19.Bölüm

1379 Kelimeler
Kasabaya vardıklarında güneş batmak üzereydi. Lara, Eylül’ü doğrudan annelerinin (artık Eylül’ün) evine bıraktı. Eşyaları ve yeni teknolojik cihazları içeri taşırken Lara, Eylül’ün yüzündeki huzuru görmekten memnundu. “Tamam canım, yerleş. Ben şimdi Emir’i arayacağım ve durumu açıklayacağım,” dedi Lara, endişeyle kaşlarını çatarak. “Merak etme, o senin iyiliğini ister. Sadece bu ani karara biraz şaşırabilir.” Eylül, Lara’ya sımsıkı sarıldı. Bu sarılma bir veda değil, Lara’nın koruma kalkanı için bir minnettarlıktı. “Dikkatli ol abla,” diye fısıldadı. Lara, gözleri dolarak Eylül’den ayrıldı ve arabasına binip uzaklaştı. Eylül, kapıyı kilitledikten sonra derin bir nefes aldı. Evin kokusu, annesinin hatıraları… Burası, Emir’in kasvetli evinden sonra cennet gibiydi. Hemen yeni telefonunu aldı, Lara’nın numarasını acil olarak kaydetti. --- Lara, şehirden biraz uzaklaştıktan sonra Emir’i aradı. Telefonu ikinci çalışta Emir’in keskin sesi duyuldu: “Nerede kaldınız Lara? İstanbul’a varmış olmanız gerekirdi.” Lara, sesindeki endişeyi gizlemeye çalıştı. “Aşkım, sakin ol. Bir değişiklik oldu. Eylül…” “Eylül ne?” diye kesti Emir, sesindeki sabırsızlık ve gerginlik hemen hissediliyordu. “Eylül çok üzgün, aşkım. İstanbul’a gelmek istemediğini söyledi. Ona çok iyi gelse de, o ev onu boğuyor. Çok yalvardı, ben de dayanamadım. Onu annemizin evine bıraktım. Kasabada kalacak, ben de onu açık öğretime yazdıracağım.” Diğer uçta buz kesen bir sessizlik oldu. Bu sessizlik, bir fırtınanın habercisiydi. “Ne yaptın dedin sen, Lara?” Emir’in sesi fısıltı gibiydi ama fırtına öncesi sessizliği andırıyordu. Lara, kendini savunmaya çalıştı. “Emir, lütfen anla. Çok kötüydü. Sürekli ağlıyordu. Ben de onun iyiliği için yaptım. Hem orada derslerine daha iyi odaklanır. Açık öğretime yazdıracağım, ders kitaplarını yollayacağım.” Emir aniden bağırdı. Sesi telefonda patladı, Lara’yı bile ürküttü. “SEN BENDEN İZİN ALMADAN NASIL BÖYLE BİR KARAR ALIRSIN?!” Lara şaşkınlıkla yutkundu. Emir, normalde bu kadar öfkeli değildi. “Emir, ne oluyor? Neden bu kadar sinirlendin? O benim de kardeşim, onun iyiliği için yaptım!” “Onun iyiliği mi?” Emir’in sesi şimdi daha alçak ve tehlikeli bir tona bürünmüştü. “Sen benim otoritemi hiçe saydın! Benim kararlarımı sorguladın! O kız, benim gözetimimde olmalıydı! Sen… sen ona kaçış yolu mu açtın, Lara?” Lara’nın gözleri doldu. “Emir, beni kırıyorsun. Ne kaçışı? O sadece yas tutuyor! O evde daha huzurlu hissedecek.” “Huzur mu?” Emir alaycı bir şekilde güldü. “Tamam, Lara. Sen gel. Bizim evimizde konuşuruz bu konuyu. Ama şunu bil ki… bu mesele bitmedi. Sen Eylül’e iyilik yapmadın. Ona bedelini ödeyeceği bir hata yaptırdın.” Emir, Lara’nın daha fazla konuşmasına izin vermeden telefonu sertçe kapattı. --- Eylül, evin içinde telefonun sesini duymuştu. Kapıya yaklaştı; Emir’in Lara’ya karşı öfkesini hissetmişti. Kalbi hızla çarpıyordu. Lara, onun iyiliği için yapmıştı ve şimdi Emir, Lara’yı da cezalandıracaktı. Eylül, yutkundu. Emir’in tehdidi gerçek olmuştu. Yeni telefonunu eline aldı. İlk başta Lara’yı aramak istedi, ama Emir’in son sözleri aklına geldi: “Bunun bedelini sadece sen ödemezsin. O da senin yüzünden zarar görür.” Eylül, telefonun tuşlarına dokunmaktan vazgeçti. Bu savaşı tek başına vermek zorundaydı. Evin içinde yürüdü, kapıları kilitledi. Artık burası onun kalesiydi. Ama biliyordu ki Emir için kilitler sadece geçici engellerdi. Emir, onu bulacaktı. Ve bu sefer, öfkesi daha büyük, intikamı daha acı olacaktı. --- Eylül, odasında annesinin eski eşyaları arasında kendini güvende hissetmeye çalışırken yeni telefonunun titreşimi sessizliği bozdu. Saatin gece yarısını geçtiğini fark etti. Kalbi göğsünden fırlayacak gibi hızlı atıyordu. Lara olamazdı; şimdi İstanbul yolundaydı. Titreyen ellerle telefona uzandı. Ekranda bilinmeyen bir numara yazıyordu. Ama kim olduğunu biliyordu. İçindeki soğuk his, mesajı açmaya zorladı. Mesaj kısaydı, acımasız ve Emir’in ruh halini birebir yansıtıyordu. Gönderen: Bilinmeyen Numara Mesaj İçeriği: "O eve girmeyi başardın. O duvarlar seni koruyamaz, Eylül. Lara, benim iznim olmadan seni o kasvetli yere bıraktığı için şimdi benim öfkemi taşıyor. Senin kaçışın, onun için bir ceza oldu. Şimdi o telefonunu 7/24 açık tut. Ne okula yazılacaksın ne de ders çalışacaksın. Senin tek meşguliyetin beni beklemek olacak. Sanıyorsun ki benden uzaksın? Yanılıyorsun. O kasaba, senin yeni hapishanen. Unutma, sen benimsin. O eski hayatına dönmeye kalkarsan… bedelini ikiniz de ödersiniz. Bekle. Çok yakında oradayım." --- Eylül’ün nefesi kesildi. Telefon elinden kayıp yorganın üzerine düştü. Mesajdaki her kelime, Emir’in ses tonunu ve tehditkâr bakışını taşıyordu. Bütün bedeni titriyordu. Lara’nın ona verdiği yeni telefon ve ders çalışma umudu, Emir’in tek bir mesajıyla paramparça olmuştu. Emir sadece onu değil, Lara’yı da cezalandırıyordu. Annesini kaybettikten sonra hissettiği suçluluk duygusu, bu tehditle katlanarak büyümüştü. Eylül hızla yataktan fırladı, kapıya koştu ve kilitli olduğunu kontrol etti. Ardından odanın perdelerini sıkıca kapattı. Artık o ev, huzurlu bir sığınak değil, dışarıdan gelebilecek bir tehdidin beklediği soğuk bir mezar gibiydi. Telefonu tekrar eline aldı. Mesajı silmek, sanki Emir’i zihninden silebilecekmiş gibi düşündü ama yapamadı. O, bir uyarıydı. Eylül pencere kenarına oturdu. Kasabanın sessiz ve yıldızlı gecesi ona huzur vermekten çok, bir avcının avını izlediği dinginliği hatırlatıyordu. Biliyordu ki Emir’in “çok yakında oradayım” demesi, onun için geri sayımın başladığı anlamına geliyordu. Yapabileceği tek şey, Emir gelene kadar o evde hayatta kalmaktı. Oyun daha yeni başlıyordu. Eylül’ün zihninde bu cümle yankılanırken gözleri boşluğa daldı. O, avdı. Ve avcı, her an kapıyı çalabilirdi. Eylül, o mesajın şokuyla bütün gece uyuyamadı. Sabah olduğunda yorgunluktan bitkindi ama Emir’in tehdidi onu harekete geçmeye zorladı. O, Emir’in istediği gibi boyun eğmeyecekti. Özellikle Lara’nın ona sağladığı son umut ışığı olan açık öğretimden vazgeçmeyecekti. Ellerinde titreme olsa da, Eylül yeni bilgisayarını açtı. Lara’nın sözlerini hatırlayarak internet üzerinden açık öğretim lisesi kayıtlarını araştırmaya başladı. Kendini derslere adayarak, Emir’in zihnini ve ruhunu ele geçirme girişiminden bir nebze de olsa uzaklaşabiliyordu. Bu, onun son direniş alanıydı. --- Öğle saatlerinde telefon çaldı. Arayan Lara’ydı. Eylül derin bir nefes aldı ve sesi olabildiğince normal tutmaya çalışarak açtı. “Eylül’üm, geldin mi? Ben de yeni ulaştım. Evdeyim.” Lara’nın sesi yorgun ama biraz gergindi. “Geldim abla,” dedi Eylül. “Hemen yerleştim.” Lara, sesindeki gerginliği gizlemeye çalışarak devam etti: “Emir… biraz sinirlenmiş. Ama ben ona senin ne kadar üzgün olduğunu anlattım. Biraz zamana ihtiyacı var, canım. O yüzden… bir süre aramızdaki iletişim sadece telefonda olsun, tamam mı?” Eylül, Emir’in Lara’yı ne kadar çabuk baskı altına aldığını fark etti. “Tamam abla,” diye fısıldadı. “Anlıyorum.” “Şimdi asıl konuya gelelim,” dedi Lara, sesi tekrar canlandı. “Sana hemen kayıt için gerekenleri yolluyorum. Açık öğretime yazılmanı istiyorum. Tüm evrakları hazırladım, sen sadece gereken yerleri doldur. Ders kitaplarını da yarın kargoya veriyorum. Bu senin görevin, tamam mı? Derslerine odaklan, aklını dağıtma.” Eylül’ün kalbi minnettarlıkla doldu. Lara, Emir’in tehditlerini bilmeden Eylül’e en büyük silahını veriyordu: bilgiyi ve geleceği. “Söz veriyorum, çok çalışacağım,” dedi Eylül, bu sözü sadece Lara’ya değil, kendine ve Emir’e karşı bir meydan okuma olarak veriyordu. “İşte benim kardeşim!” dedi Lara, sesi gurur doluydu. “Sen güçlüsün. Şimdi gönderdiğim evrakları tamamla. Akşam tekrar konuşuruz.” Lara telefonu kapattıktan sonra Eylül hemen bilgisayarın başına geçti. Hızla gönderilen evrakları inceledi ve kayıt işlemlerini tamamlamaya başladı. Bu eylemler ona, Emir’in gölgesinden bir anlığına da olsa uzaklaşma hissi veriyordu. --- Akşam çöktüğünde Eylül yorgun ama kararlıydı. Kayıt işlemlerini bitirmişti. Masasının üzerinde duran yeni ders kitapları ona yeni bir kimlik vaat ediyordu: Emir’in kurbanı değil, kendi hayatının öğrencisi. Telefonu titredi. Yine bilinmeyen numara. Eylül yutkundu. Emir, her şeyi bilmeliydi. Gönderen: Bilinmeyen Numara Mesaj İçeriği: "Kaydı tamamladın, değil mi? Ablanın o aptal oyununa alet oldun. Söylediğimi unuttun mu? Senin tek meşguliyetin benim. Kitapları pencereden at. O bilgisayarı kapat. Sen ders çalışmayacaksın. Sen, benim dersimi öğreneceksin. Seni affetmem için tek bir şansın var. O evrakları yırt ve bana bir fotoğrafını yolla. O bilgisayar kapalı, o evrakların yırtılmış olduğu bir fotoğrafı. Hemen. Aksi takdirde, Lara’ya yaptığın bu “iyiliğin” bedelini farklı ödersin." Eylül’ün midesi kasıldı. Emir onu yine kendi kararlılığı üzerinden vuruyordu. Ya kendine ihanet edip Emir’e itaat edecekti, ya da direnecekti ve Lara’nın canını yakacaktı. Gözleri dolmuş bir şekilde masadaki kitaplara baktı. Kitaplar onun son umuduydu. Ama Lara’nın canını yakma düşüncesi… Elini uzattı, kayıt evraklarını aldı. Çaresizce yırtmaya başladı. Kağıdın sesi, odanın sessizliğinde Emir’in zafer narası gibi yankılandı. Yırttığı kağıtları ve kapalı bilgisayarı kadraja aldı. Titreyen parmaklarıyla o aşağılayıcı fotoğrafı çekti. Mesajı gönderdi. Zincirler yeniden kapanmıştı. --- Telefon hemen titreşti. Gönderen: Bilinmeyen Numara Mesaj İçeriği: "Aferin. Güzel kızım. İtaat, seni özgür kılar. Şimdi o bilgisayarı kutusuna koy. O kitapları da yak. O evde sadece beni düşüneceksin. Yarın akşam oradayım. Hazırlıklı ol." Eylül, yorgunluktan bitmiş bir şekilde yatağa yığıldı. Kaçış yoktu. O ev, Emir’in dediği gibi, onun yeni hapishanesiydi. Ve Emir yarın akşam geliyordu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE