“Artık kış ayının ortasındayız. Hava bugün de oldukça soğuk Alex. Buz tutmuş gölün tam ortasında duruyorum.” Ayaklarımdaki patenlerle biraz daha ilerleyerek kayarken gözüm nehir kenarına takıldı. “Yaz aylarında şurada, iki kiraz ağacının tam ortasında duran çam ağacının altına oturur sırtımı gövdesine yaslayarak durgun gölü izlerdim.” Hafifçe gülümsedim. “Brandan’la da buraya geldik. O gün her yer yemyeşildi. Çimenler uzamış, kiraz ağaçları meyvesini vermiş, kuşlar ve böceklerin sesi kulaklarımızı tarumar etmişti. Göl o gün bizim gibi durgundu. Beni -gerçekten- sevdiğini itiraf ederken duygularını yaşının verdiği toylukla tedirgince açmıştı. Gençken her şeye hüzünleniyor ya da en olmadık şeylere sevinebiliyor insan. Aklı ise çok karışık oluyor.” Başımı hafifçe iki yana sallayarak palt

