"Şaka gibi lan, harbi harbi Mardine tatile gidiyoruz..Üstelik Ali Asaf beyin misafiri olarak, başımıza taş yağacak taş.." Elimdeki cüzdanı sert bir şekilde Mustafanın kafasına geçirdiğimde, koca eliyle başını ovalamış ama sırıtmasından bir gram bile eksiltmemişti.. Seyyid'in imalı bakışlarına gözlerimi kısarak cevap verdiğimde, elindeki bavullardan birini daha koydu bagaja.. Kandıralı'nın hastalığını öğrenmemin üzerinden, tamı tamına 14 gün geçmişti.. Ali Asafın beni öptüğü ve benimde karşılık verdiğim gün ise sanki daha dün gibiydi... Yüzüne bakmaya utansamda, birbirimize küçük dokunuşlarda bulunuyor ve hatta küçük şakalar bile yapıyorduk.. Beni yumuşatıyordu ve ben bunu sonradan aramızda geçenleri düşündüğüm anlarda farkedebiliyordum.. Hayatım tahmin edemediğim kadar tepe taklat o

