O an hava benim için yeniden kararmıştı. Cihan, bileğimden tutup tüm gücüyle çekiştirerek arabaya doğru götürüyordu. O kadar güçlüydü ki, onu durdurmak mümkün değildi. Arabanın kapısını yine sertçe açtı. Aniden bileğimi bırakıp, kaşlarını çatarak bana baktı. "Koşmakta iyisin. Ama benden kaçamazsın. Ya Sena’yı bana verecekler ya da seni unutacaklar. Başka çareleri yok. Seni bir an olsun gözümün önünde görmezsem, Eliz öldü bil kendini." Donuk gözlerle ona baktım. Evet, kafamın içinde kaçmak vardı. O da bana delirmişim gibi baktı, aniden kapıyı sanki kıracakmış gibi şiddetle kapattı. Saat tam dokuzdu. İç çekerek pencereden dışarı baktım. Burnuma sigara kokusu geldi. Cihan’a baktığımda, bir elinde sigara, diğer eliyle direksiyona tutunuyordu. Şu sigarada ne vardı? Adamın gözlerinin içi kız

