bc

GÖNÜLDAVASI ( AŞK MASALI)

book_age18+
966
TAKİP ET
6.2K
OKU
dark
love-triangle
BE
family
HE
age gap
dominant
brave
police
heir/heiress
drama
tragedy
sweet
bxg
kicking
campus
city
highschool
mythology
office/work place
small town
childhood crush
lies
war
seductive
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

TANITIM

Hayatı hedefleri olmuş idealleri peşinde her şeyi gözden çıkaran ela gözlü güzel Gökçe ile Erhan'ın kalpleri ısıtan gönül davalarına tanıklık eden başlarına gelen olayların şahitlerinin dilinden gerçek bir hikaye...çok sevdiler.

SABAH ERKEN OLUR GÖNLÜNDE AŞK OLANA Masumiyeti ağır başlılığı ile tanınan Gökçe bu senede üniversite sınavına gireceği için çok stresli artık hukuk fakültesini merdivenlerinde olmalı.

 Gökçe görücü gelmek isteyenlerden habersiz test kitapları bitirirken bir gün yine annesinin telefonu çaldı.

*Komşu Zehra

"Efendim Zehra teyze "

"Kızım Gökçem nasılsın annen yok mu?"

"Burada ama mutfakta Zehra teyze bir şey mi oldu?"

"Kızım  malum hayırlı iş için ...Annen biliyor söylemiştim ama cevap vermedi babanla görüşecekti gelince beni arasın olur mu ?"

"Tamam Zehra teyze"

Gökçe  ağzından hiç bir şey çıkamadan kapanan telefon üzerine göz yaşlarına hakim olamadı.

Akan incileri boynuna indiğinde annesi çoktan konuşmaları duymuştu.

"Gökçem ne oldu yavrum neyin var ne oldu kötü bir haber mi Allah korusun deden mi yoksa?"

Gökçe; "Yok anne Zehra teyze..."

öyle bir iç çekiyordu ki annesi anladı.

"O kadar tembihledim yine mi Zehra"  dedi. Öfkeliydi ama mahcup bir tavırla Gökçe'nin ellerini avuçlarına aldı.

"Korkma kızım sen benim gibi olmayacaksın kazanacaksın o sınavı hem avukat olacaksın sen! İlla hukuk mu olacak ayrıca , şart mı yani bak sende teyzen gibi okursun işletme evden gelip gidersin okula"

Gökçe göz yaşlarını sildi.

"Olmaz anne yoksa geçen sene de giderdim hem bu Zehra gibilerinin oyuncağı olmazdım." der demez gözünden yağmur gibi akıp giden yaşları elinin tersi ile silen anneciğine sarıldı.

Annesi tekrar Gökçeyi teselli etti “Tamam güzel kızım dökme o güzel inci tanelerini” Gökçe’yi öylece bırakıp akşam yemeği hazırlıkları için tekrar mutfağa geçti...Mutfaktan tekrar seslendi; “Gökçem sil güzel gözlerini  güzelce elini yüzünü yıka güzel kızım bak baban erken gelecek kardeşinde okuldan gelir şimdi...hem bugün daha hedeflerini tamamlamadın lütfen o Zehra için değer mi?"

 Gökçe toparlanacak o gücü artık bulamıyordu son günlerde sadece Zehra değildi ki akraba, eş ,dost kim varsa hepsi aynı şeyi söylüyordu. “Evlenirsin böyle becerikli masum kızı nerden bulacaklar " kast ettikleri bekar oğlu olan babasının varlıklı arkadaşı Zehra denilen kadının akrabası olan Ömer’di kimse Gökçe gibi kızların idealleri olabileceğini düşünmüyordu.

Gökçe artık kendisini banyoya atmış güzelce elini yüzünü yıkayıp çıkmıştı.

Kapı zili çalınca annesi seslendi.

"Gökçe kapıyı açıp babanın elindekileri alır mısın?"

Koşarak kapıya gitti Gökçe olanı biteni babasına anlatsa babası o kadına ağzının payını verirdi. Ama işte annesine söz vermişti annesi idare edecekti çünkü babası son zamanlarda işleri pek iyi olmadığı için Ömer'in babasının onayı ile başka birime geçecekti. Koşarak indi babasının elinden poşetleri almak için indiğinde babasının yüzündeki kızgın ifade ile kendisine yaklaştığını fark etti.

