Portuga!'' ''Hımm...'' ''Hep senin yanında olmak isterdim, biliyor musun?'' ''Neden?'' ''Çünkü dünyanın en iyi insanısın. Senin yanındayken beni kimse azarlamıyor ve günışığının yüreğimi mutlulukla doldurduğunu hissediyorum.''
Şeker portakalını okuyorduk yine bir gece.Aslında her gece.
"Alinkuşum bence sen portuga'sın." Gülümsedim.Onun yıldızına bakarak.Sahi o kadar yıldız arasından onun yıldızını nasıl ayırt edebiliyordum artık?
"Ben Zeze olmalıyım Aymiram.Günün birinde acılarımı yazmaya cesaret edebilirsem, onun hayatıyla benimkisini ayırt edemezler sanırsam."
Sessizliğim sesim olsaydı eğer, büyük ses getirirdi.Acılarım başrol olsaydı bir film de, herkes ağlamak için bu filme gider, ama gerçek hayatta görünce görmemezlikten gelirdi.İnsanlar hep ucuza kaçar.Onlarada hak ver! Merhamet çok pahalı..
"Sen beni de öldüreceğini söylemiyor muydun?"
"Başta söylemiştim. Sonra seni tersinden öldürdüm. Seni kalbimde doğurarak öldürdüm. Dünyada sevdiğim tek insan sensin, Portuga.
Güzel sesinden okuduğu cümlelerden sonra ikimizde gökyüzüne baktık.Ve sonra birbirimize.
"Dünyada sevdiğim tek insan sensin Portuga." Gözlerine bakarak fısıldadığım cümleyle hareleri doldu hemen.Kolay ağlardı.Ağlamanın zayıflık olmadığını bilen nadir insanlardandı."Rabbim seni bana hayatım da ki boşlukları doldurmak için göndermiş olmalı."
Ve sonra o gitmişti.Ben bomboş kalmıştım.
Hayal dünyamdaki geçmiş yolculuğunda tekrar güzel sesi yankılandı."Alinkuşum ben Portuga olmayı çok sevdim.Sana iyi gelmek ne güzel bir duygu böyle.".
Birden zihnimde ki bütün karanlık odalar aydınlandı.Ve yine ıhlamur kokulu kız yol göstermişti..
Şifre Portugaydı.Onun olmayı en çok sevdiği kitap karakteri..
Heyecanla oturduğum yerden kalktıgımda kucağımda ki kitap yere düştü.Dolabıma sakladığım belleği alıp cebime soktum.Titreyen ellerle telefondan Cihat'ı aradım.Ama açmadı.Tekrar aradım ama nafile.Vakit kaybetmeden Aslıyı arayıp Cihadın evine gelmesini söyledim.Cihatda evde olmalıydı.Yoksa başka nerde olucaktı?
Sürekli telkinlerimle taksi daha hızlı giderken"sen eminsin yani şifrenin bu olduğundan?" Diyen Aslıyı umursamadan yola bakmaya devam ettim.Düşünceler zihnimi kurt gibi kemiriyordu sanki.Bundan sonrası ne olucak? Bellekte ne gibi birşeyle karşılaşacağız? Yine hangi sokağın köşesinde bizi neler bekliyor.?
Cihat'a ulaşamamak beni daha bir germişti.Son zamanlarda zaten hâli çok garipti.Amacından değilde kendinden vazgeçmiş birinin yıkılmıslığı vardı hep ifadesinde.Ona üzüldüğümü hissettiğim de aslında kısa zamanda ne çok şey paylaşmışız dedim iç sesime.
Hiç ummadığın insanlarla ne güzel anılar biriktirdin.