Hikayesi SABA MELİKESİ
author-avatar

SABA MELİKESİ

HAKKINDAquote
Şu iki kitabı sıralamaya göre okuyacak olursanız çok daha iyi olay örgüsüne hakim olursunuz. 1.GÖNÜL DAVASI 2. İKİZ ALEV 3.Ağır Abi 4.Yankı *** Arkadaşlar burada birşeyler yazarken özellikle toplumda olmasını istemediğimiz Şiddet (her türlüsü) yansıtmamaya, Okuyucuyu yanıltacak haddimiz olmayan tavsiyeleri ...Vermemeye anlatmamaya Çalışıyorum... BEN EGITIM FAKÜLTESİ MEZUNU şimdilik görevini yapmayan başka idealleri olan biriyim... Özellikle etkilenebilecek genç kitle açısından yazılarıma azami özen gösteriyorum. İnsanız ve insan herşeyin acemisi yazılarıma tekrar tekrar dönüp düzenleme yapıyor. Hatta bana destek olan okuyucunun fikrini önemsiyorum sizde bu söylediklerimi dikkate alarak benim kurgularımı okursanız çok sevinirim... Keyifli okumalar!
bc
YANKI ( AŞKIN KİMYASI)
Güncellenme zamanı Jan 25, 2026, 05:17
Buket ve Talha'nın üniversite de başlayan dolu dizgin aşkları. Evlilik ile taçlandıktan sonra herşey bir rüya gibi devam eder. Birbirine çok seven çiftimiz bir bebek beklerken beklenmeyen bir kaza ile bebeklerini kaybederler. Buket ve Talha yı bu kayıp derinden etkiler. Birbirlerini bu kayıp için suçlayan çiftimizin arasına giren yalanlar dedikodular ayrılığın ilk tohumlarını atar.Buket evi terk eder.Talha günlerce karanlıkla dolu fikirler içinde boğulur. Buket'inse Talha'yı ilk gördüğü andan beri ışıl ışıl olan gözlerinin önce ışığı çekilir sonra kendinin bile taşıyamayacağı bir yükle suskunluğa mahkum eder kendini. Talha dipsiz bir yalnızlıkla boğulur Buket sadece o kapıdan kendi bedenini değil Talha'nın da ruhunu alıp çıkmıştır.Ta ki bir gün İlay'dan gelen o telefona kadar. 'Talha Buket zor durumda sana ihtiyacı var!' O gün hayatı boyunca sevdiği tek kadına koşan Talha herkesi tüm karanlık sesleri geride bırakır.Buket gitti.... Talha'nın üzgün oturduğu sandalyeye yaklaşan halası omzuna koyduğu elleri ile teselli eder gibi;'Bırak gitsin oğlum sana kız mı yok kafayı yemiş bu kız!' der. Talha'nın arkasında ki kızı Canan'a göz kırpan Aysel'in bakışlarından emirlerini anlayan Canan, annesinden aldığı komutla; 'Annem doğru söylüyor ablacım hiç sevemedim o kızı ben! İlk gördüğüm günden beri, tuhaf birşey var onda gel görki söylenmiyor işte!' Talha'nın kardeşi Rümeysa mutfak masasında oturanlara sert bir bakış atarak. "Hala ,abla lütfen birde siz gitmeyin abimin üzerine görmüyor musunuz halini?" 'Aman kızım biz ne dedik? Görüyoruz bizde nasıl üzgün! Tek amacımız teselli vermek' Mustafa bey mutfaktan gelen sesleri duyarak içeri girdi."Böyle teselli mi olur Abla? Lütfen çocuk kaç gündür heder oldu. Ben oğlumu hiç bu kadar mutsuz görmedim." 'Aman kardeşim belli ki o kız şımardı. Rahat battı o kıza! Ne paralar harcadı benim Aslanım, Talha gibisini bulmuş da birde bunuyor." Canan hemen annesini destekledi. ''Evet annem doğru söylüyor. Benim manken gibi arkadaşım Ebruyu bile istemedi Talha bey kim için o cin cücüğü kız için, daha iyilerine layık benim kuzenim üzülüyorum valla!'' Mustafa az çok tanıdığı yeğenin niyetini adı gibi biliyordu. Sadece dedikodu balını severdi o! "Tamam susun artık ben çocuklarımın kararlarının arkasında hep durdum şimdi de ne derlerse o! Bugün de kimsenin bir şey söylemesini istemiyorum.' O sırada koridordan geçen Fazilet hanım kulağının arkasına koyduğu eliyle başını içeri uzattı.'Mustafa ne diyor Aysel ne olmuş?'' "Ne olacak anne Talha'nın karısı Buket çekmiş kapıyı gitmiş!'' 'Talha Buket'i tatile mi götürecekmiş? Aferin benim torunuma öyle yapsın tabi!' "Of anne biz ne diyoruz sen ne diyorsun?" Aysel mutfaktan çıktı. Peşinden kızı canan da çıktı.Fazilet kıs kıs gülerken sessizce fısıldadı. 'Daha çok beklersiniz siz onların ayrılmasını mendeburlar sizi!' Mustafa içeriye girdi.'Birşey mi dedin ana?' "Yok oğlum şu yünü uzatsana Buket'in bebeğine yelek örüyordum bitsin doğumu yaklaştı." 'Ah anacım ah al ör bakalım sana da çok görmüyorum şu yaşında!' "Nesi varmış ulan benim yaşımın hepinizi gömerim ben!" O sırada içeriye Nazan Hanım girdi. 'Mustafa bazen ne düşünüyorum biliyor musun? Zarife annem sadece işine geleni duyuyor olabilir mi?' Mustafa bey annesine arkasını dönerek. 'Aman Nazan ne fark eder? Kendi halinde oturuyor köşesinde anacığımın kime ne zararı var!' "Yok ben razıyım gelini olarak kendisinden ama bizi de saf yerine koymasa mı artık?" dedi ve Zarife ye göz kırptı. Fazilet "ne var" der gibi baktı anlamamış gibi örgüsüne tekrar döndü. Mustafa bey tekrar karısına dönerek; 'Bırak annemi Nazan, ne olacak bu çocukların hali Nazan?' "Bize düşmez hayatım ben anne olarak oğlumla da Buket'le de konuştum. Zaman gösterecek onlar için en hayırlısı ne olacak? Ben teslimiyetle dua ya geçtim sende öyle yap' Nazan Hanım tekrar Fazilet'e baktı. 'Öyle değil mi annecim?' dedi. Fazilet gelinin yüzüne bakmadı ama sessizce gülümsedi. Bazen aşka olan inancımız insanlara olan inancımızdan çoktur. Fazilet de bu yaşına kadar binlerce çiftin bebeğini kucağına almış bir ebe olarak hayat tecrübesine güveniyordu. İyi bildiği birşey varsa aşk tılsımlı bir gömlekti. Gerçekten sevenleri korurdu. Talha ve Buket'in aşkı sıradan bir heves, öylesine bir ilişki değildi. Onlar bir elmanın iki yarısı gibi birbirini tamamlıyordu.
like
bc
GÖNÜLDAVASI ( AŞK MASALI)
Güncellenme zamanı Jan 11, 2026, 15:44
TANITIM Hayatı hedefleri olmuş idealleri peşinde her şeyi gözden çıkaran ela gözlü güzel Gökçe ile Erhan'ın kalpleri ısıtan gönül davalarına tanıklık eden başlarına gelen olayların şahitlerinin dilinden gerçek bir hikaye...çok sevdiler. SABAH ERKEN OLUR GÖNLÜNDE AŞK OLANA Masumiyeti ağır başlılığı ile tanınan Gökçe bu senede üniversite sınavına gireceği için çok stresli artık hukuk fakültesini merdivenlerinde olmalı.  Gökçe görücü gelmek isteyenlerden habersiz test kitapları bitirirken bir gün yine annesinin telefonu çaldı. *Komşu Zehra "Efendim Zehra teyze " "Kızım Gökçem nasılsın annen yok mu?" "Burada ama mutfakta Zehra teyze bir şey mi oldu?" "Kızım  malum hayırlı iş için ...Annen biliyor söylemiştim ama cevap vermedi babanla görüşecekti gelince beni arasın olur mu ?" "Tamam Zehra teyze" Gökçe  ağzından hiç bir şey çıkamadan kapanan telefon üzerine göz yaşlarına hakim olamadı. Akan incileri boynuna indiğinde annesi çoktan konuşmaları duymuştu. "Gökçem ne oldu yavrum neyin var ne oldu kötü bir haber mi Allah korusun deden mi yoksa?" Gökçe; "Yok anne Zehra teyze..." öyle bir iç çekiyordu ki annesi anladı. "O kadar tembihledim yine mi Zehra"  dedi. Öfkeliydi ama mahcup bir tavırla Gökçe'nin ellerini avuçlarına aldı. "Korkma kızım sen benim gibi olmayacaksın kazanacaksın o sınavı hem avukat olacaksın sen! İlla hukuk mu olacak ayrıca , şart mı yani bak sende teyzen gibi okursun işletme evden gelip gidersin okula" Gökçe göz yaşlarını sildi. "Olmaz anne yoksa geçen sene de giderdim hem bu Zehra gibilerinin oyuncağı olmazdım." der demez gözünden yağmur gibi akıp giden yaşları elinin tersi ile silen anneciğine sarıldı. Annesi tekrar Gökçeyi teselli etti “Tamam güzel kızım dökme o güzel inci tanelerini” Gökçe’yi öylece bırakıp akşam yemeği hazırlıkları için tekrar mutfağa geçti...Mutfaktan tekrar seslendi; “Gökçem sil güzel gözlerini  güzelce elini yüzünü yıka güzel kızım bak baban erken gelecek kardeşinde okuldan gelir şimdi...hem bugün daha hedeflerini tamamlamadın lütfen o Zehra için değer mi?"  Gökçe toparlanacak o gücü artık bulamıyordu son günlerde sadece Zehra değildi ki akraba, eş ,dost kim varsa hepsi aynı şeyi söylüyordu. “Evlenirsin böyle becerikli masum kızı nerden bulacaklar " kast ettikleri bekar oğlu olan babasının varlıklı arkadaşı Zehra denilen kadının akrabası olan Ömer’di kimse Gökçe gibi kızların idealleri olabileceğini düşünmüyordu. Gökçe artık kendisini banyoya atmış güzelce elini yüzünü yıkayıp çıkmıştı. Kapı zili çalınca annesi seslendi. "Gökçe kapıyı açıp babanın elindekileri alır mısın?" Koşarak kapıya gitti Gökçe olanı biteni babasına anlatsa babası o kadına ağzının payını verirdi. Ama işte annesine söz vermişti annesi idare edecekti çünkü babası son zamanlarda işleri pek iyi olmadığı için Ömer'in babasının onayı ile başka birime geçecekti. Koşarak indi babasının elinden poşetleri almak için indiğinde babasının yüzündeki kızgın ifade ile kendisine yaklaştığını fark etti. "Çabuk yukarı küçük hanım odana çık beni bekle konuşmamız lazım..."Gökçe birden alt üst olan yüz ifadesi ile şaşkınlıkla ' tamam' der gibi başını salladı. Gökçe hiç bir şeye anlam veremedi ama o parlak zekası babasının bu kızgınlığının Zehra denilen kadınla bir ilgisi olduğunu anlamıştı. Hızla odasına çıktı ve arkasından gelen babası  jet hızında arkasından çıkmıştı. Babası hiç görmediği bir yüz ifadesiyle... "Evet küçük hanım neymiş bu Ömer mevzu anlat bakalım" deyince şeytanın ikinci şubesi Zehra hakkındaki tüm tahminleri nasıl bu kadar isabetli olur kendini tebrik ediyordu için için... "Ne olmuş ki babacım hiç bir şey yok o çocukla aramızda bak adını bile ağzıma almıyorum" "Öyle mi küçük hanım onun için mi yol ortasında boynuna atlıyorsun bak kızım çok fena olur ne karıştırıyorsun?" diye bağırdı. Gökçe ye ilk kez bu kadar sesi yükseliyordu ama bir o kadar da üzgün görünüyordu babası. "Babacım kim söylüyor bunları ben evden bir yere mi gidiyorum? Hep ders çalışıyorum annem de şahit !" Babası Gökçe’ye güvenmesine rağmen işin aslını öğrenmeye çalışıyordu. Yanlış bir yaklaşım sergilediğini o da farkında değildi. "O annende mi biliyor yoksa? Eğer biliyor söylemiyorsa oda ilk kez beni karşısına alır." Gökçe hem yanlış anlaşıldığı hem de babasının kendisine güvenmediğini düşünerek ağlamaya başladı... Ağlayan titrek sesiyle... "Baba lütfen kimseyle bir şey olduğu yok sadece kim söyledi lütfen annemi de çağır konuşalım ben bir şey yapmadım inan bana.” Kendini savunmak zorunda kaldığı duruma inanamıyor bir taraftan akan göz yaşlarını hakim olmaya çalışıyordu. Babası biraz öfkesi dikmiş hafif bir pişmanlıkla boynunu büküp... "Annene söyle gelsin birde tuzlu ayran getirsin gözümün önünde bir şeyler uçuyor tansiyonum düştü.” Hızla odadan çıktı Gökçe annesine ayran yapmasını söyledi ve olanı kısaca anlattı odaya geldiklerinde babasının gözleri kan çanağı olmuştu. Babası ağır bir taş gibi oturup kalmıştı belki de kızından bu kadar erken bir evlilik beklemiyordu. Yada duydukları yüzünden bu kadar üzgündü.
like
bc
İKİZ ALEV( AŞK MASALI 2)
Güncellenme zamanı Dec 15, 2025, 12:38
İkiz Alev – Aşk Masalı 2 Yazan: Saba Melikesi Aşk bazen bir melodide gizlidir. Bazen bir bakışta başlar. Bazen ise… bir görevle alev alır. Aylin, genç bir piyanist adayı olarak İngiltere’deki prestijli bir konservatuvarda eğitim görmektedir. Ancak bu sadece bir kılıftır. Gerçek görevi, ülkesine hizmet etmek için yürütülen son derece gizli bir operasyondur. Yanında ise çocukluğundan beri kalbinin tek sahibi olan Barış vardır – artık genç bir polis ve bu tehlikeli görevde onunla birlikte bir ajan. Aylin’in ailesi sıradan bir aile değildir. Babası Ali, Türkiye’nin en güçlü siber güvenlik ekibinin başındadır. Abisi Mete yapay zekanın sınırlarını zorlayan bir dahi; Ata ise insan sağlığını dönüştürecek bir buluşun mucidi... Ancak bu buluş, İngiltere’de bir profesör tarafından çalınmış ve kraliyetin dikkatini çekmiştir. Zaman daralıyor. Görev zorlu, düşmanlar güçlü… Ve Aylin ile Barış’ın kalbindeki yangın, bastırması imkansız bir aşka dönüşüyor. Ama ya bu aşk, görevi tehlikeye atarsa? Aşk mı kazanacak, yoksa vatan görevi mi? Her alev bir kıvılcımla başlar… Bu ise bir İkiz Alev.
like
bc
AĞIR ABİ (MEMLEKET MESELESİ)
Güncellenme zamanı Oct 30, 2025, 04:14
Ağır Abi Haydar – Geri Dönüş Geçmişin gölgesinden doğan bir adam, tutkulu bir aşk ve sarsıcı sırlar... Yıllar önce kasabadan sessizce ayrılan Haydar, herkesin dilinde bir efsaneye dönüşmüştü. Kimi onu mafya ile bağdaştırdı, kimi İstanbul’un yeraltı dünyasında kaybolduğunu düşündü. Oysa o, Silahlı Kuvvetler’in seçkin bir askeri olmuştu. Ta ki bir hainin ifadesiyle görevinden alınana kadar… Haydar, onurunu ve geçmişini sırtına alıp kasabasına döndüğünde, her şeyin değiştiğini görür. Özellikle de Zeynep... Onun masum hayranlığı, artık daha derin, daha yakıcı bir aşka dönüşür. Ama aşk, hiçbir zaman kolay yaşanmaz… Zarife, mahallenin güzel ve güçlü dul kadını, Haydar’ın dönüşüyle kendi geçmişindeki boşluğu doldurmak ister. Osman ise çocukluk aşkı Zeynep’i Haydar’a kaptırmaya hiç niyetli değildir. Ve kasabanın sessiz sokaklarında, gizli planlar yapılmaya, iftiralar fısıldanmaya başlanır. Aşkın, sadakatin ve ihanetin birbirine karıştığı bu kasabada herkesin bir oyunu, herkesin bir sırrı var. "Ağır Abi Haydar", tutkulu bir aşkın, kirli oyunların ve geçmişle yüzleşmenin romanı.
like