Köy, geceye yine gürültüsüz bir sessizlikle teslim olmuştu. Ama bu kez karanlık daha yoğundu, hava daha ağır… Sanki bir şeyler yaklaşmaktaydı. Derya, karakoldan döndükten sonra penceresini açmamıştı. Rauf’un sözleri içini tedirgin etmişti. “Ben seni kimseye savundurmam.” Ne zamandır bir adamın koruması içini hem bu kadar ürkütmüş hem de derin bir güven hissi yaratmıştı, hatırlamıyordu. Saat gece yarısını gösterirken dışarıdan bir ses geldi. Bu kez daha net. Tekerlek izleri, fren sesi… Sonra kısa bir bağırış. Ardından silah sesi. Bang. Derya irkildi. Kalbi hızla atmaya başladı. Pencereye koştu. Ama hiçbir şey göremedi. Kapısına yaklaşan ayak sesleri duydu. Sert ve hızlı. Kapısı yeniden tıklandı. Ama bu kez beklemeden açıldı. Rauf’tu. Yüzünde öfkeyle karışık bir kararlılık vardı.

