RASTLANTI

1103 Kelimeler
Bir insanla karşılaşmanızın nedeni rastlantı mı, insanın kendi seçimi mi yoksa kader mi bilmiyordum. Onunla üç kere karşılaşmıştık. Üçü de benim için hoş zamanlar değildi. Benim hakkımda ne düşündüğünü umursamıyordum. Hayır bunu düşünmemiştim bile sadece gitmeden önce gözlerinde gördüğüm o acı ifadenin ne olduğunu düşünmeden edemedim. Herkesin kalbinde taşıdığı kendine ait acıları vardı. Artık onun nasıl bir acıyla kavrulduğunu öğrenemezdim. Öğrenmek istediğimden bile emin değildim. Doğum gününü de atlattığıma göre artık önüme bakmanın zamanı gelmişti. Eve geldiğimde ne annem ne de babam evdeydi. Benim için sorun değildi. Onlar evde olmadığında kendimi daha rahat hissediyordum. Televizyona özlemle baksam da ders çalışmam gerektiğini biliyordum. Bu yüzden uslu bir kız gibi odama ayaklarımı sürüyerek ilerledim. Sonra aklımda derslerden başka bir şey kalmamıştı. Pazar günü sabah uyandığımda annem kahvaltı masasındaydı. Çayından bir yudum almadan masaya oturup ona "Günaydın," dedim. Dün ki konuşmayı açıp özür mü dilemeliydim yoksa unutulmuş gibi mi davranmalıydım emin değildim. Neyse ki ben konuşmadan annem araya girerek beni yaşadığım ikilemden kurtardı. "Bu gün dershaneden çıktıktan sonra gitmen gereken yardım etkinliği var," dedi sanki aramızda bir şey yaşanmamış gibi tek düze bir sesle. Bu etkinlikler arada olurdu ve annemin arkadaşlarının çocukları katılırdı. Sosyal sorumluluk projesiyle yardıma muhtaç göçmen ailelerine erzak kutuları dağıtıyorduk. Bu hem onlara yardımcı oluyordu hem de hepimizin istediği üniversite başvurularında yer alacaktı. Yurt dışında okumak istediğimiz için yapmamız gereken çok şey vardı. Başımı sallayarak haşlanmış yumurtaya uzandım. Tabağımı doldururken masamda duran telefonu alıp etkinlikle ilgili mesaj gelip gelmediğine bakmak istedim ama telefon açılmadı. Şarjı bitmiş olmalıydı. Kahvaltı masasından kalkıp salonda her daim duran şarj aletine telefonumu bıraktım. O dolana kadar kahvaltımı ettim. Annem yine her zaman ki gibi iki lokma yiyerek kalkmıştı. Yarım kase gevrek ve portakal suyuyla kahvaltımı tamamladım. Pazar günleri diğer günlere nazaran daha fazla yoğun oluyordum. Dershane ve etkinlikler beni başka bir iş yapma konusunda geride tutuyordu. Telefonu açarken kendi kendime güldüm. Bir arkadaş edinsem bile ne ara onunla vakit geçirecektim ki? Telefon açılıp kendine geldiğinde mesaj kutunda yazan bir sayısını gördüm. Ona tıkladığımda Liya ile mesajlaşmamız açıldı ama bana yazdığı bir mesaj yoktu. Daha doğrusu tam olarak şu yazıyordu. Bu mesaj silindi. Kaşlarım çatıldı. Neden mesajı yazıp sonrada silmişti ki? Gözlerim telefonda hazırlanmak için odama giderken aklımda o mesajın ne içerdiği vardı. Belki de yanlış yazıp sonra da silmişti. Yine de merak içimi kemirirken dershaneye geç kalmamak için hazırlanmaya başladım. ******** Ailem geleceğim için kusursuz planlar yapmıştı. Babam gibi şirketin üst kademe yöneticilerinden biri olacak kadar iyi bir eğitim almalıydım çünkü dedem yani bir kere bile görmediği babamın babası mirasında bunu net bir şekilde belirtmişti. Eğer gerekli eğitimi alırsam hala yaşayan ama bizimle görüşmeyi reddeden dedem bana şirketinin yönetimini verecekti. Tek oğluna değil, bana. Tabi çalışan bir kafam olduğunu kanıtlarsam. Annemin dediğine göre aslında babamın kuzenine bırakmak istiyordu şirketi sadece oğluna ve torununa şans vermediğini göstermek istemiyordu. Dediğine bakılırsa rahmetli babaanneme söz vermişti. Ne zaman bu kadar sıkı ders çalışmaya başladığımı hatırlamıyordum ama notlarım iyi oldukça annemle babamın ufakta olsa bana bir gülümseme bahşettiklerini hatırlıyorum. Sonra onlardan bir onay kazanabilmek adına ders çalışmaya başlamıştım ve dedemin bu miras işi bu olayın üzerine gelmişti. Ondan sonra annem prensesi korumak için prenslerin kaleye yaklaşmasını engelleyen bir ejderha gibi davranmaya başlamıştı. İşte şimdi dershane de durmadan soruların çözümlerine çalışıyor, konuları tekrar ediyordum. Yurt dışında okumam gerekiyordu ve bu da normal bir öğrenciden yüz kat fazla çalışmamı gerektiriyordu. Bakışlarım pencereden dışarıya kaydığında diğer binalardan yayılan ışıkları gördüm . Bazen başka bir bedende doğsaydım hayatım nasıl olurdu diye düşünmeden edemiyordum. Belki her şey daha iyi belki de olduğundan daha kötü de olabilirdi. Bunu hiçbir zaman bilemeyecektim. Sonunda dershane bittiğinde yüzleşmem gereken bir sorun olduğunu fark ettim. Etkinlik adı altında aslında birbirleri ile arkadaş olan insanlarla bir araya gelecektim. Bana karşı naziklerdi ama onlardan biri değildim. İtiraf etmem gerekirse onlardan biri olmak için bir şeyde yapmamıştım. İtiraf etmem gerekirse içimdeki bir başka ben sanki beni diğer insanlardan uzak tutuyordu. Diğer yanım ise bir arkadaşa sahip olmanın nasıl bir şey olduğunu merak ediyordu. Arkadaş edinmek bu kadar zor olmamalıydı. O zaman neden ben biriyle konuşacağım zaman tüm kelimeler aklımdan uçup giderken buluyordum kendimi? Diğer üyelerle buluştuğumuzda yapacağımız iş çok basitti. Dört araç vardı ve bu araçlara erzak kolilerini yükleyecek sonra yakın yerlerde yaşayan ve öncü ekip tarafından tespit edilen ailelere bu kutular bırakılacaktı. Ben dört kişilik bir gruba son anda seçilince derin bir nefes aldım. Bir an beni görmeden ekip tamamlanacak sandım. "Haydi o zaman," dedi başkanımız. "Şu kolileri bir an önce dağıtalım." Onun konuşmasıyla beraber herkes yerlerinden ayrıldı. Benim ekibimde olan üç kişinin peşine takıldım. Arabaya binmeden önce onlara gülümsemeyi başarmıştım. Arka koltuğa oturduğumda akşamın bir an önce bitmesini diliyordum. Gideceğimiz yer yakındı. Çok geçmeden bizden daha şansız olan insanların yaşadığı yerlere geldiğimizde kendime kızmadan edemedim. Hayatım dört dörtlük değildi belki ama ailemin sevgisi hariç her şeye sahiptim. Bazen insan hangi yönden fakir olacağını göremiyordu. Arabayı kullanan Levent elinde listede koli bıraktıklarımızı işaretlerken Yeliz elini tutarak yanımıza geldi. Yüzünü buruşturmuştu. "Of parmağımı kestim kahretsin," dedi canı sıkkın bir şekilde. "Çantamda yara bandı da yok yakın bir yerde eczane bulabilir miyiz?" diye sordu iri yeşil gözlerini Levent'e dikerek. "Tabi. Gel gidelim yakında bir eczane bulur ilaçta alırız," dedi. Onun gibi bende yaraya baktığımda dikiş gerekli olmasa bile oldukça kan aktığını gördüm. Yeliz'de elinde bir peçeteyle kanı durdurmaya çalışıyordu. Yara bandı çantamda vardı ve içmediğim bir şişe su. Ona yardım edebilirdim. Dudaklarımı aralamaya çalıştım. Söyleyebilirdim. Sadece bir yara bandı. Bundan bir zarar gelmeyecekti. Yardım etmek zor olmasa gerekti. Hem bu şekilde onlarla bir iletişimim olurdu. Seninle arkadaş olacağımızı mı sandın? "Arabaya binecek misin?" diye soran Levent'in sesi geçmişten gelen sesi sildiğinde kendime geldim. Etrafıma baktığımda herkesin arabaya bindiğini gördüm. Yüzüm kızarırken hızla kendimi arabaya attım. Bu akşamlık işimiz bitmişti ve Yeliz'e bir eczane bulup ayrılacaktık. Çantamda sanki yara bandı değil de bir bomba taşıyordum. Neden bir adım atmak bu kadar zordu. Yara bandını gösterince boğazımdan aşağıya tıkacak halleri yoktu oysa. Yine de cesaret edip adım atamamıştım. Ben böyle oldukça çevremde bir tane bile arkadaşımın olmaması oldukça normaldi. Yeliz'e eczane bulduğumuzda diğerleriyle sessizce vedalaşıp yanlarından ayrıldım. O ara beni umursadıklarını sanmıyordum. Giderken kimse bir veda kelimesi bile söylememişti. Derin bir nefes alıp Kasım akşamının havasını içime çekerken bunun sebebinin kendim olduğunu biliyordum. İnsanlara yaklaşamıyorsam davranışlarını da önemsememeliydim. Ara sokaktan çıktığımda çok tanıdık kelen caddede buldum kendimi. Tabi ya Kuzey'i takip edip buralara kadar gelmiştim. Kader iki kere beni buraya sürüklüyordu. Bu da otobüsle eve gitmem için yarım saat yolculuk yapmam demekti. Neyse ki evde geç kalıp kalmadığımı umursamayan biri yoktu. Çantamın askılarına sıkıca sarılıp en yakındaki durağa doğru yürümeye başladım. İnsanlar yanımdan geçerken herkesin bir acelesi vardı. Gitmek istedikleri yere ulaşmak adına oldukça hızlı yürüyorlardı. Onların arasında ağır ağır yürüyen bir ben vardım. Sonra gözlerim birine takıldı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE