"Alinkuşum senin saçların ne kadar güzel.Aynı benim annemin saçlarına benziyor."Küçük kız kendi güzelliğini görmüyor olmalı ki sürekli aynı şeyleri söylüyordu.Pembe boyanmış gibi duran dudakları, turuncuya çalan kıvır kıvır saçları yüzüne özenle serpiştirilmiş çilleriyle bu dünyaya ait değilmiş gibi duruyordu.
Onunla olduğu bir yıl boyunca da Eymen'e hep aynı şeyleri söylemişti.
"Kardeşin bu dünyaya ait değilmiş gibi güzel..Onu hep koru olur mu?"
******
En derin sessizlik ölüm sessizliğiydi şüphesiz.En ufak bir ses, fırtınayı getirirdi beraberinde.O yüzden herkes sessizdi.Sadece Hatice teyzenin iç çekişleri duyuluyordu.
" Onu koruyamadım." Eymen'in ağlamaktan çatallaşmış sesiyle söylediği cümleyle dolu gözlerle ona baktım.Hatırlıyordu yıllar önce sürekli ona söylediğim şeyi."Sen Aymira'nın başına gelen en güzel şeydin." Abisinin onun için yapmayacağı hiçbirşey yoktu.Onunda abisi için..
"Okulda ki bir çocuktan şüpheleniyolarmış doğru mu?"
Başını koparmak istercesine elleri arasında sıkan Eymen ateş saçan gözlerle gözlerime baktı."Eğer o şerefsizin parmağı varsa tek tek bütün parmaklarını kopartıcam.Canlı canlı derisini yüzücem onun.Ölmek için yalvarıcak."
Şüphesiz yapardı.Çünkü şuanda bu acıyı, öfkeye dönüştürmeye ihtiyacı vardı.
"Bu iş bu kadar basit olamaz.Çok daha derin." Salondaki boydan camın önünde sigara içen Karan eve geldiğimizden beri ilk defa konuşuyordu.Ağzında ki dumanı yavaşça üfledi.Her nefesin canını azalttığından birhaber..Canımı azalttığından bir haber..Biten sigarasını kül tablosuna bastırdı.'Adamı depoya almışlar.Bu işin tam olarak neresindeymiş öttürelim bakalım şu şerefsizi."
Eymen hızla ayaklandı.Karan'ı beklemeden evden çıktı.Oda hızlı adımlarla peşinden gidiyordu ki aklına yeni birşey gelmiş gibi bana döndü.
"Sen bu işe karışmıcaksın.Anladın mı beni?" Başımı anladım dercesine aşağı yukarı salladım.Emin olmak istercesine son bir kez daha gözlerime baktığında "Benim ne işim olur böyle şeylerle?" dedim.Iyice emin olunca Hatice teyzelere benimle alakalı birşeyler tembihleyip evden çıktı.Ben ise kafamdaki plana o kadar odaklanmıştım ki ne dediğini duymamıştım bile.
"Ben ders çalışıcam.Odamdan çıkmam."
Birşey demelerini beklemeden koşar adımlarla üst kata çıktım.Odama girip kapıyı kilitledim.Penceremi açıp mesafeyi zihnim de iyice hesaplayıp bacağımı aşağı attım.Alt katın korumalığına basıp düşünmeden kendimi çimenlere attım.Alışmışlığın verdiği kolaylıkla ayaklandım hemen.Evin bu tarafında ki korumaları boş çenesiyle oyalayan Ceylin'e işaret verdim.Koşarak arka kapıdan çıktığımda vakit kaybetmeden Aslı'yı aradım.
"Geldin mi?"
Onaylayan sesini duyduğum da vakit kaybetmeden beni beklediği sokağa koşmaya başladım.
*******
"Eminsin değil mi burası olduğundan?"
Hiç şüphe etmeden başını aşağı yukarı salladı."Eminim.Merak etme yol hafızam çok iyidir." Ona güvenip taksiden indim."Anlaştığımız gibi beni burda bekle.Eğer yarım saat için de gelmezsem arkana bile bakmadan gidiceksin tamam mı?" Elini geçiştirircesine havada salladı.Bu kızda da hiç söz dinleyecek tip yoktu ama başka çarem yoktu.
Mezarlıktan çıkarken Karan'ın okuldaki çocuğu kaçıracağını düşünmüş, ve Aslı'ya karakolun önünde bekleyip dışarı çıkan çocuğu takip etmesini söylemiştim.Nitekim tahmin ettiğim gibi olmuştu.Çocuğa serbest bırakıldı süsü verip kaçırmışlardı.
Yıkılmak üzere olan bir fabrikaydı burası.Anlaşılan Karan'ın depo dediği yer burasıydı.Yavaş adımlarla fabrikanın kapısına geldim.Herhangi bir yerden koruma çıkabilirdi.O yüzden temkinli olmak zorundaydım.Küflü kapıyı girebileceğim kadar ittirip sessizce içeri girdim.İçeride ki ağır küf kokusu mide bulandırıcıydı.
"Doğru söyle lan!" Duyduğum tanıdık ses rahatlamama değil de daha çok korkmama sebep olduğunda, yanımda ki eski dolabın arkasına girdim hızla.Odayı görebilecek mesafede durduğumda önce kanlı suratıyla dün okulun bahçesinde gördüğüm çocuk girdi görüş alanıma.Sonra onu bir çuval gibi tutup fırlatan, bakışları işte şimdi tam karanlığı andıran Karan girdi."Ben birşey bilmiyorum.Aymira'yı-" çocuk cümlesini bitirmeden atılan yumrukla kalkmaya çalıştığı yere tekrar geri düştü.
"Kardeşimin adını ağzına alma lan it! Senin o dişlerini sökerim."
Karan durmak bilmeden yumruk atan Eymen'i sakince aldı çocuğun üstünden."Sakin ol o bize canlı lazım."
Öfkesini kontrol etmekte zorlanan Eymen bu sefer yanında ki sandalyeye tekme attı."Birşeyler biliyo şerefsiz abi! Bile bile susuyor!" Karanda aynı düşünüyor olmalı ki evet dercesine başını aşağı yukarı salladı.Sonra yerdeki adamın önüne eğildi, saniyeler sonra avına saldıracak yırtıcı bir hayvan edasıyla.
"Bana bak lan! Senin o tehdit edenlerin var ya belasını sikicem.Seninde onların da.! Sen konuşsanda konuşmasanda artık ölüsün onlar için.Annen de öyle!"
Son cümleye kadar daha boş olan bakışları hızla karardı çocuğun."Anneme birşey yapmayın.Öldürürüm sizi!" Kendinden emin bir ifadeyle gülümsedi Karan."Biz değil eğer şuan adamlarımı sizin evden çekersem, ne seni ne de anneni yaşatmıcaklar.Bu işlere girerken bunları bilmen lazımdı."
Çocuğu yavaşça yerden kaldırıp sandalyeye oturttu.Kendine Eymen'in az önce devirdiği sandalyeyi alıp tam karşısına oturdu.
"Şimdi bana herşeyi doğru dürüst anlat.Anlat ki seni de anneni de onlardan koruyayım." O kadar yediği dayağa rağmen biran bile ağlamadığı belli olan çocuk biranda hıçkırarak ağlamaya başladı.Onunda yaşı en fazla 18 olmalıydı.
"Ben engel olmak istedim.Beni dinlemedi." Hıçkırıklarının arasından sadece bu cümle duyulduğunda hepimiz soluksuz bekliyorduk."Neye engel olmak istedin?" Sakince gözlerinin yaşını sildi.Ve işte o ortaya çıktı.Saf derin bir acı..
"Aymira'ya.."
Kelimesi sanki depoda yankı yaptı.Oysaki çok kısık bir sesle söylemişti..Derin bir nefes aldı.Işin garibi en az Eymen kadar yıkılmış görünüyordu.
"Sen benim kardeşimi nerden tanıyosun şerefsiz herif! Yalan söyleme sikerim belanı!"
Tekrar çocuğa saldırmak üzere olan Eymen'i durdurdu Karan.Ama zaten onun yarası daha derindeydi sanki.Çünkü ne Karan nede Eymen umrunda değildi.Birden kafasını kaldırdığında gözlerinde gördüğüm ifade....
Aman Allah'ım!
Bu çocuk Aymira'ya aşıktı..
Bu bakış, bu yıkılmışlık ve derin acı..Başka hiç bir açıklaması olamazdı.
"Eğer tehdit ettikleri benim canım olsaydı zerre kadar umrumda olmazdı.Konuşurdum.Ama annemle tehdit ettiler.Susmak zorunda kaldım." Karan'ın dedikleri bir bir çıktığında biraz sakinleşti Eymen.Pür dikkat çocuğu izlemeye başladı.
"Bir yıl önce geldi mekâna.Pembe eteği, pembe ceketi gerginlikten kulağının arkasına sıkıştırıp durduğu saçıyla hiç te oraya ait durmuyordu.Issız mekânı ışığıyla aydınlatmıştı sanki biranda.Ama bilirsiniz orası kurtlar sofrasıdır.Bir kere giren en fazla bir günde ışığını kaybeder.Ben o ışığını kaybetmesin istedim." Gözlerinden süzülen göz yaşlarıyla sadece bir noktaya bakıyordu.O günü yaşıyordu sanki yeniden.Acısında da sözlerinde de samimi olduğu her hâlinden belliydi."Yanına gittim.Pis bakışlarını onda oyalayanlara benimle olduğunu söyledim.Tanımıyordum.Ama hayatım boyunca birini tanımayı bu kadar istememiştim." Karan'ın bakışlarında şimşek çaktı.Anlamıştı herşeyi.
"Tamer Yıldıray diye birini tanıyıp tanımadığımı sordu.Tanımaz olurmuydum o şerefsizi! Bir numaralı uyuşturucu taciri, kaç tane çocuğun gencin kanına girmişti.Bende dahil." Derin bir nefes aldı."Duyduğum isimle onu zorla mekândan çıkarttım.Çok inatçı bir kızdı.Zar zor çıkartıp böyle yerlerin ona göre olmadığını uzak durması gerektiğini söyledim.Ama dinlemedi."
Eymen'in yüzüne yıkılmış bir ifade yerleşti."Onunla ilgilenemedim." Dizlerinin üzerine çöktüğünde yıkılmış bir adamın enkazını seyretti herkes."Hep dışarda tuttuk zannederken, meğer en büyük tehlikelerle yanlız mücadele etmek zorunda kalmış." Karan'ın güçlü eli omzunu sıvazladı."Senin hiçbir suçun yok."
Ama birşeylere geç kalmanın verdiği acıyı kolay kolay hiç birşey geçiremezdi.
"Sonra ne oldu?Atlamadan bütün detayları anlat.Vereceğin en ufak bilgi bile bizim için çok önemli."
Çocuk ise sanki o günlere gitmiş artık burda değil gibi boşluğu seyrediyordu sadece."Hayat doluydu.Ölmeye hevesli ruhuma yaşamın güzelliğini hatırlatmıştı." Durmadan yanaklarından süzülen yaşları kanlı elleriyle sildi."Tehlikeli bir adam olduğundan başının belaya girebileceğinden bahsettim.Ama o sürekli dediğini diyor, inatla mekana girmek istiyordu."
Eymen hızla atıldı."Ne diyordu?"
Ve çocuk o can alıcı cümleyi söyledi.
"Alinkuşumu kurtarmam lazım.Yıllardır ona kavuşmayı bekliyorum ben.Onunda sevdiklerine kavuşması sana bağlı.Nolur bana yardım et. "
Sanki deponun duvarları üzerime yıkılmış, ben ise kurtulmak için bile çabalayamıyordum.Benim yüzümden ölmüştü...Fatmanın telefonundan her beni aradığında söyledikleri çalındı zihnime bir bir..
"Merak etme Alinkuşum.Ben herşeyi ayarladım.Sen çok mutlu olacaksın."