara! Yılışık!’ Diyen kız taksiye bindi ve gitti. Elimi yanağımın hafif sızlayan yerine koydum ve kahkaha atmaya başladım. Seni sevdin hırçın kız ve emin ol bu tokadı atmakla dikkatimi üzerine çektin. Daha yeni başlıyoruz.
Hatalarım varsa affola.
*Bayan ATABAŞ*