Berfin, gözlerinde biriken yaşlarla kızlara döndü. Sesi, içindeki çaresizlikle birlikte minnettarlığı da taşıyordu: “Size ihtiyacım var kızlar, arkadaşlığınıza, dostluğunuza. Ama seçmeye zorlandığım yol çok tehlikeli.” Sırık Necla, tereddüt etmeden Berfin’e sıkıca sarıldı, bir yoldaş gibi değil, bir kardeş gibi: “Senin bize ihtiyacın olduğu kadar, bizim de sana ihtiyacımız var.” Tombul Hatçe de bu sıcak sarılmaya katılarak, ellerini iki arkadaşının omuzlarına koydu: “Birbirimize ihtiyacımız var. Sen bizim umudumuzsun.” Üçü birden, birbirlerine ağlayarak sarıldılar. Her gözyaşı, her dokunuş, aralarındaki bağı daha da derinleştiriyor, yılların sessizliğinde gizlenen duygular gün yüzüne çıkıyordu. Tombul Hatçe, gözyaşları içinde gülümseyerek içini döktü: “Sanki hayatımız günlük güli

