12.Bölüm

1933 Kelimeler
Dilanın yanağında ki dudaklarla şaşkınlığı ikiye katlanmıştı. Gözleri sanki yuvalarından çıkacaktı. "Adar? Senin burada ne işin var?" Dedi şaşkınlıkla sadece onun duyabileceği bir ses tonuyla. "Demek Pelin'in kolu kırıldı?" İkisi de Pelin'in koluna baktı. Sonra tekrar göz göze geldiler. Dilan alt dudağını dişledi. "Demek Pelin trafik kazası geçirdi." Dilan ne diyeceğini bilmiyordu. "Ve benim haberim olmayan toplantılarım varmış." Dilan susup kalmıştı. Ne diyebilirdi ki? "Şeyy..." Adar Dilan'a döndü. "Ha birde bana haber verme zahmetinde bile bulunmadın. Arama zahmetinde bile bulunmadın. Bir mesaj atıp İstanbul'a geldin." Adar aşırı sakin konuşuyordu neden??! Dilan bu sakinlikten korksada bir şey diyemedi.  Dilan arkadaşlarına baktığında hepsinin kendi arasında sohbet ettiğini görüp tekrar Adar'a döndü. "Bana başka çare bırakmadın." Dedi. Adar'ın gözlerinden ateş çıkmaya başladı. Dilan bir nebzede olsa rahatlamıştı. Çünkü yavaş yavaş eski Adar geliyordu. "Birde kıyafet giymeyi unutmuşsun!" Diye tısladı. Dilan kaşlarını çatıp üzerine baktı. Gayette üzerini giymişti. "Giydim." Diyip üzerini gösterdi. "Sen şu üzerinde ki iki santimlik kumaş parçalarına kıyafet mi diyorsun?" Dedi hayretle.  "Onu bunu bırak. Sen niye İstanbul'a geldin?" Tam Adar cevap verecekken Eylül'ün sesiyle ona döndüler. "Ozan hadi dans edelim." Ozan gülümseyip dansa kaldırdı. Burak'ta Pelin'i kaldırdı. Dilan içkisinden bir yudum daha aldı. Bir yudum daha bir yudum daha bir yudum daha derken.. başı dönmeye başlamıştı artık. Etrafına bakınca herkesin deli gibi dans ettiğini gördü. Dilan ayağa zorda olsa kalkıp lavaboya doğru yürüdü.  Lavaboların önüne gelince derin bir nefes aldı. Burada allahtan müzik sesi azalmıştı. Başı çok kötü ağrıyordu. Adar neden şimdi gelmişti ki? Elini yüzünü yıkayıp lavabodan çıktı. Uzun koridorda yürürken gördüğü kişiyle ayakları kendinden bağımsız bir şekilde sanki yere çakıldı. Kaan karşısındaydı! Hareket edemedi, konuşamadı, gidemedi, hesap soramadı. Tülin'le onu yatakta bastığı gün olduğu gibi aklına gelmişti. Tülin en yakın arkadaşlarından biriydi. Kaan ise sevdiğini sandığı adamdı. Dilan hayatta en güvendiğim iki kişi diyordu onlar için. Hayatında tek dayandığın güvendiğin insanlardan darbe yemek gerçekten çok ağırdı. Dilan hayatında ilk defa o zaman çok büyük bir darbe yemişti. O günden sonra büyüdüğünü fark etmişti. Olgunlaşmıştı. Her şeye daha otoriter bakmaya başlamıştı. Dilan hiç bir zaman hayatında bir ilişki istemiyordu. Fakat arkadaşlarının ve Kaan'ın baskısı, Kaan'ın ısrarları üzerine bir yola girmişlerdi. Dilan hiç bir zaman Kaan'a aşık değildi. Ama onu önemsiyordu. Sevdiğini de sanmıştı.  Kaan Dilan'a doğru bir adım attı. Dilan bu hareketle kendine gelmişti. Bir adım geriledi. Kaan elini uzatacakken Dilan elini kaldırdı. "Sakın! Sakın o ellerinle dokunma bana!" Kaan Dilan'a tekrar yaklaştı. "Dilan. O gün her şeyi yanlış anladın. Bak ben çok pişmanım. Ben seni gerçekten seviyorum. Senin yokluğunda her şeyi daha iyi anladım. Sensiz nefes bile alırken zorlanıyorum. Seni çok özlüyorum." Dilan tiksinircesine baktı Kaan'a "Hatırlıyor musun? Sana bir keresinde bir cümle kurmuştum. 'Hayatıma daha önce kimse girmedi. Buna hiç izin vermedim. İlk defa birini hayatıma alacağım. Ama eğer bana ihanet edersen her şey biter. Asla geri dönüşü olmaz.' Hatırladın mı!?Sen bunu bile bile bana ihanet ettin. Ve en yakın arkadaşımla! Ben ikinizden de iğreniyorum. Ama ben bu süreçte bir şey fark ettim. Ben seni hiç bir zaman sevmemişim zaten. Sevdiğimi sanmışım. Seni Tülin'le gördüğüm gün bile canım acımadı. Üzülmedim. Tam tersine ikinizinde gerçek yüzünüzü gördüğüm için mutlu oldum. Bir daha sakın karşıma çıkma! Seninle olmam gençlik aptallığıymış. Bu kadar." Dedi net bir sesle. Dilan bir adım atıp gidecekken Kaan kolunu tuttu. "Sen beni seviyorsun. Yalan söyleme. Benden başkasını da sevemezsin!" Dilan kolunu kurtarmaya çalışsa da olmuyordu. Çok sıkıyordu kolunu. Dilan yüzünü buruşturdu. "Bırak kolumu!" Kaan inatla kolunu daha da sıkıp Dilan'a yaklaşmaya başladı. Hem başı ağrıyor, hem başı dönüyor, hem midesi bulanıyor, hem de kolu acıyordu. Bir anda kolunda ki baskı gidince karşısında ki manzarayla şok oldu. Adar Kaan'ın üzerinde Kaan'ı yumrukluyordu. Ne ara Adar Kaan'ın üzerinde onu yumruklamaya başlamıştı ki? Dilan kendine gelip "Adar!!" Diye bağırdı. "Adar bırak öldüreceksin!" Adar hiç duymuyor gibiydi. Eğer Dilan bir şey yapmazsa Adar Kaan'ı öldürecekti! Delirmiş gibi yumrukluyordu! Dilan hemen Adar'ın kolunu tutup önüne geçti. "Adar lütfen bırak. Gidelim. Ne olur." Dilan yalvarıyordu. Mecburdu. Adar zorda olsa kendine gelmişti. Adar üzerini silkeleyip ayağa kalktı. Hırsla son bir tekme atıp Dilan'ın kolunu tutup peşinden sürükledi.   Ne Dilan konuşuyordu ne de Adar. Barın çıkışına geldiklerinde Dilan'ın mide bulantısı da artmıştı. Kendini zorda olsa tutuyordu ve sarhoş olmaya başladığını anladı. Siyah bir araba önlerinde durunca Adar Dilan'ı resmen arabanın içine fırlatmıştı. Adar sürücü koltuğuna oturup arabayı hızla sürmeye başladı. Aşırı hızlı gidince Dilan korkmadı değil. Adar'ın gözlerinden ateş püskürüyordu. Dilan bişey diyemedi derse Adar'ın tüm sinirinin odağı olacağını biliyordu. Ve bunu kesinlikle göze alamıyordu. Başı döndüğü için gözlerini kapatıp beklemeye başladı.  Araba durunca gözlerini açıp etrafa baktı. 2 katlı bir villanın önünde durmuşlardı. "Burası neresi?" Diye sordu Dilan. Adar bir şey demeden arabadan inince Dilan'da indi. Adar niye bu kadar sinirliydi ki?! Asıl Dilan'ın sinirli olması gerekmiyor muydu?  Adar cebinde ki anahtarı çıkarıp kapıyı açıp içeriye girdi. Eğer burası Adar'ın eviyse neden bir önceki İstanbul'a geldiklerin de otelde kalmışlardı ki? Dilan'ın bir anda mide bulantısı daha da artmıştı. Koşarak banyo olduğunu tahmin ettiği yere girdi ve bingo! Doğru tahmin. Dilan klozete çöküp kusmaya başladı. Bir anda saçlarının tutulduğunu hissetti.  İşi bitince doğrulup sifonu çekti. Elini yüzünü yıkadığı sırada aynada göz göze geldi. Adar'da arkasındaydı. Dilan'ın gözleri kendiliğinden kapanıyordu. Çok yorgun hissediyordu kendini. "İyi misin?" Daha deminki siniri azalmış gibiydi. "Adar çok uykum var." Dedi fısıltı gibi sesiyle. Adar onun yürümeyecek halde olduğunu görünce kucağına alıp yatak odasına götürdü.  Yatak odasına gelince yatağa yatırdı. "Böyle uyuma dolapta kıyafet var ben çıkacağım sende üzerini değiştir." Dilan olumsuz anlamda başını salladı. "Hayır. Sadece uyumak istiyorum. Ben yatana kadar sende burada kalsan." Adar ilk başta şaşırsada başını salladı Dilan'ın yanına oturdu. "Adar? Bir şey sorabilir miyim?" Adar "Sor." Dedi. "Duydum ki liseden sonra Amerikaya gitmişsin. Ne yaptın orada?" Adar bu soruyu beklemiyordu. "Okudum." Dilan mayışmış haldede olsa da göz devirdi. "Onu biliyorum. Başka ne yaptın?" Diye sordu. "Oraları gezdim. Arkadaşım Mete vardı. O da Türktü zaten. Onunla aynı evde yaşadık. İkimizde işletme okuduk." Dilan bu gece merak ettiklerini sormaya kararlıydı. "Sen değişmiş gibisin ama değişmemişsin. Bir şey daha sorabilir miyim?" Adar yan yan Dilan'a baktı. "Sor." Dedi. "Ben senin kalbini çok kırdım mı? Ben kimsenin kalbini bile isteye kırmak istemem. O zamanda gençtim ve aklım başımda değildi. Ben eğer seni kırdıysam özür dilerim." Dedi üzgünce.  Çünkü bir insan sevdiği kişi tarafından reddedilince ne kadar acı vereceğini tahmin edebiliyordu. "Sence de bugün fazla eskiler hakkında konuşmadık mı?" Adar sorduğu soruya neden cevap vermemişti ki? Dilan bir şey demedi. "O zaman son bir şey soracağım. Ve susup uyuyacağım." Adar "Son." Dedi. Dilan başıyla onaylayıp merak ettiği soruyu sordu. "Liseden sonra hayatına biri girdi mi?" Ama Dilan cevabı duyamadan uyuyakalmıştı.  ~~~~~~~~ Dilan sabah başına giren ağrıyla uyanmıştı. Ayaklarını sürüye sürüye odada ki banyoya girdi. Elini yüzünü yıkayıp makyajını çıkardı ve üzerine baktı. Üzerini değiştirse iyi olacaktı. Odada ki dolaba yürüyüp kendine uygun bir şey bakmaya başladı. Hepsi Adar'ın kıyafetleri olduğu belliydi. Alt eşofmanların hepsi aşırı büyük gelirdi. Bunları giyemezdi ki. Bu yüzden sadece üzerini değiştirme kararı aldı. Zaten dün ki şortu hala üzerindeydi. Adar'ın beyaz bir tişörtünü giydi. Saçlarını da topuz yapıp aşağıya indi.  Aşağı indiğine bir tane orta yaşlı kadının burada çalıştığını anladı. Kadın Dilan'ı görünce gülümseyip "Günaydın efendim." Dedi. Dilan'da gülümseyip "Günaydın. Ağrı kesici var mı?" Dedi. "Evet. Siz bahçeye geçin ben getireceğim. Kahvaltıyı bahçeye hazırladım. Adar bey'de orada." Dilan başıyla onaylayıp bahçeye çıktı. Adar'ın da sofrada oturup gazete okuduğunu gördü. Dilan'da sofraya yürüyüp oturdu. "Günaydın." Dedi. Adar başını gazeteden kaldırıp Dilan'a baktı ve geri gazeteye döndü.  Dilan cevap vermemesine şaşırmamıştı. O sırada çalışan kadın gelmişti. Ağrı kesiciyi uzattı. Dilan teşekkür edip içti. Kahvaltı yapası da yoktu zaten. "Bir hafta daha buradayız. Burada toplantılarım çıktı. Annemlere haber verdim." Dilan başıyla onayladı. İş konusunu ne yapacağını düşündü. Tek temennisi anlayıla karşılamalarıydı. İstanbul'u seviyordu zaten. Hem Gökhan ve Pelin'le de daha çok vakit geçirirdi. Alışverişe çıkardı. Mardin'e göre İstanbul'da daha çok alışveriş yapabileceği yerler ve imkanlar vardı.  Dilan telefonu çalınca arayana baktı. Mardin'de ki hasteneden arıyorlardı. Tam zamanında diye düşündü. Telefonunu alıp masadan kalktı ve aramayı cevapladı. "Merhaba Dilan Hanım. Ben dün niye gelemediniz. Bir sorun mu çıktı diye sormak istedim." Dilan cevap verdi. "Merhaba. Benim İstanbul'da acil bir işim çıktı. Şu an İstanbuldayım. 1 hafta sonra işe başlasam sizin için sıkıntı olur mu?" Kadın cevap verdi. "Hala çalışan bir kalp doktorumuz var. Bu yüzden olmaz efendim. Siz işiniz uzarsa bize geri dönüş yaparsanız iyi olur. İyi günler efendim." Dilan'da 'İyi günler' diyip telefonu kapattı.  Masaya geri döndüğünde Adar'ın da kahvaltı yaptığını gördü. "Bir hafta burada kalacaksak kıyafetlerim yanımda değil. Gökhan'da kaldı ama 1-2 parça var. Bugün alışverişe çıkacağım." Adar başıyla onayladı. "Bende gelirim." Dilan şaşırsa da belli etmeyip omuz silkti.  Adar kahvaltısını yaparken Dilan'da dün olanları düşündü. Kaan'la olan konuşmalarını, Adar'ın kaan'ı öldüresiye dövmesini bunları hatırlıyordu ama daha sonra olanları hatırlamıyordu. Sonra ne olmuştu? Tahminine göre burası Adar'ın evi olabilirdi. Dilan hafızasını zorladı ama baş ağrısı kendini göstermeye başladı. İlerisi yoktu. Belki zamanla hatırlarım diyip zamana bırakmaya karar verdi. Zorlamanın anlamı yoktu.  "Kahvaltı niye yapmıyorsun?" Adar'ın sesiyle kendine gelmişti. "Aç değilim. Sen yaptıysan kalkalım mı?" Adar "Tamam." Diyip kalktı. Dilan'da Adar'ın kahvesinden bir yudum alıp kalktı. Beraber evden çıkıp Adar'ın arabasına bindiler. "Gökhan'ın evi nerede?" Diye sordu. "Sarıyer tarafına git tarif ederim." Dilan Sarıyer'e gelince tarif etmişti ve sonunda Gökhan'ın evine gelmişlerdi. Kalabalık bir caddedeydi evi. Dilan arabadan inince Adar onu hızla belinden ittirerek eve soktu. Dilan anlamazca Adar'a baktı. "Ne ittiriyorsun!" Diye çemkirdi Dilan. Adar sinirle Dilan'a döndü. "Adamlar sana baksınlar diye mi bekleseydim!" Dilan bir şey demeyip apartmana girdiler. Gökhan'ın olduğu daireye gelince kapıyı çalmaya başladı. Sonunda Gökhan uykulu gözlerle açmıştı. "Ne oldu sabah sabah? Rüyanızda beni mi gördünüz?" Dedi. Dilan cevap vermeden Gökhan'ı ittirip içeriye girdi. Adar'da peşinden girip koltuğa attı kendini. Dilan'da üst kata çıkıp üzerini değiştirmek için Pelin'in giysi dolabını açtı. İnadına şortlu siyah tulumu giydi. Altına da siyah bilekten bağlamalı topuklu ayakkabı giydi. Bir tane de siyah çanta alıp taktı. Saçını da tarayıp aşağıya indiğinde Gökhan'ın da kendine gelip kıyafetlerini değiştirmiş olduğunu gördü. Dilan Adar'a bakınca Adar'ın gözlerinden ateş püskürdüğünü gördü ama hiç umursamadan koltuğa oturdu. Adar içten olmayan bir kahkaha atıp. "Dilan hayal gücüne hayranım. Gerçekten bu kıyafetle seni dışarı çıkaracağıma inanıyor musun?" Dilan gülümsedi. "Evet. Çıkacağım." Adar "Çıkamazsın." Dedi. Dilan'da "Çıkarım." Dedi. İkisi birbirine sert bakışlar atarken Gökhan ayağa kalktı. "Sizin muhabbetinize doyum olmaz. Ben işe gidiyorum. Hastalar beklemez. Kapıyı kapatıp çıkarsınız." İkisi de Gökhan'a dönüp bakmamıştı bile.  1 saat boyunca hiç sıkılmadan ikisi de inat edip yerinden kalkmamıştı. Adar'ın telefonu çalınca cevapladı. "Ne var Özge?" Adar karşı tarafı dinleyip "Tamam." Dedi ve kapattı. Adar ayağa kalktı. "Dua et toplantım erkene alındı. Yoksa seni bu kıyafetle bırak alışverişe götürmeyi kapının önüne bile çıkartmazdım." Dilan zafer kazanmışcasına Adar'a bakıp önden yürüdü. Adar'da o sırada sabır dilemekle meşguldu.  Arabaya binip avm'ye gelmişlerdi. Dilan mağazalara bakmaya başlamıştı bile. Dilan alışverişte biraz(!) kendini kaybediyor olabilir. Kolay kolay alışverişe çıkmazdı ama çıktığında da kendine engel olamıyordu. Bir sürü şey denemişti ve denediklerinin çoğuna Adar karşı çıksada, hepsini almaya karar verdi. Kasaya gidip kredi kartını uzattığında çalışan tam alacakken Adar kendikini uzattı. Kadın Adarınkini alıp işlemden geçirince Dilan kaşlarını çattı. "Kendi kıyafetlerimi kendim ödeyebiliyorum." Adar ona dönüp "Her ne olursa olsun benim karımsan ben öderim." Dilan artık bir şey demedi. Böyle kendini kötü hissetmişti. Daha fazla alışveriş yapmak bile istemedi. "Yeter bu kadar." Dedi Dilan. Adar'da bir şey demedi.  Tam Avm'den çıkacakları sırada bir adam Dilan'ın yanından geçerken cebine bir şey bıraktı. Dilan fark etmişti. Adamın arkasından anlamazca baktı. Adam hızla gözden kaybolmuştu. Hemen eline alıp ne olduğuna baktı. Bir not kağıdıydı. Kağıdı açıp okumaya başladı. Dilan'ın kaşları çatılırken bunu fark eden Adar kağıdı fark edip Dilan'ın elinden aldı ve okumaya başladı. 'Karına çok iyi bak Boran. Yakın zamanda bu hayatta değer verdiğin her şey tek tek elinden alınacak...' Adar sinirle kafasını kaldırıp bunu bırakana baktı ama kimse yoktu! 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE