Ahen ve Lina’ya doğru baktım. Gözlerim büyürken, vücudum istemsizce geriye doğru çekildi. Kapının eşiğinde donakaldım. İçimde yankılanan tek şey vardı: “Alvin... Lütfen, o cihazı kaldırmış ol... Lütfen, lütfen, lütfen.” Sessiz çığlıklar beynimde patlıyor, kalbim hızla çarpıyordu. Oturma odasına doğru yürüdüler. Ben de sessizce arkalarından ilerledim. Alvin ayağa kalktı, gözleri sırayla bizim üzerimizde gezindi. Başımı hızla eğdim. Gözlerim halının üzerine kaydı… Yoktu. Cihaz yoktu. Derin bir nefes aldım, içimdeki kasvet biraz olsun çözüldü. Lina, koltuğa geçerken o tanıdık, iğneleyici ses tonuyla konuştu: "Alvin, bakıyorum da... Eliz’le içli dışlı, kanka olmuşsunuz." Cümlesinin sonunda dudaklarındaki alaycı kıvrım, sesiyle birlikte havayı bıçak gibi kesti. Ahen başını hafifçe yana e

