1.Bölüm:Görmeden Sevdim
Zerda
Ben Zerda,
annem, beni doğururken doğumda vefat etmiş.
Zaten istenmeyen bir hamilelik sonucu olan bir bebekmişim, yani üvey annem öyle söylüyor. Çünkü babam onu hiç sevmemiş.Babasının yüzünden evlendirilmiş. Yoksa evlatlıktan reddecekmiş Dedem.
Çünkü uslanmaz arlanmaz ayyaşın tekiymiş. Dedem belki başını bağlayınca uslanır diye düşünmüş. Halbuki hiç adam olmayana kadın napcak.
İşte eskilerin düşüncesi......
Amma velakin babam gibiler ürememeli ,
kısırlaştırılmalı. Neden mi böyle diyorum .
Çünkü sokaktaki köpek bile ondan daha babadır. En azından köpek köpekliğini yapıyor. Ya insan neden bakmıcağı çocuğu yapar ki ? Korun ya bir sürü yöntem var . Bu kadarda cahil değilsin ,, ama yok bir oğlu olmalı,çünkü Dedem onla övünür sanıyor. Söylediğine göre erkek torunu olursa mirasını ona bırakacakmış. Yani zamanında öyle demiş. Benim tanıdığım Dedem böyle demez ama neyse. Malda gözüm olmadığından sorun etmedim. Ben okuyup buralardan gidecektim sınava çalışıyordum. Hem belki onuda görürdüm.
Görmeden sevdiğim adamı ,
O ki yigitligiyle , doğruluğuyla nâm salmış Ömer Ali Destan ......,,,,,,,
adaletiyle hz.Ömer'in vücut bulmuş hali,merhametiyle hz.Ali'yi andıran, soyadı gibi adına destanlar yazılacak adam gibi adam.........
İşte böyle bir adamı sevdim.
Şaşırdınız değil mi?
Hiç insan görmeden birini sevebilir mi?
Ya da sadece duyduklarıyla güvenebilir mi?
Tabiiki de bu kadar basit değil ,,,
Onla ilk karşılaşmamız,,, daha doğrusu onu ilk gördüğüm an ,
bir ağaçta mahsur kalmış bir kediyi kurtarırkendi, yüzünü gormedim.
Ama uzakta olsamda heybetini, kediyi hassas bir şekilde ağaçtan indirirken merhametini ve yardimseverliğini anlamamak için salak olmak gerekirdi
ve tabii bende diğer kızlar gibi uzaktan onu hülyayı bir şekilde izlerken iç geçirdim. Çünkü bu asîl adamın sevdiği vardı. Geçen annesi bize geldiğinde duymuştum.Kız baktığını ama Ömer Ali'nin hiç birini istemediğini söylemişti bana bakarak. Heyecanlanmıştım,,,,
Acaba beni mi istiyordu annesi Zühre sultan , diye düşündüm. Ona böyle seslenmemi severdi. Üvey anneme tersti bu durum tabi şımartma olarak görür ve kızardı,
ve beni ;
" büyüklerine saygılı konuş, ah İşte anası olmayınca böyle terbiyesiz oluyor görgü bilmiyor " diye azarlardı.
Sabrediyordum ,gidecektim buralardan üniversiteyi kazanınca, düşüncelerimden Zühre teyzenin sesiyle çıktım.....
Ve o an başımdan aşağı kaynar sular döküldü adeta. Kulaklarım sağır oldu.
"Kızın ne suçu var Arife "dedi."Bana samimiyetten öyle sesleniyor.Annesiyle arkadaştık. Elimde büyüdü sayılır. Ah ne vardı , Zerda gibi gelinim olsaydı ama gel gör ki Ömer Ali sevdalanmış. ""Kimsenin kapısına sakın gitme ana !"" dedi. Zamanını bekliyormuş. Kız reşit değilmiş galiba ,, küçükmüş. Gönlü kaymış küçük felan dememiş İşte " dediği yerde yere çakılacam sandım.
Müsade isteyip güçlükle kendimi odama attım.Zaten Arife cadısı onlarla oturmamı istemezdi. Zühre Sultanın yanında bir şey diyemediğinden susmuştu. Odaya girer girmez göz yaşlarım birer birer döküldü, yanağımdan aşağı. Çok mu şey istemiştim. Kan bağı olan ailemden sevgi görmesem de ,bu topraklarda kadının yeri belliydi ,,,,
Gittigi eve bir tek gelin olmazdı, yuva olurdu. Orayı ev ederdi. Baba evinden gelinliğinle çıktın kefenin ile giricen derlerdi. Yani baba evi el olurdu artık ona ....
Tabi dogruluğu yanlışlığı tartışılır elbet. Yerine göre haklılarda, yerine göre haksız ....
Çünkü baba evi sığınak olmazsa bir kadın nereye sığınabilirdi? Yuvasında mutlu olmazsa ....
Şiddete, aşağılamaya boyun mu eğmeliydi.Ya da en ufak bir sorunda gel kızım diyenlerin adı sahiplenmemiydi, belki de koca evi baba evine benzemez demek istemişlerdi de , ondan kefen diye demek istedikleri ömürlük gidiyorsun evcilik oynamaya değil ama arkandayız yinede demek istemişlerdir de insanlar bunu kendi çıkarına göre yontmuştu belkide
İşte bende her ne olursa olsun Ömer Ali' yi bulacak ve karşısına çıkıp sana aşığım diyecektim. Sevdamı yüzüne haykırıcaktım. Tabii bu yüzden gece gündüz sınava çalışıyordum. Çünkü bunu burda yapamazdım. Ancak uzak bir şehire gidersem ,belki bi şansım olurdu ,,,hem üniversiteyi kazandığımı kendi ayaklarımın üstünde durabildiğimi ona kanıtlamış olurdum. Çünkü o Destanların varisiydi. İşletme mezunuydu. Şirketlerini eski durumundan daha yukarıya taşımıştı.Geleceği parlaktı. Yanına yakışmalıydı evleneceği kişi. Tahsilli isterdi ve tabiide öyle olurdu. Şimdi daha iyi anliyordum, demek sevdalanmıştı. Kim bilir belkide aynı okuldalardıda onu bekliyordu. Gerçi küçük demişti. Demekki alt sınıfında falandı. Çünkü Ömer Ali nerdeyse 2 yıl oluyordu Antep'e geleli. Kısa sürede işleri ele almıştı ve başarılı bir şekilde yönetmesi ile herkesi hayran bırakmıştı kendine.
Üniversiteyi bile kazandığında dondurmuş, önce vatan görevi diyip askere gitmişti. O kadar zengin olmalarına rağmen paşa paşa gidip 6 Ay yapıp gelmişti. İşte gelde hayran olma. Ama şuanda odamda ağlarken, artık sadece uzaktan seveceğim hatta başkasının helali olcak bir adama saygı duyup unutmaya çabalayacağım bir anı olarak kalmalıydı. Başka türlüsü bana yakışmazdı.
Ne kadar süre ağladım bilmiyorum ama
kendi halimden, Arife annenin bağartisiyla sıçradım. Yine sofrayı kurmam için, çağırıyordu galiba.
Çünkü odamın karanlık olduğunu farkettim. Kim bilir nekadar süredir burdayım. Neyse gideyim de derdini anlayayım deyip, kapıyı açıp aşağı indim.
Belli ki ben düşündüğümden fazla zamandır, odamdaymışım. Çünkü sofra kurulmuş yemekler yenmiş ama toplanmamıştı. Utanmadan , kaldırayım diyemi, çağırıyordu bu kadın beni. Gene yalan söyleyip ,saygısızlık yaptın deyip,, ceza diye yemek vermeyecekmiydi. Aman zaten iştahım da yoktu ,valla bu akşam da yardımcı hediye abla kaldırsın banane derim, diye düşünürken gözlerim fal taşı gibi açıldı.
Çünkü avluda Babam , karşısında üvey abim ,yanında ağlayan bir kız vardı, uzaktan yüzünü net göremiyordum ve en garibi babamın arkasında ağlayan Arife anne ,,,,,,Meğer bana bağırmamıştı.
Çünkü, tokat sesiyle bir daha bağardı. Âdeta feryat edercesine....
Ben şok olmuştum. Babam ilk göz ağrısı Zafer'ine tokat atmıştı. Bu yaşına kadar bir fiske vurmayan adam , neden vurmuştu ki.
Tam ben bunları düşünürken kapımız sert bir şekilde , sanki yerinden sökülürcesine açıldı.Korkumdan yerime sindim. İçeriye boylu poslu ama duruşundan asalet akan bir adam girdi ardından da bir sürü elinde silah olan korumaları.
Kaşları okadar çatıktı ki ,
neden bu kadar öfkelendiğini anlamam uzun sürmedi, çünkü abimin yanında o ağlayan kız "Abi" diye bağırınca, kafamdaki her şey netleşti.
Abim kız kaçırmıştı. Peki şimdi ne olacaktı ????? Abim kimlerin kızını kaçırmıştı da babam tokat atacak kadar ileri gitti ve en garibi hiç bir şeyin ağlatamayacağı Arife karısını ne ağlatmıştı?. Durum o kadar kötümüydü??