Değerli Hissetmek

1415 Kelimeler
Çağan 'Benimle çalışmanı istiyorum' demiştim. Evet bunu sesli söylemiştim. Melis in elini tuttuğumda farkında olmadan içimden geçirdiklerimi sesli dile getirmiştim. Melis şaşkınca yüzüme bakıyordu. Elini hala bırakmamıştım ve avuçlarımın içinde yanıyordu. Sonra toparlamak için "Stajyer olarak oldukça iyisin. Yeni başlamana rağmen kolay kapıyorsun ve farkında mısın bilmem ama oldukça da yeteneklisin. Başka bir bölüm düşünmüyorsan benimle çalışabilirsin." demiştim. Melis yavaşça elini avuçlarımdan çekip gülümsemiş ve "Çağan Bey, inanın söyledikleriniz benim için çok değerli. Çok teşekkür ederim. Sizinle çalışmayı ben de isterim" demişti. Bu benim için yeterliydi. "Biliyorsun ki stajyerlik süresi iki ay. Bu süre içerisinde diğer bölümlerde de çalışmak zorundasın. İlk beş kişi arasında olacağına şüphem yok. Sürece müdahale edemem. Bunu senin de istemeyeceğini tahmin edebiliyorum. Eğitimin bittikten sonra hala benimle çalışmayı istersen sana kapım açık" demiştim. Melis in kafasında oluşan tüm soru işaretlerini yok ettiğimi umarak mutlu olmuştum. Çünkü elimde olmayarak çizgiyi geçmiş olabilirdim. Onu korkutmak istemiyordum ama kendime de mukayet olamıyordum. Utanarak yüzüme bakmış ve "Sizin gibi bir yönetici ile çalışmış olduğum için şanslıydım Çağan Bey. Ben normalde böyle şanslı biri değilimdir" demişti. Sonrasında da "İyi geceler" deyip gitmişti. Arkasından bakarken eve gittiğinde Çağan a neler anlatacağını merakla beklemekten başka yapabileceğim bir şey yoktu. Ben de ardından çıkmış ve hızlıca eve gitmiştim. Üzerimi bile değiştirmeden bilgisayarı açıp sohbet programına girmiştim. Sanki hep burdaymış gibi önden mesajımı da hazırlayıp göndermiştim. Böyle yaptığımda kendimden nefret etsem de gerçeği söyleyebileceğimi zannetmiyorum. Hiç değilse şimdilik. Mesajda "Bugün yoğunsun galiba, geciktin" diye yazmıştım. Bana yakışmayan şeyler yapıyordum ama Çağan ile alakalı ne düşündüğünü başka türlü de öğrenemezdim. Benimle aynı duyguları paylaşıp paylaşmadığını bilmem lazımdı. Yoksa kafayı yiyebilirdim. Sadece üç gündür gördüğüm biri için bunları düşünmem saçma geliyordu ama aslında ben Melis i aylardır tanıyordum. Belki de onunla konuşurken de arkadaşça sandığım şeyler aslında başka duyguları barındırıyordu bunu da hala netleştirebilmiş değildim. Melis gelene kadar üstümü değiştirmiş, kendime yiyecek bir şeyler hazırlamış ve yine masamın başına oturmuştum. Oturur oturmaz Melis online olmuş ve "Evet gerçekten de yoğundum. Şimdi işten çıkıp gelebildim" demişti. Acaba şikayetçi mi bu durumdan diye merak edip "İyi mi kötü mü peki bu geç gelişin?" diye sordum. Hemen cevap vermişti. "Sanırım iyi. Şikayetçi değilim" Bu iyiydi. Hiç değilse onu bu saate kadar çalıştırmış olmamdan dolayı kızgın değildi. "Bu iyi bir şey o zaman. Orada çalışmaktan memnunsun yani?" demiştim bu sefer. Fazla bekletmeden yazmıştı "Beni memnun eden sadece orada çalışmam değil, çalıştığım yöneticilerim de iyiydi." Bir süre yazdıklarına baktım. Benden bahsettiğine emindim. Benim için ne düşündüğünü sormak için harika bir zamandı "Peki... yöneticin seni anlamaya çalışıyor diyebilir miyiz?" diye sordum. Bir süre noktalar oynayıp durdu sonra da mesajı geldi "Yanında kendimi stajyer gibi hissetmiyorum. Yanlış anlaşılmasın çok profesyonel davranıyor. Ama bana özel mi yoksa herkese mi böyle davranıyor kestiremiyorum" "Diyelim ki sana özel. Bu sana ne hissettirirdi?" demiştim. Cevabını beklerken kalbim yerinden çıkacaktı sanki. Neredeyse otuz yaşına girecektim ama ilk kez ergen gençler gibi heyecanlanıyordum. Bir süre yazmasını bekledim ve sonra cevabı geldi "Bilmiyorum. Sanırım önce inanmakta zorlanırdım" "Neden zorlanasın ki?" dedim. "Çünkü bana özel davranılmasına alışkın değilim. Birinin böyle düşünmesi ya yanlış anlaşılmadır ya da geçicidir diye düşünürüm." demişti. Bu kız gerçekten de ne kadar çekici olduğundan haberdar değildi. "Sana kendini küçümseme demiştim Melis. Diyelim ki gerçekten de seni fark etti..." diye sormaktan kendimi alamamıştım. Merakım beni gittikçe ileri götürüyordu ve ters tepmesinden de korkuyordum. Cevap vermesini beklerken heyecanlanmıştım yine. "Ama yine de, yani gerçekten öyleyse kendimi değerli hissederdim ve tedirgin olurdum, çünkü bu sefer de o hissi kaybetmekten korkardım." demişti. Melis i bu zamana kadar dinlemiş ve tanımaya çalışmıştım. Duygularını dürüstçe dile getirdiğinden emindim. İşte o zaman onun korkularını gerçekleştirmek istemediğimi düşündüm. Çünkü değerli hissedince daha da güzel oluyordu. Ve ben duymak istediğimi duymuş, sonrasında da huzurla uyumuştum. Melis Çağan ile konuşmak benim için oldukça rahatlatıcı olmuştu. Onunla konuşurken özgürdüm. Beni yargılamıyor, düşüncelerimi serbestçe söylememe olanak sağlıyordu. Esra da benim için rahat olabildiğim bir kişiydi ama Çağan kadar dürüst olamazdım. Çünkü gerçek hayatta karşılaşmamız mümkün değildi. Yüzü yüze gelmiyorduk sadece yazışıyorduk sanki sesli bir günlük gibiydi ve bu büyünün bozulmasını hiç istemezdim. Çağan Bey ile ilgili düşüncelerimi kendim bile cümlelere tam olarak dökemezdim çünkü daha olan bir şey yoktu. Adam sadece bana yardım etmişti ve iyi hissetmemi sağlamıştı. Daha önce böyle bir şey yaşamadığım için de içimde büyütmüş olmalıydım. Bir an önce bunu durdurmam lazımdı. Ertesi gün yine hazırlanıp çıkmıştım. Otele geldiğimde Mete Bey yine salonda bizi toplamış ve dünkü performanslarımızı değerlendirmişti. Benim için olumlu şeyler söylemiş olmasına sevinmiştim. Sonra "Arkadaşlar bugün İSG çalışanlarımızla eğitim alacaksanız. Eğitimleriniz tüm gün sürecek ve bu salonda yapılacak. Acil durum prosedürleri, yanık, kesik, gibi kazalar, ilk yardım eğitimleri vs. Gün sonu sınav yapılacak bilginiz olsun. Şimdi onbeş dakika molanız var. Sonrasında burada olunuz" demiş ve toplantıyı bitirmişti. Ben de bir kahve almak için çıkmıştım ki koridorda Mete Bey ile karşılaştım. "Nasılsın Melis? Çağan Bey ile çalışmak nasıldı?" diye sormuştu. Adını duymak bile beni heyecanlandırmaya yetmişti. Gülümseyip "Merhaba Mete Bey. Gayet iyi geçti çalışmalarım. Beni işlerle meşgul edip tecrübe kazanmam için elinden geleni yaptı." demiştim. Kafasını onaylar bir şekilde sallayıp "Sana şanslısın diye boşuna demedim. Patron çocuğudur ama iyi adamdır Çağan." demişti. 'Patronun oğlu' muydu? Çok şaşırmıştım. Soyadının Caner olması bir tesadüf değilmiş bunu anlamıştım. Şaşkınlığım yüzümden okunmuş olacak ki gülümseyip "Hiç öyle gözükmüyor değil mi? Çağan pohpohlanmayı, sırf adı yüzünden etrafında dolanılmasını sevmez. Dikkat et. Bu bilgi seni yanıltmasın" demiş ve eklemişti "Onun istediği çalışma standartlarına uyduğun için, kadroya alınırsan, seni istedi Melis. Sen iyi bir kızsın. Böyle devam et" demiş ve omzuma dokunup gitmişti. Mete Beyin söyledikleri beni mutlu etse de tedirgin de etmişti. Ya sonunda hayal ettiği gibi başarılı olamazsam diye düşünmeden edememiştim. Öğle yemeğine indiğimde yine her zamanki gibi boş bir masa bulup oturmuştum. Tam yemeğe başlamıştım ki içeri Çağan Bey girdi. Bir an göz göze geldik ve kalbimin boğazımda attığını hissettim. Bana doğru yürüdüğünde zorla yutkunabilmiş ve hafifçe gülümseyip ayağa kalkmıştım. "Nasılsın Melis? Elini merak ettim." demişti. Ben ise çoktan dünkü yanığı unutmuştum. Elimi kaldırıp baktığımda "İyi görünüyor. Acımıyor hiç." demiş ve eklemiştim "Bu arada siz nasılsınız Çağan Bey?" Gülümseyip "Gayet iyiyim. Ama eksikliğini şimdiden hissetmeye başladım bile, çok yardımın dokunmuştu" dedi. Böyle bir iltifat almak beni mutlu etmişti. "Teşekkür ederim Çağan Bey. Kendimi değerli hissettirdiniz" demiştim. Yüzündeki gülümseme bir an soldu ve hafifçe yaklaşıp "Kendini küçümseme, elbetteki değerlisin" demiş ve gitmişti. Arkasından bakakaldığımda aklımdaki tek kelime Çağan nın da sıkça bana söylediği 'kendini küçümseme' olmuştu. Bir an 'acaba' diye düşünsemde kendimi yatıştırıp 'Saçmalama Melis, öyle olsa Çağan sana söylerdi' demiş ve yerime geri oturmuştum. Çağan ile aylardır konuşuyorduk ve eğer kendisi Çağan Bey olsa bana bunu söylerdi, söylememesi için bir sebep yoktu. Ama yine de bu his bir süre beni rahatsız edecekti. Eğitim sonu sınavı da olduktan sonra çıkmış ve cafeye gitmiştim. Esra da oraya gelecekti. Neredeyse bir haftadır görüşmemiştik ve konuşacak çok şeyimiz birikmişti. Cafeye vardığımda tanımadığım bir erkek çalışan kapıda karşılamıştı. "Merhaba, hoşgeldiniz. Siz hemen oturun ben siparişinizi almaya geleceğim." demişti. Gülümseyip "Teşekkür ederim." demiş ve yıllarca çalıştığım cafeye müşteri olarak girmiştim. Masaya oturduğumda yanıma Murat Abi gelmiş ve "Hoşgeldin Melis cim" deyip sarılmıştı. "Hoşbuldum patron" demiştim. "Artık patronun değilim, abi de." demişti. Onun bu sıcak karşılaması içimi ısıtmıştı. Kahvelerimizi içmeye yeni başlamıştık ki içeri Esra girmiş ve koşarak gelip sarılmıştı. Henüz bir iş bulamamıştı ama onun için çok da aciliyeti yoktu. Ailesinin durumu fena değildi. Babasının ufak bir dükkanı vardı, şimdilik ona yardımcı oluyordu. "Anlat bakalım, otelde hayat nasıl?" demişti. Ben de herşeyi anlatmış eksik bir şey bırakmamıştım. Konuşmaktan ağzım kurumuş, kahvemi yudumlarken Murat Abi "Bu Çağan Bey sana bayağı yardımcı olmuş desene. Elinin yanığıyla bile birebir ilgilenmiş" demişti. Ama söyleyişinde bir ima vardı. "Yok be Murat Abi. Çok profesyonel bir yönetici, hem de otellerin sahibinin oğlu. Benimle ilgilenmez" demiştim. Ama yanaklarım kıpkırmızı olmuştu, hissedebiliyordum. Onlara bu detayı vermiş olduğuma çoktan pişman olmuştum. Esra da Murat Abi ile aynı fikirdeydi "Tamam henüz peşin hüküm vermek için çok erken. Üç günde koca patronun oğlunun böyle bir fikre kapılmayacağını düşünüyorum. Amaaa neden olmasın?" Artık daha fazla dayanamayacaktım "Lütfen ama şakayı tadında bırakın" deyip yüzümü ellerimle kapattım. Murat Abi de sırtımı sıvazlayıp "Tamam biraz abarttık. Hepsini geçelim, sen orada kalmaya bak. Elinden geleni yapacağına eminim" demiş konuyu değiştirmişti. Sonrasında biraz daha vakit geçirip eve gitmiştim ama aklımda hala onların söyledikleri vardı, olabilir miydi, sanmam ama yine de ortada hiç bir şey yokken bunları düşündüğüm için kendime kızıp bilgisayarın başına oturmuştum. Çağan gelmiş mi diye kontrol ederken mesajını gördüm "Çok yorgunum, bugün dehşet yoruldum. Sen nasılsın?" diye yazmıştı. Ben de oflayıp arkama yaslandım ve "Saçma sapan düşünceler içinde yoğruluyorum" "Neden, ne oldu?" "Ben de bilmiyorum. Ama tek emin olduğum, daha önce hissetmediğim şeyler hissediyorum" dedim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE