bc

Yazgı

book_age18+
5.2K
TAKİP ET
90.6K
OKU
dark
forbidden
love-triangle
family
love after marriage
age gap
fated
forced
opposites attract
second chance
friends to lovers
curse
stepfather
drama
tragedy
sweet
lighthearted
serious
kicking
pack
disappearance
lies
war
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Beni kollarının arasına çekip elini çeneme koydu, göz göze gelmemizi sağladı. “Bana bak… Bak ben yanındayım, kapı da açık. Sakin ol.”

Konuşacak takatim yoktu, sadece bakıyordum. Bakışlarıyla beni süzdükten sonra tekrar gözlerimin içine daldı. “Peçeni çıkarmamız gerekiyor, böyle olmaz.”

Sustum. Elini peçeme doğru uzattığında, titreyen elimle onu durdurdum.

“Dokunma bana…”

Sesim bir fısıltıdan ibaretti. Bugüne kadar yüzümü hiç kimse görmemişti. Sevdiğim adam bile görmemişken, babamın katilinin oğlunun görmesine izin veremezdim.

Eli bir iki saniye elimde asılı kaldı. Titrek bir sesle, “Dokunma bana…” diyebildim.

Bakışları o kadar derindi ki gözlerimi kaçıramıyordum. “Tamam… Bak, açmıyordum,” diyerek elini çekti ama parmakları hâlâ elimi sarmaya devam ediyordu.

“Şimdi gözlerimin içine bak… Derin derin nefes al…”

Deniyordum ama olmuyordu. Sanki göğüs kafesime biri var gücüyle bastırıyor, boynumda görünmez bir urgan daralıyordu.

“Olmuyor,” diye fısıldadım. “Nefes... Nefes alamıyorum.”

Alnını alnıma dayadı. Sıcak nefesi yüzüme vururken bakışlarını bir an bile ayırmadı. “Gözlerimin içine bak. Şimdi birlikte nefes alıp vereceğiz…”

Çaresizce başımı salladım.

“Güzel… Hadi bakalım, derin bir nefes al…”

Dediğini yaptım ama hava sanki ciğerlerime ulaşmadan geri dönüyordu. “Olmuyor…” dedim yine.

“Tekrar… Bana bak ve derin bir nefes çek içine.”

Tekrar denedim. Göğsüm nihayet havayla dolarken, o hâlâ gözlerimin içindeydi. “Şimdi yavaş yavaş ver…” dedi.

Benimle aynı ritimde nefes alıp veriyordu. Alnı alnıma yaslıyken, nefesinin tenimdeki etkisiyle gözlerim kendiliğinden kapandı. Avcunun içindeki elim ve bana eşlik eden nefesiyle karanlığın içinde sadece sesi duyuluyordu:

“Devam et… Nefes al… Yavaş yavaş ver…”

Dediği her şeyi kelime kelime uyguladım. Bedenimdeki titreme yavaş yavaş dinerken kalbim hâlâ deli gibi göğsümü dövüyordu.

“Nefes al…”

Gözlerimi açtığımda yine o bakışlarla karşılaştım. “Şimdi yavaş yavaş ver…”

Gözleri gerçekten bu kadar güzel miydi? Farklıydı; sıradan bir kahverengi değildi, büyüleyici bir derinliği vardı.

“Bak, iyisin,” dedi yumuşak bir sesle. “Geçti… Kapı açık, ben yanındayım. Geçti…”

“Geçti,” diyerek fısıltısını tekrarladım.

Nefesim düzene girmiş, mide bulantım ve titremem hafiflemişti. Ama o hâlâ geri çekilmemişti. Eli elimde, nefesi yüzümdeydi.

Yutkundum; tepki vermeyi unutmuş gibi boş gözlerle yüzüne bakıyordum. Bakışlarımla yüzünü süzdüm, her bir detayında takılı kaldım. İlk defa bu kadar yakınımdaydı.

Dudakları, burnu, sakalları… Her detayı o kadar dikkat çekiciydi ki Heja’nın onu övmekte ne kadar haklı olduğunu anlıyordum.

Kendimi bildim bileli bu illeti tek başıma atlatmıştım; kriz geçirirken ilk defa yanımda biri vardı. Elimi tutmuş, bana nefes olmuş, yalnız olmadığımı hissettirmişti.

Ve bu kişi, babamın katilinin oğluydu…

Beni kaçırdığı yetmezmiş gibi şimdi de bana yardım ediyordu. Bakışlarım dudaklarına kaydığında yutkunduğunu, bedeninin kasıldığını fark ettim.

Birden kendime gelerek başımı iki yana salladım. Gözlerim korkuyla açılırken elimi elinden hızla kurtardım. “Bırak beni!” dedim dişlerimin arasından. “Dokunma bana!”

Ayağa kalkmaya yeltendiğimde benden önce davranıp kalkmama yardım etmek için elini uzattı ama tutmadım.

“İnsan bir teşekkür eder, değil mi?” dedi.

Gözlerimi devirdim. “Ne için teşekkür edecekmişim? Beni bu hale getiren sen değil misin?”

“Ben mi kriz geçir dedim lan? Fobin olduğunu nereden bilebilirdim?”

Nefretle gözlerinin içine baktım. “Demedim mi? Kapıyı kapatma, nefes alamam demedim mi?”

Sesi birden yumuşadı. “Yalan söylüyorsun sandım.”

Ellerimi yumruk yaptım. Bakışlarındaki o tuhaf endişe hâlâ oradaydı. “İyi misin şimdi?” diye sordu.

“Sana ne? Ne yapacaksın?”

“Ulan ben olmasam belki de ölecektin!”

Alayla güldüm. “Bugüne kadar ölmediysem, bu sefer de ölmezdim herhalde.”

“İyi misin, bak ciddiyim.”

Konuyu değiştirerek gözlerinin içine baktım. “Bırak beni. Bak, hâlâ geç değil; bırak gideyim. Bu yaptığın senin de sonunu getirecek, yapma.”

“Boşuna yorma kendini,” dedi kararlılıkla. “Şimdiye kadar herkes anlamıştır zaten. Bu saatten sonra istesem bile geri dönemem.”

“Geç değil,” diye üsteledim. “Bırak gideyim.”

İç çekerek, “Buradan birlikte çıkacağız Şahmaran kızı,” dedi. Ardından tam gözlerimin içine bakarak ekledi: “Ama artık Rojin Şahmaran olmayacaksın. Benim soyadımı taşıyarak, karım olarak çıkacaksın buradan!”

“Asla… O dediğin asla olmayacak! Öleceğimi bilsem bile seninle evlenmem!

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
Tanıtım…
Güneş, Erek Dağı’nın ardına çekilirken Van Gölü’nün suları kandan bir renge bürünmüştü. Ciğerlerime çektiğim hava değil, sanki o uğursuz günün barut kokusuydu. Elimdeki tesbihi her çevirişimde aynı zehirli soru saplanıyordu zihnime: "Neden?" Neden bu sevdanın sonu mezar, sadakati ise ölüm olmuştu? Kapı gıcırtıyla açıldı. Adımlarından tanıdım; anam, Xatun Ana geliyordu. Yanıma oturdu. Bakışları üzerimdeydi ama ruhumun çok uzaklarda, o infaz edilen sevdada asılı kaldığını biliyordu. "Dijwar," dedi; sesi bir fısıltı kadar alçak ama bir emir kadar kesindi. Ne diyeceğini biliyordum. Göz ucuyla ona baktığımda devam etti: "Oturup gölgeyle dertleşmek sana yakışmaz. Sen bu aşiretin başısın; yarın öbür gün bu yük tamamen senin omuzlarına binecek." Yüzüne bakmadım. "Yüküm zaten ağır daye," dedim. "Omuzlarım değil, artık kalbim taşıyamıyor." Anam sertçe soludu, buz kesmiş elimi tuttu. "Biliyorum oğul... O kızı, o kara sevdayı içinden söküp atamadın. Ama o gitti. Töre hükmünü verdi; toprak onu da, o Yusuf’u da yuttu. Artık uyanman gerek.” Sustum asıl konuya gelmesini bekledim ve nihayet oda konuştu. “Bu düşmanlığın bitmesi için bir hatun lazım, senin yanına bir eş lazım. Karar verilmiştir; Şahmaran aşiretinin kızıyla..." Sözünü bitirmesine izin vermedim. Bakışlarımı gözlerine diktim; içimdeki o sönmeyen yangını görsün istedim. “Daye… sende başlama babam gibi…” “Oğlum asıl sen zorlaştırma. Nikahta keramet vardır. “ “Daye! Sen de bilirsin, benim yüreğimde hâlâ Jiyan var. Şimdi bana başka bir kadının elini tut mu diyorsun? Kalbimde bir mezar taşırken, başka birine nasıl saray olurum?" Anam ayağa kalktı, tülbendini düzeltti. Sesi bu kez daha keskin, daha çok 'aşiret' kokuyordu: "Sen Dijwar’sın. Miroğulları’nın nefesi kadar asilsin. Senin yasın bitti, hükmün başladı. Bu evlilik olacak! Sevda fakirin ekmeğidir Dijwar, ağanın yükü ise vazifedir. Kendine gel!" “Oğlunu hiç mi düşünmezsin daye? Sırf düşmanlık bitsin diye kendi evladını bile bile ateşe mi atarsın?” Bakışları bir anlığına yumuşadı. Elimi tutup diğer elini yanıma koydu. “Benim içim yanmaz mı sanırsın?” dedi içten bir sızıyla. “Ama töre bunu gerektirir. Bugüne kadar kim karşı gelmiş ki bu töreye, şimdi biz gelelim?” Lafı biter bitmez ayağa fırladım. “Yere batsın sizin töreniz!” diye bağırdım. “Lan ben o töreye sevdiğim kadını kurban ettim! Şimdi bana kendini de mi o ateşin içine at diyorsun?” Bakışları yeniden taş kesildi. “Baban son sözünü söyledi Dijwar... O kan davası bitecek ve sen Rojin ile evleneceksin.” “Bu sözün bu mu Xatun Hanım?” dedim gözlerinin içine bakarak. “Bu sözünü sakın unutma!” Başını yana eğerek öylece baktı bana. “Kim kavuştu bu topraklarda sevdiğine? Kim erdi vuslata? Sen de şimdi kendine ve aşiretine yakışanı yapacak, Rojin ile evleneceksin.” “Bu dediğin asla olmayacak daye! Ben sizin bu kirli törenize uymam!” “Ne olsun istersin?” dedi sinirle. “Bu düşmanlık daha kaç can alsın? Daha kaç kişi bu kin uğruna kara toprağın altına girsin?” Sustum. Şahmaran aşireti ile aramızdaki düşmanlık nice yıllar evveline dayanırdı; bugüne dek her iki taraftan da onca insan ölmüştü. Anam devam etti: “Eğer o evlilik olmazsa abini öldürecekler, hatta belki seni bile...” “Sen de büyük oğlun ölmesin diye beni mi kurban edersin daye?” “Kurban değil,” dedi başını iki yana sallayarak. “Bu evlilik sana da iyi gelecek, gör bak... O kız senin yaralarını saracak.” “Daye anlamaz mısın? Ben Jiyan’ı severim hâlâ... Benim yüreğimde o varken Rojin’i nikâhıma almam!” “Jiyan öldü!” Sesi odada yankılanırken gözlerimin içine bakıp sesini daha da sertleştirdi. “Asıl sen anlamazsın! O kız başka bir adamla kaçtığı için öldürüldü. Sen gelmiş bana başkasını sevdiği, başkasıyla kaçtığı için canından olan bir kızı sevdiğini söylüyorsun!” Sözleri bir hançer gibi saplandı kalbime. “Daye yapma...” “Aç gözlerini artık! Jiyan seni hiçbir zaman sevmedi. O, Yusuf’u sevdi, onunla kaçtı. Sonra da töre ne dediyse o oldu... Öldü!” Yutkundum, ellerim yumruk oldu. Anam gözlerini daha da kararttı. “Sen de artık bu yalan sevdanın rüyasından uyan Dijwar. Seni sevmeyen bir kadının yasını tutmayı bırak. O evlilik öyle ya da böyle olacak. Kendin için değilse bile abin için Rojin’i nikâhına alacaksın. Başka yolu yok!” O odadan çıkarken arkasında bıraktığı sessizlik, Van Gölü’nün en derin yeri kadar soğuktu. Bana bunları nasıl söylerdi? Ben hâlâ Jiyan’ı seviyordum; onu öldüren töreye, onu vuran ellere ve onu benden koparan o imkansız sevdaya rağmen... Hâlâ onu koruyamadığım için kendimi suçlarken, her gece onun azabıyla başımı yastığa koyarken şimdi benden başka bir kadına kocalık yapmamı bekliyorlardı. Sevdiği kadını bile töreden kurtaramamış bir zavallıyken bunu nasıl yapardım? Bu, sevdaya ihanet değil miydi? Yüreğimde Jiyan varken koynuma başkasını mı alacaktım? Hem de yıllardır düşman bildiğimiz Şahmaran aşiretinin kızını... Anamın sözleri beynimde bir uğultu gibi dönüp duruyordu: “Jiyan seni hiçbir zaman sevmedi... Seni sevmeyen bir kadının yasını tutmayı bırak...” Gözüm karardı, olduğum yere yığılırken kalbimin tam ortasında o keskin acıyı hissettim. Evet, Jiyan beni sevmemişti belki; belki başka birini tercih etmişti. Ama ben onu sevmiştim... Bu yetmez miydi ona olan aşkımı sonsuza dek taze tutmaya?

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

MENZİL 🧭🧭🧭

read
4.2K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
558.4K
bc

AŞKLA BERDEL

read
93.3K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
90.5K
bc

ÖTEKİNİ SEVMEK

read
1K
bc

EFSUN: AĞANIN GELİNİ

read
50.6K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
58.9K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook