Merxas Konağı'ndan çıkan konvoy, yolda tozu dumana katarak ilerliyordu. Dila'nın kollarında kızları vardı. Küçük elleri annelerinin boynuna kenetlenmişti. Dila, yanaklarına kapanmış o minik elleri öpüyor, sanki her nefeste onları yeniden doğuruyordu. Celep Konağı'nın kapıları açıldığında içeride nefesler tutuldu. Seyithan Ağa, bastonuna dayanmış hâlde avlunun ortasında bekliyordu. Gözlerinde hem endişe hem de gurur vardı. Arabadan ilk inen Dila oldu. Saçları rüzgârda savruluyor, gözleri parlıyordu. Ardından kızlarını kucaklayan İsmet arabadan indirdi. Küçükler koşarak dedelerinin kollarına atladı. Seyithan Ağa'nın gözlerinden yaşlar süzüldü. Ellerini torunlarının saçlarına koyarken, gözlerini kızına dikti. — "Hoş geldiniz kurban olduklarım"dedi, sesi titreyerek. Dila, kalbi göğsünden

