Çiftliğe vardıklarında, Mizgin hızlı adımlarla içeri yöneldi. Dila da arkasından gitmek üzereydi ki Baran'ın sesi durdurdu onu. — Biraz konuşalım mı? Dila bir an tereddüt etti. Sonra derin bir nefes alarak başını salladı: — Olur. Birlikte ağır adımlarla çiftliğin avlusuna yürüdüler. Avlunun ortasındaki oturma alanına geçip yan yana oturdular. Gece serinliği üzerlerine seriliyor, lambaların ışığında gölgeleri taş zemine vuruyordu. Baran, ellerini dizlerinde kenetledi. Sanki içinde yıllardır sıkışmış kelimeleri bırakmak için cesaret topluyordu. Derin bir nefes aldı, gözlerini Dila'nın gözlerine dikti: — Ben bu duyguyu içimde taşıya taşıya yoruldum, Dila. Hep sustum, hep bekledim... Ama şimdi senin yaralarını sardığını gördüm, kalbinin yeniden nefes aldığını. Artık susmak bana ağır geli

