9.Bölüm

1018 Kelimeler
Bu nasıl görünmez bir acıydı? Kalbimin tam ortasında derin bir yara açılmıştı.Öyle derindi ki  ölmek vuslat gibi geliyordu.Sanki çaresi sadece oydu.Karanlık odada soğuk zeminde oturmuş camdan yıldızlara bakıyordum. "Sen yokken ne gece ne de gündüz; Ne ay var ne tek bir yıldız.. Her yer karanlık ve ıssız, Göremiyorum.." Tüm zerrelerim her hafta Fatmanın  telefonuna attığı şarkıyı söylüyordu.Ben kendimi hep kimsesiz zannederdim. O ise benim kimsem olmuş meğer.Küçücük bedeniyle, hayatımda ki kocaman boşlukları doldurmuş. Şimdi ben yıldızları nasıl görücektim?  Hıçkırdım.Omuzlarım sarsıla sarsıla ağlamaya başladım.Hayatım da beni koşulsuz seven tek kişi benim yüzümden ölmüştü.Ben haketmiyordum.Sevilmeyi zerre kadar haketmiyordum. Haykırışlarım kulağıma sanki başka birinin sesi gibi gelmeye başladı.Bağıra bağıra ağlamayalı 19 sene olmuştu.Çünkü ben hiç bağırarak ağlamamıştım.  Hayalimde turuncu saçları canlandı.Küçük bir kızın saçlarını savura savura yanıma gelişini seyrettim.Geldi ve benim tüm itirazlarıma rağmen yanağıma kocaman öpücük kondurdu.Sulu sulu en sevdiğinden."Alinkuşum ne tatlı yanakların var.Yoksa her sabah bal mı sürüyorsun?" Mutlu olduğumu belli etmemeye çalışsamda birşeyler daha söyler ve dakikalar içinde karşılıklı kahkaha atmaya başlardık. O gün geldi hayalime.Yaz tatili bitmişti ve babası çağırıyordu.O kadar çok ağlamıştı ki Eymenden benide İstanbula getireceği sözünü almadan arabaya binmemişti.Sonra binmeden son kez sarılıp fısıldamıştı kulağıma. "Seni kurtarıcam bu hayattan." Kaç yaşındaydı sahi o zamanlar..En fazla 10! Ama kalbi bir kadının bile olamayacağı kadar duyarlıydı.İnsanların acısını duyuyordu.Benim de duymuştu. " Gerçekten son olmuştu.Bir  daha hiç sarılamamıştık ve sarılamayacaktık.  Hiç gelmeyecek birinin özlemini yaşıyordum.Elimi kalbimi götürdüm ve vurmaya başladım.Vurursam belki dururdu.Boş odada yankılanan ağlama sesim, içimde kanayan yaranın kendini dışarı vurmasıydı.Bu öyle bir yaraydı ki öldürmezdi ama yaşatmazdı da... Birden güçlü bir bedenin zayıf bedenimi kucakladığını hissettim.Ama bir kaç perde öteden.Yatağa oturduğunda kucağına sığınıp başımı göğsüne koydum.Toprak kokusuyla biraz olsun rahatladığımda, hıçkırıklarım iç çekişlere döndü.Elleri saçlarımda gezinmeye başladı. "Daha çok küçüktü." İç çekişler yerini tekrar sesli hıçkırıklara bıraktı."Şhht güzelim.Yapma kendine bunu." Neyi yapmamalıydım sahi? Hiç kimseye çaktırmadan hayatımı sessizce o evde geçirmeliydim.Susmalıydım..Kimse benim çığlığım olmak zorunda hissetmemeliydi. Sesim olmak isteyen Aymira'mın benim yüzümden sesini kesmişlerdi... İyi insan olmak çok pahalıydı. ******** Geldiğim evin etrafında korumaların olduğundan emin olduğum için kargo şapkasını biraz daha indirdim.Son kez derin bir nefes alıp zile bastım.Biraz sonra kapı açıldığında yaşlı bir teyze girdi görüş alanıma."Buyur kızım.Kime bakmıştın?" Annesi olmalıydı.Tam ağzımı açıp birşeyler geveleyecektim ki onun sesini duydum."Kim gelmiş anne?" Dövmeli göğsü girdi önce görüş alanıma.Sol tarafında kalbinin tam üzerinde ki dövmeye dalıp gittim.Beyaz güvercin..Onunda bakışları benimle beraber becerikli birinin elinden çıktığı belli olan dövmeye kaydığında, gözleri öfkeden karardı önce.Fortmantonun üzerinde ki tişörtünü alıp hızla üzerine geçirdi. "Ne işin var senin burda?" Bana olan öfkesinden doğru yerde olduğumu bir kez daha anladım. "Yardıma ihtiyacım var." Boş bakışları gözlerimde oyalandı bir süre.Bana öyle bir bakıyordu ki sanki içinde birşeyler onu tutmasa az sonra üzerime saldıracaktı."Yanlış adres.! " kapıyı suratıma çarptığında bunu bekliyordum.Ahşap evde sesimin duyulacağından emin olduğum için bağırdım. "Senin adın Cihad öyle değil mi?" Durdum.Onunda durduğunu biliyordum. "O senden çok bahsederdi." Saniyeler sonra kapı açıldığında, dolu gözlerle gözlerime baktı.Şakaklarını sıkıp geriye çekilip eliyle içeri işaret etti.."İçerde konuşalım." Etrafı kolaçan edip içeri girdim.Girdiği odaya arkasından girdigim de enkaz gibi olan haliyle kanepeye çöktü.Gözlerinin altı mosmor olmuş, âdeta kanı çekilmiş çehresiyle camdan dışarı bakıyordu. "Seni hiç göresim yok ama ona söz verdim." Bir kaç gün önce Karan'ların açtığı yaralar kabuk bağlamıştı.Ama belki de sonsuza kadar kabuk bağlamayacak yarasının derin hüznünü yaşıyordu. Aymira...Beyaz güvercini..Uçup gitmişti şimdi ait olduğu yere. "Benden nasıl bahsederdi?" Çatallaşmış sesi zoraki çıkıyordu.Derin bir nefes aldım.Onu hayal etmek, sesini duyumsamak zihnimde, her ne kadar daha çok acı verse de bunu ona borçlu olduğum için gücümü topladım.Sonunda ölmek bile olsa onun katillerini bulacaktım. "Seni severdi.Çok severdi.." acıyla yumdu gözlerini."Birini anlatırken sesinin o kadar heyecanlandığını hatırlamıyorum.Ama seni anlatırken saatlerce susmak istemezdi." Fatma'nın telefonundan haftada bir konuştuğumuzda sürekli o konuşur ben dinlerdim.Sonra zorla benide konuşturur, durumumun nasıl olduğunu birşekilde öğrenirdi.Arada para gönderir, bunlar sana İstanbula gelince lazım olucak derdi.Hep geçiştirirdim onu..Meğer Benim için herşeyi planlamış, benim hayatım için kendi hayatını tehlikeye atmıştı.. O kadar derin ve karanlık bir kuyunun içindeydim ki, hiçbirşey anlamıyor, ama yine de doğru yerden başladığımı düşünüyordum. "18 yaşına bir gireyim.Cihada nikahı basıcam.Belli etmemeye çalışıyo ama bence oda beni seviyo." Onun sesiyle hayal ettiğim cümleyi, kendi sesimle dillendirdiğimde kıpkırmızı olmuş gözlerle beni dinleyen adama baktım."Sonra dakikalarca senin ona karşı davranışlarını anlatır, oda beni seviyor değil mi Alinkuşum? Yoksa niye bana böyle davransın." derdi." Hıçkırık sesi odada yankılandığın da derin bir pişmanlık yerleşmişti çehresine."Bir sevgi kelimem için, herşeyi feda edicek gibi bakardı bana.Ama ben ağzımı açıp hiçbirşey söylemezdim." Sertçe kendi ağzına vurdu."Bu kırılasıca ağzımla bir tane birşey söylemezdim." Kafasını koparmak ister gibi elleri arasında sıktı.Yavaşça karşısında ki koltuktan kalkıp yanına gittim.Ellerini tutup dizlerine indirdim."Eminim böyle davranmanın mantıklı bir açıklaması vardı kendi içinde.Yoksa sen onu daha çok seviyordun.Belki de sırf bu yüzden sustun." Bunları duymaya ihtiyacı varmış gibi hızla başını salladı." Sevgim ona zarar verir diye düşündüm.Benim karanlık dünyam, onun ışığını söndürürdü."  Ama o en çok karanlık hayatlara ışık tutmayı severdi.Cihad bunu anlamakta geç kalmıştı anlaşılan."Beyaz güvercinim dermişsin hep ona.Sen her dediğinde kalbi titrermiş heyecandan." Elini  kalbine götürdü.Ve sanki onun saçını okşarmış gibi güvercin dövmesinin olduğu yeri okşadı.Zaman herşeyin ilacı derlerdi ya hani..İşte herşeyin değildi. Bu derin yara, başka bir âlemde ona sarılana kadar sızlamaya devam edecekti. "Onun katillerini beraber bulucaz Cihad." Koyulaşan bakışları, bir katil edasıyla yüzüme tırmandı."Son nefesimi vereceğimi bilsem, onun katilinin nefesini kesmeden bu dünyadan gitmicem." İşte onu ve beni ortak kılan şey buydu.Ölümden bile korkmayan insanlara karşı tek bir duygu hissedilirdi.Korku..O ve ben ölmekten daha çok yaşamaktan korkuyorduk.Derin bir nefes alıp ayaklandı.Beni odada bırakıp gittiğinde, onun mezarlığına gittiğim o günden beri ölümün de parmağı olduğunu düşündüğüm o adamın bir şekilde açığını yakalayacaktım.Şu ana kadar hislerimde hiç bir zaman yanılmamıştım çünkü. "Bu senin." Ellerim arasına bıraktığı deftere baktım anlamaya çalışır gibi."Aymi-" kelime boğazına dúğümlendi."O sana vermemi istemişti." Titreyen ellerle üzerindeki kelimeyi okumaya çalıştım. " Alinkuşuma" Gözümden süzülen bir damla yaş kelimenin üzerine düştüğünde buna hazır olmadığımı hissettim.Belki her geçen dakika bizim için değerliydi ama..Ondan kalan son şeyi soğukkanlılıkla okuyacak kadar güçlü değildim ki ben..Hep bana çok güçlüsün sana hayranım derdi.Asıl hayran olunasının kendisi olduğunu bilmeden. Kalbi, neşesi, hayat dolu keyifli halleri, hiç durmadan konuşması ve arasına sıkıştırdığı tatlı kıkırtıları. Bir bir film şeridi gibi gözümün önünden geçtiğinde aldığım nefesin ciğerlerime ulaşmadığını hissettim. Hayal kadar güzel, dünya için fazlaydı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE