Güz kendi usulü bir çorba yapmıştı. Buzlukta dondurulmuş mantı ve içli köfte vardı. Ben de onları hazırlamış yanına turşu ve salata ayarlamıştım. Balkona sofrayı Jon ve Nathon kurmuştu. Baş köşede Kurt ve Jon oturuyordu. Ben ve Nehir’in arkası cama dönüktü. Karşımda ise Güz ve yanında Nathon oturuyordu. Kurt ikinci kâse çorbasını içiyordu. Bizler ise mantıyı yemeye başlamıştık. “Annem diye demiyorum ama harika yapmış ya!” deyip dudaklarını yaladı Nehir. Annemin eli çok lezzetliydi ve elinden gelmeyen şey yok denecek kadar azdı. “Yemek konusunda yeteneklerinizi kimden aldığınız belli oldu,” diyen Güz’e gülümsedim. “Annemin yanından bile geçemeyiz,” deyince, Nehir başını olumlu anlamda salladı. “Yani onun mesleği bu, biz neyiz ki yanında.” “Anneniz aşçı mı?” diye soran Nathon’dı. Nehi