"Çabuk yukarı küçük hanım odana çık beni bekle konuşmamız lazım..."Gökçe birden alt üst olan yüz ifadesi ile şaşkınlıkla ' tamam' der gibi başını salladı. Gökçe hiç bir şeye anlam veremedi ama o parlak zekası babasının bu kızgınlığının Zehra denilen kadınla bir ilgisi olduğunu anlamıştı. Hızla odasına çıktı ve arkasından gelen babası  jet hızında arkasından çıkmıştı. Babası hiç görmediği bir yüz ifadesiyle...

"Evet küçük hanım neymiş bu Ömer mevzu anlat bakalım" deyince şeytanın ikinci şubesi Zehra hakkındaki tüm tahminleri nasıl bu kadar isabetli olur kendini tebrik ediyordu için için...

"Ne olmuş ki babacım hiç bir şey yok o çocukla aramızda bak adını bile ağzıma almıyorum"

"Öyle mi küçük hanım onun için mi yol ortasında boynuna atlıyorsun bak kızım çok fena olur ne karıştırıyorsun?" diye bağırdı. Gökçe ye ilk kez bu kadar sesi yükseliyordu ama bir o kadar da üzgün görünüyordu babası.

"Babacım kim söylüyor bunları ben evden bir yere mi gidiyorum? Hep ders çalışıyorum annem de şahit !"

Babası Gökçe’ye güvenmesine rağmen işin aslını öğrenmeye çalışıyordu. Yanlış bir yaklaşım sergilediğini o da farkında değildi.

"O annende mi biliyor yoksa? Eğer biliyor söylemiyorsa oda ilk kez beni karşısına alır."

Gökçe hem yanlış anlaşıldığı hem de babasının kendisine güvenmediğini düşünerek ağlamaya başladı...

Ağlayan titrek sesiyle...

"Baba lütfen kimseyle bir şey olduğu yok sadece kim söyledi lütfen annemi de çağır konuşalım ben bir şey yapmadım inan bana.”

Kendini savunmak zorunda kaldığı duruma inanamıyor bir taraftan akan göz yaşlarını hakim olmaya çalışıyordu.

Babası biraz öfkesi dikmiş hafif bir pişmanlıkla boynunu büküp...

"Annene söyle gelsin birde tuzlu ayran getirsin gözümün önünde bir şeyler uçuyor tansiyonum düştü.”

Hızla odadan çıktı Gökçe annesine ayran yapmasını söyledi ve olanı kısaca anlattı odaya geldiklerinde babasının gözleri kan çanağı olmuştu.

