
TANITIM
Hayatı hedefleri olmuş idealleri peşinde her şeyi gözden çıkaran ela gözlü güzel Gökçe ile Erhan'ın kalpleri ısıtan gönül davalarına tanıklık eden başlarına gelen olayların şahitlerinin dilinden gerçek bir hikaye...çok sevdiler.
SABAH ERKEN OLUR GÖNLÜNDE AŞK OLANA Masumiyeti ağır başlılığı ile tanınan Gökçe bu senede üniversite sınavına gireceği için çok stresli artık hukuk fakültesini merdivenlerinde olmalı.
Gökçe görücü gelmek isteyenlerden habersiz test kitapları bitirirken bir gün yine annesinin telefonu çaldı.
*Komşu Zehra
"Efendim Zehra teyze "
"Kızım Gökçem nasılsın annen yok mu?"
"Burada ama mutfakta Zehra teyze bir şey mi oldu?"
"Kızım malum hayırlı iş için ...Annen biliyor söylemiştim ama cevap vermedi babanla görüşecekti gelince beni arasın olur mu ?"
"Tamam Zehra teyze"
Gökçe ağzından hiç bir şey çıkamadan kapanan telefon üzerine göz yaşlarına hakim olamadı.
Akan incileri boynuna indiğinde annesi çoktan konuşmaları duymuştu.
"Gökçem ne oldu yavrum neyin var ne oldu kötü bir haber mi Allah korusun deden mi yoksa?"
Gökçe; "Yok anne Zehra teyze..."
öyle bir iç çekiyordu ki annesi anladı.
"O kadar tembihledim yine mi Zehra" dedi. Öfkeliydi ama mahcup bir tavırla Gökçe'nin ellerini avuçlarına aldı.
"Korkma kızım sen benim gibi olmayacaksın kazanacaksın o sınavı hem avukat olacaksın sen! İlla hukuk mu olacak ayrıca , şart mı yani bak sende teyzen gibi okursun işletme evden gelip gidersin okula"
Gökçe göz yaşlarını sildi.
"Olmaz anne yoksa geçen sene de giderdim hem bu Zehra gibilerinin oyuncağı olmazdım." der demez gözünden yağmur gibi akıp giden yaşları elinin tersi ile silen anneciğine sarıldı.
Annesi tekrar Gökçeyi teselli etti “Tamam güzel kızım dökme o güzel inci tanelerini” Gökçe’yi öylece bırakıp akşam yemeği hazırlıkları için tekrar mutfağa geçti...Mutfaktan tekrar seslendi; “Gökçem sil güzel gözlerini güzelce elini yüzünü yıka güzel kızım bak baban erken gelecek kardeşinde okuldan gelir şimdi...hem bugün daha hedeflerini tamamlamadın lütfen o Zehra için değer mi?"
Gökçe toparlanacak o gücü artık bulamıyordu son günlerde sadece Zehra değildi ki akraba, eş ,dost kim varsa hepsi aynı şeyi söylüyordu. “Evlenirsin böyle becerikli masum kızı nerden bulacaklar " kast ettikleri bekar oğlu olan babasının varlıklı arkadaşı Zehra denilen kadının akrabası olan Ömer’di kimse Gökçe gibi kızların idealleri olabileceğini düşünmüyordu.
Gökçe artık kendisini banyoya atmış güzelce elini yüzünü yıkayıp çıkmıştı.
Kapı zili çalınca annesi seslendi.
"Gökçe kapıyı açıp babanın elindekileri alır mısın?"
Koşarak kapıya gitti Gökçe olanı biteni babasına anlatsa babası o kadına ağzının payını verirdi. Ama işte annesine söz vermişti annesi idare edecekti çünkü babası son zamanlarda işleri pek iyi olmadığı için Ömer'in babasının onayı ile başka birime geçecekti. Koşarak indi babasının elinden poşetleri almak için indiğinde babasının yüzündeki kızgın ifade ile kendisine yaklaştığını fark etti.
"Çabuk yukarı küçük hanım odana çık beni bekle konuşmamız lazım..."Gökçe birden alt üst olan yüz ifadesi ile şaşkınlıkla ' tamam' der gibi başını salladı. Gökçe hiç bir şeye anlam veremedi ama o parlak zekası babasının bu kızgınlığının Zehra denilen kadınla bir ilgisi olduğunu anlamıştı. Hızla odasına çıktı ve arkasından gelen babası jet hızında arkasından çıkmıştı. Babası hiç görmediği bir yüz ifadesiyle...
"Evet küçük hanım neymiş bu Ömer mevzu anlat bakalım" deyince şeytanın ikinci şubesi Zehra hakkındaki tüm tahminleri nasıl bu kadar isabetli olur kendini tebrik ediyordu için için...
"Ne olmuş ki babacım hiç bir şey yok o çocukla aramızda bak adını bile ağzıma almıyorum"
"Öyle mi küçük hanım onun için mi yol ortasında boynuna atlıyorsun bak kızım çok fena olur ne karıştırıyorsun?" diye bağırdı. Gökçe ye ilk kez bu kadar sesi yükseliyordu ama bir o kadar da üzgün görünüyordu babası.
"Babacım kim söylüyor bunları ben evden bir yere mi gidiyorum? Hep ders çalışıyorum annem de şahit !"
Babası Gökçe’ye güvenmesine rağmen işin aslını öğrenmeye çalışıyordu. Yanlış bir yaklaşım sergilediğini o da farkında değildi.
"O annende mi biliyor yoksa? Eğer biliyor söylemiyorsa oda ilk kez beni karşısına alır."
Gökçe hem yanlış anlaşıldığı hem de babasının kendisine güvenmediğini düşünerek ağlamaya başladı...
Ağlayan titrek sesiyle...
"Baba lütfen kimseyle bir şey olduğu yok sadece kim söyledi lütfen annemi de çağır konuşalım ben bir şey yapmadım inan bana.”
Kendini savunmak zorunda kaldığı duruma inanamıyor bir taraftan akan göz yaşlarını hakim olmaya çalışıyordu.
Babası biraz öfkesi dikmiş hafif bir pişmanlıkla boynunu büküp...
"Annene söyle gelsin birde tuzlu ayran getirsin gözümün önünde bir şeyler uçuyor tansiyonum düştü.”
Hızla odadan çıktı Gökçe annesine ayran yapmasını söyledi ve olanı kısaca anlattı odaya geldiklerinde babasının gözleri kan çanağı olmuştu.
Babası ağır bir taş gibi oturup kalmıştı belki de kızından bu kadar erken bir evlilik beklemiyordu. Yada duydukları yüzünden bu kadar üzgündü.

