Altı ay boyunca hemen hemen her Allah’ın günü, “şöyle mi yapsak, böyle olsa daha mı iyi olur?” diye onca fikir yürütüp, aklımızı deli divane ettikten sonra kusursuz sandığımız planımış boşa çıkmıştı ve yakalanmıştık. Su uyur, düşman uyumazmış. Canlı, kanlı yaşamış olduk. Onca dayak, küfürün bini bin para tüm o kötü kelamlar hiç umrumda değil, değil de canımı en çok yakan şey yine evladıma hasret kalmış olmamdı. Merhamet neydi ki? Bunun anlamını o zalim biliyor muydu ki? Aslında bilmediğini biliyordum da, işte aldandı gönül belki biraz da olsa vardır vicdanı diye.. ama aklım.. ah benim şeytanlıktan bihaber aklım, uydu bu kez evladımın hasretiyle yanıp kavrulan gönlüme, sürgün yemiş yüreğime. Sevmeden; hatta nefret ederken o zalimden, severmiş gibi yapmaya başladım. Önce arada bir sade

