24 saat sonra HAVİN Başındaki sargıyı hissettiğinde bir şey hatırlamaya çalıştı. Kırık bir görüntü… Sahra. Cam. Kan. Ömer. Gözlerini açtı. O an, yanında uykusuz gözlerle nöbet tutan Ömer’i gördü. Bir sandalyeye çökmüş, başını ellerinin arasına almıştı. Ceketini çıkarmış, gömleği hâlâ kan lekeliydi. Havin’in hafifçe kıpırdandığını hissedince başını kaldırdı. — “Havin?” Gözleri büyüdü. Sandalyeden kalkarken neredeyse devriliyordu. — “Gözlerini açtın… Allah’ım sonunda…” Havin zorlukla fısıldadı: — “Sen… geldin…” Ömer onun elini tuttu, nazikçe. — “Geç kalmadım… Bu kez geç kalmadım. Yaşayacaksın, tamam mı? Artık sana hiçbir şey olmayacak.” Havin’in gözlerinden iki damla yaş süzüldü. — “Sahra… beni… öldürecekti…” Ömer başını eğdi. — “Biliyorum. Ama yapamadı. Seni koruyamadım