Babası ağır bir taş gibi oturup kalmıştı belki de kızından bu kadar erken bir evlilik beklemiyordu. Yada duydukları yüzünden bu kadar üzgündü.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
1.BÖLÜM...EVLENMEM
BENİM HAYALLERİM VAR... Gökçe bu senede üniversite sınavına gireceği için çok stresli artık hukuk fakültesini merdivenlerinde olmalı. Gökçe görücü gelmek isteyenlerden habersiz test kitapları bitirirken bir gün yine annesinin telefonu çaldı. *Komşu Zehra "Efendim Zehra teyze " "Kızım Gökçem nasılsın annen yok mu?" "Burada ama mutfakta Zehra teyze bir şey mi oldu?" "Kızım malum hayırlı iş için ...Annen biliyor söylemiştim ama cevap vermedi babanla görüşecekti gelince beni arasın olur mu ?" "Tamam Zehra teyze" Gökçe ağzından hiç bir şey çıkamadan kapanan telefon üzerine göz yaşlarına hakim olamadı. Akan incileri boynuna indiğinde annesi çoktan konuşmaları duymuştu. "Gökçem ne oldu yavrum neyin var ne oldu kötü bir haber mi Allah korusun deden mi yoksa?" Gökçe; "Yok anne Zehra teyze..." öyle bir iç çekiyordu ki annesi anladı. "O kadar tembihledim yine mi Zehra" dedi. Öfkeliydi ama mahcup bir tavırla Gökçe'nin ellerini avuçlarına aldı. "Korkma kızım sen benim gibi olmayacaksın kazanacaksın o sınavı hem avukat olacaksın sen! İlla hukuk mu olacak ayrıca , şart mı yani bak sende teyzen gibi okursun işletme evden gelip gidersin okula" Gökçe göz yaşlarını sildi. "Olmaz anne yoksa geçen sene de giderdim hem bu Zehra gibilerinin oyuncağı olmazdım." der demez gözünden yağmur gibi akıp giden yaşları elinin tersi ile silen anneciğine sarıldı. Annesi tekrar Gökçeyi teselli etti “Tamam güzel kızım dökme o güzel inci tanelerini” Gökçe’yi öylece bırakıp akşam yemeği hazırlıkları için tekrar mutfağa geçti...Mutfaktan tekrar seslendi; “Gökçem sil güzel gözlerini güzelce elini yüzünü yıka güzel kızım bak baban erken gelecek kardeşinde okuldan gelir şimdi...hem bugün daha hedeflerini tamamlamadın lütfen o Zehra için değer mi?" Gökçe toparlanacak o gücü artık bulamıyordu son günlerde sadece Zehra değildi ki akraba, eş ,dost kim varsa hepsi aynı şeyi söylüyordu. “Evlenirsin böyle becerikli masum kızı nerden bulacaklar " kast ettikleri bekar oğlu olan babasının varlıklı arkadaşı Zehra denilen kadının akrabası olan Ömer’di kimse Gökçe gibi kızların idealleri olabileceğini düşünmüyordu. Gökçe artık kendisini banyoya atmış güzelce elini yüzünü yıkayıp çıkmıştı. Kapı zili çalınca annesi seslendi. "Gökçe kapıyı açıp babanın elindekileri alır mısın?" Koşarak kapıya gitti Gökçe olanı biteni babasına anlatsa babası o kadına ağzının payını verirdi. Ama işte annesine söz vermişti annesi idare edecekti çünkü babası son zamanlarda işleri pek iyi olmadığı için Ömer'in babasının onayı ile başka birime geçecekti. Koşarak indi babasının elinden poşetleri almak için indiğinde babasının yüzündeki kızgın ifade ile kendisine yaklaştığını fark etti. "Çabuk yukarı küçük hanım odana çık beni bekle konuşmamız lazım..."Gökçe birden alt üst olan yüz ifadesi ile şaşkınlıkla ' tamam' der gibi başını salladı. Gökçe hiç bir şeye anlam veremedi ama o parlak zekası babasının bu kızgınlığının Zehra denilen kadınla bir ilgisi olduğunu anlamıştı. Hızla odasına çıktı ve arkasından gelen babası jet hızında arkasından çıkmıştı. Babası hiç görmediği bir yüz ifadesiyle... "Evet küçük hanım neymiş bu Ömer mevzu anlat bakalım" deyince şeytanın ikinci şubesi Zehra hakkındaki tüm tahminleri nasıl bu kadar isabetli olur kendini tebrik ediyordu için için... "Ne olmuş ki babacım hiç bir şey yok o çocukla aramızda bak adını bile ağzıma almıyorum" "Öyle mi küçük hanım onun için mi yol ortasında boynuna atlıyorsun bak kızım çok fena olur ne karıştırıyorsun?" diye bağırdı. Gökçe ye ilk kez bu kadar sesi yükseliyordu ama bir o kadar da üzgün görünüyordu babası. "Babacım kim söylüyor bunları ben evden bir yere mi gidiyorum? Hep ders çalışıyorum annem de şahit !" Babası Gökçe’ye güvenmesine rağmen işin aslını öğrenmeye çalışıyordu. Yanlış bir yaklaşım sergilediğinin farkında değildi. Birden hiddetlendi. "O annende mi biliyor yoksa? Eğer biliyor söylemiyorsa oda ilk kez beni karşısına alır." Gökçe hem yanlış anlaşıldığı hem de babasının kendisine güvenmediğini düşünerek ağlamaya başladı... Ağlayan titrek sesiyle... "Baba lütfen kimseyle bir şey olduğu yok sadece kim söyledi onu söyle? Hadi lütfen annemi de çağır konuşalım ben bir şey yapmadım inan bana.” Kendini savunmak zorunda kaldığı duruma inanamıyor bir taraftan akan göz yaşlarını hakim olmaya çalışıyordu. Babası biraz öfkesi dikmiş hafif bir pişmanlıkla boynunu büküp... "Annene söyle gelsin birde tuzlu ayran getirsin gözümün önünde bir şeyler uçuyor tansiyonum düştü.” Hızla odadan çıktı Gökçe annesine ayran yapmasını söyledi ve olanı kısaca anlattı odaya geldiklerinde babasının gözleri kan çanağı olmuştu. Babası ağır bir taş gibi oturup kalmıştı belki de kızından bu kadar erken bir evlilik beklemiyordu. Yasa duydukları yüzünden bu kadar üzgündü. Ayrandan bir kaç yudum alıp gözlerini sildi sanki bir şey varmış gibi tavana bakıp... "Gökçe bak kızım o Zehra'nın dedikleri doğru mu? Var mı bilmediğim bir şey söyle babam" (sadece inanmak istediğinde böyle hitap ederdi...Gökçe rahatladı) "Hayır babacım olmaz olamaz o kadın zaten bugün bizi de aradı uzun zamandır annemi de beni de rahatsız ediyor sık sık arayıp olumlu cevap almak istiyor" Annesine dönüp... "Öyle değil mi anne ne olur söyle babama ben derslerime çalışıyorum söylesene Zehra nasıl biri !" Annesi babasının Zehra’nın söylediklerine neden bu kadar inandığını anlamaya çalışıyordu zihninden geçen tüm soru işaretleri ile Gökçe’ye dönerek onayladı... "Evet Gökçe haklı!" Bu ne ilk nede sondu Zehra hayatlarına girdiğinden beri eski huzurlu yuvasının nasıl olduğunu bile unutmuştu Nida hanım çocuklarına yansıtmak istemese de bu kadınların altıncı hissiyle ilgili bir şeydi. Kamil bey çok merhametli ilgili bir eşti onu her özel günde destekleyen çabalayan biriydi. Son zamanlarda ki bu değişiklik neyin nesiydi peki? Sadece köylüsü olan garip bir kadına nasıl güveniyor?! GÖKÇE Ben GÖKÇE babasının prensesi annesinin bitanecik kızı 16 yaşinda ergen Ali'nin ablasıyım ve idealist bir avukat olmak için çok çalışıyorum... Mahalle baskısına maruz bırakılan... Evlenmek yerine ideallerim için çok çalışan herkesi zaferi için karşısına alabilecek yiğit bir kızım...Annem Nida gibi ela gözlü bir kızım Babam Kamil gibi de güzel bir yüzüm var.Kardeşim Alicim de kıymetlimdir.... Mahallede komşu Zehra'nın varlıklı uzaktan akrabası ile evleneyim diye türlü çabalarını bertaraf ettim... Tam kendime methiyeler dizdiğim sırada...(Ali gibi kendi kendime konuşma huyu başladı bende) Uzaktan gelen yüksek ses müzikle irkildim tüm düşünce dünyam değişti... "Oldum olası nefret ettiğim tipler son ses müzik çalan arabaları ile magandalık yapan erkekler oldu." Market dönüşü apartmanın önünde bir Mercedes vardı son ses "Nereden sevdim o zalimi? " son zamanlarda mahallede görüyordum bu arabayı... Hızla eve girdim müzik beni daha fazla rahatsız etmesin diye büyük adımlarla çıktım merdivenleri ,evin kapısını açar açmaz ayakkabılıkta yabancı iki kadın ayakkabısı gözüme ilişti direk üst katın merdivenine yönelmiştim ki annem seslendi... "Gökçe misafirlerimize hoşgeldiniz demeyecek misin?" Dönüp tanımadığım iki kadına "Hoşgeldiniz dedim" artık bir kere iletişim kurmuştum mecbur oturacaksın kızım Gökçe başka şansın yok dedim içimden. Kadınların çayını tazelemem için annemden bir göz işareti geldi hemen " tazeleyim mi?"dedim. "Zahmet olmazsa kızım" dedi yaşça büyük olan teyze sıcak bir ses tonuyla. Mutfakta çayı tazeleyip geldim ve hemen o klasik sorular dizildi daha genç olanı sormaya başladı. "Okuyor musun kızım?" "Evet teyzecim üniversiteye hazırlanıyorum" Kadın beni süzerek; "Maşallah kızım pek hanım maşallah kız evlat Allah'ın nimeti gerçekten " Annem gururla; "Öyle bir tanedir kızım,Gökçem çok kıymetlidir.Şükürler olsun hiç üzmedi bugüne kadar bizi..." Misafir teyzenin annemin bu konuşması üzerine yüzüne bir gülümseme yayıldı. İçten bir "Maşallah " dedi. Bir türlü soruların arkası kesilmedi; Hangi bölüm istiyorsun? Memlekette mi okuyacaksın.?vb Sorulardan o kadar bunalmıştım ki bir ara odama gitsem diye düşündüm ama Annem bir ay konuşurdu... En sonunda gitmişlerdi bende acıktığım için bir şeyler yedim ve kahvemi alıp odaya çıkacaktım ki kardeşim Ali okuldan geldi. Annem kapı önünde onu bir güzel fırçalıyordu.. üstü başı çamur annemi çıldırtmak için hergün özellikle yapıyordu sanki velet... Annem merdivenden çıkacakken; "Gökçe gel kızım konuşalım" bu ses tonunu pek beğenmiyorum ne zaman böyle konuşsa hep canımı sıkan o Ömer konusu açılıyordu. "Geldim anne yine mi Ömer yoksa?" Annem; "Hayır zaten onları geçici olarak baban başımızdan bir şekilde gönderdi. Zehra! o son uyarıdan sonra bir daha bana birşey diyemedi, gelmedi de." "O zaman ne oldu bu sefer yalnış birşey mi yaptım misafirin yanında?" Annem; "Hayır ama bugün gelen Hilal teyzenin akrabaları aslında oğlu ile gelmiş çocuk aşağıda dediler.Senin için gelmişler " Ben göz devirdim hemen ...sınava 2 ay vardı ayrıca şehirde kız kalmamıştı sanki,bizim evde evlendirme dairesi mi? Anlamıyorum! "Anne Ömer meselesi sana ders olmadı mı neden niyetimi bile bile insanları kabul ediyorsun ?" "Kızım gelenek görenek bu ne yapayım gelene gelmeyin gidin denilmez bir kızı bin kişi ister bir kişi alır..." " Anne tamam haklısın (!) senin geleneklerine bağlılığın birgün benim de sonum olacak... hem benim gibi olma diyorsun,oku diyorsun ama hergün görücü geliyor. İki ay kaldı. Sınav sonuçları ile hadi üç olsun sabret gidiyorum" "Kızım ben okumamı diyorum yada evlenmi dedim? Daha 19 yaşına bile girmedin sen benim gözümde çocuksun.. benim Anne olarak sana gelen talibi söylemek görevim!" Gittikçe o alıngan ses tonu ağır basıyordu. "Tamam annecim ben izin veriyorum geleni gönderebilirsin hatta gelmeden söyle ki zahmet etmesinler..." " Ben arkadaşım Pınar'a gidiyorum bu gidişle ders çalışmam zor bu evde..." Annem yine saygısızlık yaptığımı düşünüyor olabilirdi ama bu durum artık onlarla ilgili, ben söyleyeceklerimi söylemiştim. Üstümü giyinip çıktığımda çoktan akşam üzeri oldu biraz makyaj yaptım, kendimi daha iyi hissetmek stiyordum son günlerde gittikçe soluklaşan yüzüm hasta gibi hissettiriyordu. Zayıf bedenim ise az yemek yediğimi bağırıyordu resmen, yemekle aramın iyi değildi son zamanlarda, babam kıyamadığı için ne seviyorsam ondan alıp geliyordu.Artık getirdiği sütlü tatlılar bile cazip gelmiyordu. Pınar'a mesaj atıp 'çıkıyorum' demiştim. Aramızda hiç sorun olmazdı. Herşeyi ona anlatırdım, annesi çok evhamlı olduğundan dışarıda olsak yarım saat sonra arardı. Onlara gitsem kapı dinler,tüm mahallede konuşur diye sokak ortasında eve yakın parkta zar zor konuşurduk. Bugün bir kafe de oturmaya karar verdik ama Pınar'a sadece yarım saat izin verilmişti. Tabi ki hızla çıktım evden. Köşeyi dönünce arkamda yavaşça ilerleyen arabayı fark ettim ve biraz hızlandım ama oda benimle hızlanmıştı yine o şarkı arabadan yüksek ses açılmıştı; "Nereden sevdim o zalimi..?" "Of Allah'ım ya hiç mi akıllısı beni bulmaz?" deyip sadece bir insanın geçebileceği iki evin arasından ters yön olacak caddeye çıktım. Şimdi takip etsinde göreyim çok zorda kalırsam ararım Furkan amcamı o polis değil mi? Alır bu naşerefin boyunun ölçüsünü. İnsanın öz amcası polis olunca... Kafeye geldiğim de Pınar çoktan gelmişti.. Yolda olanı anlattım. Son bir kaç günün bilgi aktarımı ve Pınar'a yeni gelen çıkma teklifini konuştuk.Sezen aksu her şarkı çıkardığında bu kız aşık oluyordu resmen. Kız seviyor ilgi görmeyi;bir ay parmağında oynatıyor çocukları sonra hediyeler,sinema, kafede bir kaç latte bir şekilde ayrılıyordu. Yakalanmıyorda kimseye... Pınardan ayrılıp eve gelirken biraz tedirgin oldum ama takip eden yoktu. Eve girer girmez babamın yanına attım kendimi daha yemek yememiş hafif asabi tontişim. "Baba bugün buralarda bir araba gördün mü?" Babam; "Hayır kızım bişey mi oldu yoksa?...Böyle durumlarda Furkan amcanı arayabilirsiniz biliyorsun değil mi?" "Yok babacım sadece bir araba bir kaç kez rastladım son ses müzikle dolaşıyor buralarda" Elini sakallarına götürüp... "Yarın Furkan'ı ararım ekip gezer bir kaç gün." "Tmm babacım ben odama gitsem... Pınar'la birşeyler yedim test kitabında kalan konuları tamamlamam gerekiyor." Alnıma bir öpücük kondurdu. "Tamam canım kızım " O gece baba kız son huzurlu günümüz olacaktı... Ertesi sabah gözümü Annemle babamın tartışma sesleri ile açtım. Zehra'nın adını duydum zannettim ama göz kapaklarımı zor aralıyorum ve sesler net değil... Ali çoktan okula gitmiştir saat 9.00 olmuştu . "Bu şeytan kadın yine mi babamı kandırmıştı?" Hızla merdivenleri indim Annem yine öfkeden kıpkırmızı bağırıyor bu sefer Babam sessiz ama arada kendini savunuyordu. İlk kez tartışmıyorlardı ama Annem ilk kez bu kadar öfkeliydi. Son zamanlarda çok depresifti ve olaylar onu da yoruyordu. Ben; "Anne niye tartışıyorsunuz yine mi Zehra teyze ?" Annem babama bakarak; "Hayır kızım seninle ilgili değil konu gel kahvaltını yap" dedi. Bu birden yumuşama benden birşeyler saklamanın işareti hadi hayırlısı... Babam sert bir ses tonuyla... "Ben çıkıyorum bir isteğin var mı?" deyip yanağımdan bir makas aldı ve çıktı. Anneme tekrar dönüp baktığımda her zaman haklıda olsa Babamı kırdığı için hep gördüğüm üzgün ifade yoktu yüzünde... Sadece kaşları çatıldı. "Anne neler oluyor? " "Boşver kızım Baban işte...O kız kardeşleri ile ilgilensin günlerdir yine halaların olur olmadık arayıp birşeyler istiyor her zamanki hali..." Gerçekten de böylemiydi yoksa o Zehra denilen şeytanın bir planı mı vardı?.....

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

HÜKÜM

read
226.8K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
69.3K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
533.7K
bc

AŞKLA BERDEL

read
81.8K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
48.4K
bc

Bal dudaklım (Ağır bedeller)+18

read
29.1K
bc

Ne Olacak Halim (Türkçe)

read
14.4K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook