----- Eğilerek çantamı aldım, sırtımı dönmek üzereydim ki kapı aniden aralandı. Dışarısı karanlıktı; kapıdan gelen ışık tam önümde parladı, gölgemi uzattı. Kapıyı açan kişiye bakmadan hızlı adımlarla uzaklaşmaya başladım. “Eliz, dur lütfen!” diye seslendi Biray, naif ve kırılgan bir tonda. Başımı ona çevirdim, gözlerimle süzdüm. Üzerinde siyah eşofman, siyah ceket; içinde crop vardı. Fermuarı hafifçe çekilmişti. Elinde küçük bir ilk yardım çantası tutuyordu. “Eliz, ben de seninle gelebilir miyim? Hm?” dedi, merak dolu gözleriyle bana baktı. “Hayır.” dedim, sırtımı dönüp yürümeye devam ettim. Kolumu tuttu, nazikçe. “Lütfen Eliz! Niye böyle yapıyorsun?” Yalvaran bir ses tonuyla, mırıldanarak fısıldadı. Etrafa baktım, karanlık çökmüştü. Esen rüzgar ağaçları kendi yönüne savuruyor

