5.Bölüm

1718 Kelimeler
Derin bir acı başıma saplandığında kalın parmaklarından kurtarmaya çalıştım saçlarımı.Suçum neydi sahi? Hayvanları otlatmaktan yarım saat geç kalmış ve babam olucak adamın karnı acıkmıştı. Öfkesini alamayıp bu sefer de yanağıma attığı tokatla gücümü toplayamayıp yere düştüm.Dizlerime ve ayaklarıma batan çakıllar bile acıdı halime.Dudağımın kenarından süzülen kan, geçen onyedi yılımdan bana kalan en büyük hatıralardandı.Benim tek suçum dünyaya gelmekti sanırım. Ruhumdaki sızı bedenimde ki sızıyı bastırdığında güldüm.Öyle güçlü bir kahkaha attım ki duraksadı.Delirdiğimi düşünüyor olmalıydı gülüşüm de ki göz yaşlarımı görmeden..İki büklüm olduğum yerden kalkıp sadece baktım.Acımasız suratına, paradan başka birşey olmayan gözlerine baktım.Öyle çok ifade geçti ki harelerimden bir süre hiç hareket etmedi. "Senin kızın olmaktan nefret ediyorum." Öfkeyle karardı çehresi.Tekrar vurmak için elini kaldırdığında sımsıkı gözlerimi kapattım.Ama geçen saniyelere rağmen tokadı yüzüme inmedi.Yoksa artık vicdan azabı mı çekmeye başlamıştı.Bu imkansız dedi küçük Alin.Bana bile acımadı yıllardır..Sana neden acısın? Çocukluğum gençliğime sızlatan gerçekleri hatırlattı... Ve sonra onun sesini duydum.Hayatta bana güven veren tek sesin sıcaklığı her yanıma yayıldı.Beni kucakladı ve sımsıkı sardı kimsesizliğimi. "İyimisin?" Sıkmaktan acıyan gözlerimi yavaşça açtığımda sarı saçları girdi önce görüş alanıma.Sonra da bana ilk defa acıyarak değil de babama öfkeyle bakan hareleri..Yıllardır bana acıyan herkes, anne ve babama öfkelenmeyi akıl edememişlerdi. Babam ise sanki bu adamı tanıyormuş gibi olduğu yerde titredi.Bir çocuk edasıyla ellerini önünde bağlayıp saygıyla selam verdi."Hoşgeldiniz Eymen Bey!Geliceğinizi haber verseydiniz bizim hanım yemek yapardı." Hanımının yıllardır yemek yapmadığından haberi yokmuş gibi sallamaya başladığında, buralara ait olmadığı her hâlinden belli adama baktım. Babama o kadar öfkeliydi ki sıktığı yumruklarıyla kendini durdurmaya çalıştığı her hâlinden belliydi.. "Ben sana bu kıza dokunmucaksın demedim mi Remzi!" Öfkeli kükremesiyle renkten renge girdi suratı.Benim duymayacağımı düşünüp yavaşça yanımdaki adama yaklaştı."Fa-Fakat efendim babanızın emrini biliyorsunuz.Bu kız amcanızın katil-" hızla sözünü kesip boğazına yapıştı.Sert bir yumruk geçirdiğinde aynı benim gibi yere düştü.İçime gelen tuhaf sevince rahatlamaya kızdım.Ben ne olursa olsun hiç bir zaman onun gibi vicdanımı kaybetmeyecektim.Yoksa ondan ne farkım kalırdı.. O yüzden yavaş adımlarla yanına gidip tutması için elimi uzattım.Tuhaf bir ifadeyle elime bakıp tuttu.Yavaşça kalktığında şaşırmışa benziyordu.Her zaman düşmesine sebep olduğu kız,  onu düştüğü yerden kaldırıyordu.Ne kadar da gülünesi bir durum... "Bu sana son uyarım.Eğer birkez daha yaşananların ağırlığını masum bir kıza yüklerseniz o zaman beni hiç kimse durduramaz." Ne diyordu bu adam? Babam ne söylemek üzereydi de engel olmuştu? Kimdim ben tam olarak? Sonra hiçbirşey demeden yanıma geldi.Elimden tutup yavaş adımlarla buraları çok iyi biliyormuş gibi evin yanında ki gölete götürdü beni.O kadar anlam verememiştim ki az önce yaşananlara rüzgar bile esse, estiği yere yönlenicek durumdaydım. Beni oturtup kendisi bir elini suya daldırdı.Avucunda biriken suyla tekrar yanıma gelip titreyen elleri yavaşça dudağımın kenarındaki kan izinde gezindi. O kadar hafif dokunuyordu ki sanki ben kırılacak bir biblo bebektim." Sert dokunabilirsin.Artik hissetmiyorum çünkü." Üzgün bakışları ifadesiz yüzümde yoğunlaştı.Benim en aciz halimi görmesine rağmen yine de bana acıyan bir ifadeyle bakmıyordu."Daha iyimisin?" Gülümsedim. "Vücudumdaki yaraları soruyorsan evet iyiyim.Ama ruhum sonsuza kadar kanar.." *********** Geçmişten bir gün ikimizin arasında kendini  hatırlattığında, film izler gibi o günü  izledik.Ve sonra ki hayal gibi geçen günleri.. Salonda ki herkes çıt çıkarmadan ikimize bakıyordu.Bizde beni bırakıp gittiği, koruyacağına söz verdikten sonra küçük Alin'i arkasından ağlattığı mektubu okuyorduk beraber.Gelmiş beni karanlık günlerden çıkarmış aydınlığa kavuşturmuştu.Ama sonra günlerimi  daha da çok karartarak gitmişti.En azından o gelmeden aydınlığı bilmiyordum.O yüzden karanlığa alışmıştım. "Siz nerden tanışıyorsunuz?" Sert sesle aramızda ki garip bakışma son bulduğunda oldukça büyük adımlarla gelip yanıma oturdu Karan. Hali ve tavırları öfkeden kararan çehresi fırtına öncesi sessizliği andırıyordu.Kolunu omzuma atıp bedenimi kalıplı vücuduna yasladı.Kafam göğsüne gömüldüğünde artık Eymen görüş alanımdan çıkmıştı. "Okuldan tanışıyoruz Karan Abi!" Alayla gülümsedi.Gözlerime öyle mi dercesine baktığında altındaki tehditi bir tek ben hissettim.Anlayamadığım Eymen benimle aynı okuldamıydı? Nasıl görmemiştim ki?. Korkudan kafanı bir saniye bile kaldırmadığın için olmasın diyen iç sesime susmasını söyledim.Herşey okulum içindi.. "Ey-Eymen senin neyin oluyor ki?" Cümlemle öfkeyle kolumu sıktığında" Eymen demek!!" diye tısladı.Adını ağzımdan duymaya tahammülü yokmuş gibiydi."Kuzeni oluyorum." Şaşkınlıkla ağzım açıldığında parçaları birleştirmeye çalışıyordum.Nasıl üçümüzün yolu aynı kulvarda kesişmişti ki?  "Eee Alin  sen nelerle uğraşıyosun?" Ortamdaki gergin havayı dağıtmaya çalışan kız  herkesin ilgisini çekmeyi başarmıştı. "Derslerimle uğraşıyorum." Onu geç dercesine elini havada salladı. "Onu boşver asıl bu öfke küpü adamla evliliğin nasıl gidiyo onu anlat." Sözleriyle kahkaha atmamak için dudaklarımı kemirdim."Sevda!" yumuşak bir uyarı sesiyle iri yarı adam Sevda'nın yanına oturup başını kolunun altında sıkıştırdı.Hala daha homurdanıyordu.Nihayet adam kızı kolunun altından çıkardığında kıvırcık saçlarını düzeltmeye çalıştı. "Az daha ölüyordum.İnsan sevgilisine böyle davranır mı? Seni vicdansız!" Küskünce kollarını önünde birleştirdiğinde yanında ki adam saçlarıyla oynamaya başladı.Ufak bir öpücük kondurup kulağına birşeyler fısıldadı.Her ne diyorsa Sevda'nın  küskün mimikleri an be an yumuşadı ve aşk dolu gözlerle adama baktı. Onların bu haliyle derin iç çektiğimde çehrem de bakışlarını hissettim.Kolunu omzumun üzerinden sarmıştı.Anlaşılan burdaki herkesi gerçekten karı koca olduğumuza dair ikna etmeye çalışıyordu. Öfkeli hareleri ara ara Eymen'de yoğunlaşıyordu.Anlaşamıyorlardı sanırım. Birden üzerinde ki hem spor hemde şık olan ceketi çıkarıp dizlerimin üzerini örttü. "Üşümüşsündür." Ama oda sıcaktı ki.. Kalabalıktan garip uğultular ve kahkahalar yükseldiğinde onlara öldürücü bakışlar attı. Üşümediğime karar verip ceketi kaldırmak üzereydim ki birden narin ellerimin üzerinde güçlü ellerini hissettim. "Bir adam daha bacaklarına bakarsa onu öldürürüm.İkimiz de katil olmamı istemeyiz öyle değil mi Eftalya?" Fısıltısında bile bağıran bir adamdan daha çok etki bırakıyordu. Duyduğum ağır parfüm kokusuyla yanımıza gelen kadına baktım.Derin göğüs dekoltesi olan kırmızı bir elbise giymişti.Sarı bellerine kadar uzanan saçlarıyla oldukça güzel bir kadındı. "Konuşmamız gerekiyor." Beni görmezden gelip yanımda ki adamla konuştuğunda kalbime yayılan garip hisse engel olamadım.Bir el sanki orayı sıkıp geri bırakıyordu. Karan bir süre durdu.Ama sonrasında onaylayıp ayaklandı.Kızla beraber salondan çıkıp gittiklerin de bir iğne saplandı tam göğsümün orta yerine. "Ne sandın? Siz anlaşmalı bir evlilik yaptınız.Adam birde sana hesap mı verecekti.Kim bilir belki de sevgilisidir." Acımasız iç sesimin haklı cümlelerinden yanıma oturan bedenle sıyrıldım.Omu geldi diye hevesle döndüğüm de Eymeni görünce hayal kırıklığım yüzüme yansımış olmalı ki olgunlukla gülümsedi.. "Biraz konuşalım mı Ayçiçeği?" Duyduğum kelimeyle yüzüme yayılan hüzne engel olamadım.Beraber tarlalarda koşturup ağaçlara çıktığımız, ikimizde kocaman insanken çocuklar gibi eğlendiğimiz o günlere gittim. "Tabi olur." Ona olan kırgınlığıma rağmen herşeyi hakettiğini biliyordum.Tertemiz bir yüreği vardı.İnsana güven verirdi.Banada vermişti... Bahçeye çıktığımız da ne kadar doğru bir karar verdiğimi anladım.O kadar bunalmıştım ki temiz hava almak çok iyi gelmişti.Burdaki en sevdiğim banka yönlendirdim adımlarımı.Oda peşimden geldi.Kiraz ve erik ağacının ortasında boğaz manzarasının görüldüğü çok güzel bir yerdi.Burda en çok kitap okumayı sevmiştim.Çünkü dünyadan sıyrılıyor, kitabın içinde ki kahramanların hayatlarına geçiş yapıyordum. Bir süre sessizce manzarayı seyrettik. "Hatırlıyor musun seninle erik ağacında kitap okurduk." Unutmadım ki hatırlayım dememek için kendimi zor tuttum. Erik ağacı deyince muhtemelen onunda aklına aynı anı gelmiş olmalı ki ufak bir kıkırtı kaçtı dudaklarımızdan. "Hatta bir keresinde seni o kadar uyarmama rağmen inadına gidip kırık dala oturmuştun.E tabi sonrası malum." O düşüşü hatırladığım da sanki o günkü gibi belim sızladı.O kadar sert düşmüştüm ki yine de ağlamak yerine gözümüzden yaş gelene kadar gülmüştük. Tekrardan kahkaha attığımda oda benimle beraber güldü. Sonra ikimiz de durulduk birden.Ne güzel anılar biriktirmiştik.Ama mutsuz bir son hepsini yakıp kül etmişti. "Alin" Derin bir nefes aldım. "Beni neden bıraktın Eymen?" Bunu aylarca o kadar merak etmiş o kadar kendimi suçlamıştım ki işte şimdi karşımdaydı.Ama kelimelerimi biraraya getirip hesap bile soramıyordum. "Bunu hiç istemedim." Bakışlarını manzaraya çevirip  derin bir iç çekti. "Şu boktan hayatımda güzel olan tek şey sendin." Niye o zaman diye sormadım.Mecbur kalmıştı ve bunu söylemek istemiyordu.Yoksa zorunlu olmasa böyle birşey yapmazdı.Beni o karanlık evde bırakıp gitmezdi. "Keşke hiç gelmeseydi.Keşke onu hiç tanımasaydım dedim yıllarca.Sen bana dünyayı sevdirdin çünkü.Sadece nefes almak için değil, güzel şeyler için de yaşanıcağını öğrettin." Cümlelerimle parıldayan gözlerle gözlerime baktı. Sonra belki iki yıl önce normal, ama şimdi oldukça anormal olan birşey yaptı. Beni kolları arasına aldı... Şaşkınlıkla ne yapacağımı şaşırdığım da kulağıma fısıldadı. "Seni çok özledim." yoğun bakışlarla yüzümün her bir noktasına baktı. "Seni özlemediğim tek bir gün bile olmadı." Kolları arasından çıkmaya çalıştım. "Bu doğru değil.Ben evlendim artık Eymen.Lütfen böyle konuşma!" Ve sonra şuan duymak isteyeceğim son ses bile olmayan adamın sesini duydum. "Bence karımı dinlemelisin." Sanki suç işlemiş gibi birden ayaklandığımda öfkeden kararmış bakışları girdi önce görüş alanıma.Elleri yanlarında yumruk olmuş, sıkmaktan damarları belirginleşmişti. "Anlaşmalı evlilik yaptığın karını mı?" Biliyordu. Gözleri üzerimde yoğunlaştı. "Bizim biraz konuşacaklarımız var.Sen içeri gir istersen Ayçiçeği." Cümlesini tamamlamasıyla suratına inen yumruk bir olmuştu.Öyle öfkeliydi ki sanki söylediği bir kelime bir bakışı bombanın pimini çekmişti. Yere düşen Eymen'e yardım etmek için yanına gidiyordum ki sertçe kolumdan tutup buna engel oldu. "Sakın! Bir bakışın dahi ona değerse hiç düşünmeden öldürürüm." Ayaklarım olduğum yerde çakılı kaldığında bir süre hareket edemedim. Telaşlı bakışlarla Eymen'e baktığımda ağzında ki kanı tükürüp ayağa kalktı.Gerçek olmadığı belli olan bir kahkaha attı. "Sanki daha dün onunla evlenmemi isteyen sen değilmişsin gibi davranıyosun kuzen!" Cümleleri ikimizin arasında ki zaten olmayan bağları bıçak gibi kesip attığında anlamaya çalıştım bir süre. "O sesini kes! Yoksa ben kesmesini bilirim." Evet anlaşmalı bir evlilik yapmıştık fakat, neden Karan Emir'le evlenmemi istemişti ki? Bu evliliğin ardında ne gibi gizemler ve sırlar yatıyordu? "Neden susmamı istiyorsun?Alevle evlenmek üzere olan sen değil miydin?" ********* Susmak istiyordum sonsuza kadar.Sadece gecenin sesini dinlemek istiyordum.Yalnızlık en kötü hastalıktı sanırım.İnsanın tüm bedenine tatlı bir sızı olarak yayılıyordu ilk başta.Ama sonra bu tatlı sızı acıdan iki büklüm olacağımız güçlü ağrılara bırakıyordu yerini. İşte bende şimdi o zaman dilimindeydim.Hayatımda sen yokken şöyle hissediyorum diyeceğim bir insan bile yoktu. Kokusundan varlığını hissettiğim adam karşımda ki tekli koltuğa oturdu.Sanki hiç gelmemiş gibi olduğu yere bakmadım.Çünkü benim hayatıma gelenler ya gider, yada zaten hiç gelmezdi. En iyisi kimsenin gelmesine izin vermemek diyen iç sesime uymuştum. Çünkü hiç gelmeyenden, gelip te giden daha çok acı veriyordu. O beni izliyordu..Bende geceyi.. "Tam olarak neyin içerisindeyim?" Artık bir kelime bile olsa birşeyler söylemesi gerekiyordu.Ama sustu..En iyi yaptığı şeyi yaptı."Susmak her zaman kolaya kaçmaktır Bolat.Burdan bakınca hiçte kolaya kaçacak bir adama benzemiyosun oysaki." Ona soyadıyla seslenmem aramızda garip bir hava esmesine sebep oldu.Dışarıdaki rüzgar sanki odanın içindeydi. "Sana tahammül etmemem gereken o kadar sebep varken, bence susmalısın." Sert yüz hatlarına ay vurmuştu sanki.Bir insan nasıl bu kadar karanlıkken aydınlatabilirdi ki? O aydınlatıyordu. "Benim senin aksine kaybedecek hiçbirşeyim yok.O yüzden beni susturacak bir sebep de yok." Güldü.Ama bu gülüşün altında gerçekleri gizledi.Çünkü ufak yansıması dudağının kenarından okunuyordu.Oturduğu koltuktan kalktı ve zaten olmayan mesafeyi büyük adımlarıyla kapattı.O kadar uzun boyluydu ki yüzünü görmek için kafamı geriye atmak zorunda kaldım. Eğildi ve yüzünü yüzüme hizaladı. "Bence o kadar emin olma." Anlamamış bir ifadeyle mavilerine bakmayı sürdürdüm. "Seni nelerin beklediğini bilseydin, kimlerin beklediğini bilseydin, bir nefes daha fazla bu dünyada yaşamak için herşeyini feda ederdin." Burnunu yanaklarıma sürttü ve kulağıma eğildi. "Eftalya." *******
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE