Baran'ın sözleri, taş duvarlarda yankılanan bir fısıltı gibi havada asılı kaldı: — "Evlen benimle, Dila." Dila'nın bakışları dondu. Dudakları aralandı ama ses çıkmadı. Gözlerinde şaşkınlık, kalbinde ise bir çarpıntı vardı. Fısıltıya yakın bir sesle: — "Ne... ne dedin sen?" Baran gözlerini hiç kaçırmadı. Sanki o an dünyada sadece ikisi vardı. — "Evlen benimle. Seni ve kızlarını koruyabilmem için... evlen benimle." Dila bir anda ayağa kalktı. Yüzü öfkeyle değil, ama yaralı bir gururla kıpkırmızı oldu. — "Olmaz Baran! Böyle bir şeyi kabul edemem!" Baran, dizlerinin üstünde hâlâ karşısında duruyordu. Sesi sakindi, ama içindeki fırtınayı gizleyen bir kararlılıkla devam etti: — "Bu gerçek bir evlilik olmayacak. Sadece sana siper olabilmem için..." Dila'nın gözlerinden bir damla yaş süz

