Boynumdaki nefesi dengemi alt üst etti. Hem serinletiyor hem yakıyordu sanki. Alkolün keskin kokusu doldu burnuma.
Belimi kavramaya başladığında gerildim. Sadece belimi değil ruhumu da sarıyordu sanki. Geri çekilmek istedim ama vücudum bana ihanet etti.
“Aslan sarhoşsun”
Saçlarımın arasına karıştı iyice, bir nefes aldığını hissettim.
Uzun bir nefes aldı ve kokumu içine çekti.
Sakalları kulağımı çizerek geçti ve dudakları kulağımın hemen altına dokundu.
Belli belirsizdi öpücüğü ama beni etkilemeye yetti.
“Sarhoş değilim”
Aslan’ın çekimine kapılmak istemiyordum. Kibarca belimi saran ellerinden kurtulabilecekmişim gibi geriye doğru çekilmeye çalıştım. Ama kurtulmak yerine kıskacına daha çok girdim, beni daha da kendine çekti.
Nefesim ağırlaşmaya başladı. Onu istemekten korkuyordum ama daha bir kaç saat önce tadına vardığım dudaklar beni kendine çağırıyordu.
Bel oyuğumdaki eliyle önce sertçe bastırıp kendine yapıştırdı beni, sonra aşağı doğru inmeye başladı.
“Aslan dur” dedim zorlanarak.
Başını yavaşça geriye çekerken eli kalçamı buluşmuştu. Sadece dokunuyordu ama kalbim göğüs kafesinde çırpınmasına yetiyordu.
“Gerçekten durmamı istiyor musun Azade?”
Başımı istemsizce ona doğru eğdim.
Kasıklarıma doğru inen uyaranlar devam etmesi için bağırıyordu.
Parmakları bileğime değdi ağır ağır yukarıya tırmandı.
Eli yukarıya yükseldikçe diğer elinin kalçamdaki baskısını da artıyordu.
Omuzuma geldiğinde geceliğin gevşek askısı buldu.
“Aslan…”
Cümlemi tamamlayamadım.
Sadece adını inlemiş oldum.
Put gibi dikilmiştim karşısında kaçmam gerektiğini bilerek ama karşı koyamayarak.
Biraz geriye çekildi, direnerek açık tutmaya çalıştığım gözlerime baktı.
“Efsunlusun sen”
Geceliğin askısı omuzundan kurtulup koluma düştü.
Elinin yolculuğu yukarı doğru devam etti. Boynumu kavradım sıkıca.
Gözleri dudaklarıma kaydı, bende istemsizce onu taklit ettim.
Dudaklarıma yaklaşırken boynumdaki eliyle de beni kendine yaklaştırıyordu.
Dudaklarımızın buluşmasını sabırsızca beklerken durdu.
Öpmeden öylece bekledi.
Kalbimin kontrolünü kaybetmiştim artık, nefeslerimiz birbirine karışmıştı.
“Yapma” dedim kendimi kandırır gibi.
Dudaklarım ufacık hareketiyle dudağına çarpmıştı.
Kalçamı yavaşça sıkıp kendine bastırdı. Bacaklarımın arasındaki sızıyı tek bastırabilecek şeyle tanıştı vücudum. Teması bile sert ve korkutucuydu.
“Durdur beni”
Boynumu ve kalçamı serbest bıraktı. Ellerini çekmemişti ama kavramıyordu da.
“Çünkü ben durmak istemiyorum Azade”
Ellerinin arasından kolayca sıyırılıp kaçabilirdim. Ama o gücü bulamadım kendimde. Az önceki dokunuşlarını özledim.
Öylece bekledi kaçıp gitmemi, bana fırsat sundu ama benim değerlendirecek cesaretim olmayınca tekrar etkisi altına aldı beni.
Geceliğin direnmesini sağlayan diğer askısını aldı eline.
Ağır ağır kenara doğru itti. Askının omuzundan düşmesiyle gecelik vücudumu yalayarak kaymaya başladı.
Ayaklarımın etrafına biriktiğinde çıplaklığımdan rahatsız oldum, ellerim hafifçe titreyip tüm bedenimi sarıp saklamak istedi.
Benim yanaklarım yanmaya başlamışken Aslan gördüğü manzaradan memnun olmuşcacına gülümsedi.
Ben hafifçe yerimde kıpırdanınca aramızdaki mesafeyi kapatıp belimi kavradı tekrar.
Ve nihayet dudakları dudaklarımla buluştu.
Kurumuş dudaklarıma nefes olmuştu sanki. Öyle sert bastırıyordu ki dudaklarımı aralayacak fırsatım dahi olmamıştı.
Pantolonundaki sertlik daha hissedilir olmuştu.
Baskısından kurtulup dudaklarımı araladım. Alt dudağımı dudaklarına hapsedip uzun uzun emmeye başladı.
Tecrübeliydi, hemde fazlasıyla.
Yavaş ve küçük adımlar atmaya başladık geriye doğru, bacaklarım soğuk yatağa çarpana kadar ilerledik.
Belimi daha da sıkı sarıldı ve zorlanmadan hafifçe kaldırdı beni.
Ayaklarım yerden kesildiğinde korkuyla omuzlarına sarıldım. Dokunur dokunmaz çok daha önce sarılmadığıma pişman oldum.
Sanki onun ayrılmaz bir parçasıymışım gibi taşımaya başladı beni.
Bir dizini yatağa koydu önce ve beni de yatağın üzerine doğru çekti. Diğer eliyle yataktan destek alıp bizi daha da ileriye taşıdı.
Ellerim hala geniş ve sert omuzlarındaydı. Her hamlesinde hareket eden kaslarını hissettim.
Sırtım yatakla buluşmadan hemen önce Aslan elini sırtıma attı ve ustalıkla sütyenin kopçasını açtı.
Serin çarşafa değdiğim anda ürperdim.
Aslan dudaklarımdan boynuma oradan da göğüslerime indi. Sütyeni hızlıca çıkarıp bir köşeye fırlattı.
Serbest kalan göğüslerimden birini sertçe avuçlarken diğerini dudaklarıyla feth etmeye başladı. Alabildiği kadarını ağzını alınca sessiz olmasını umduğum bir inleme kaçtı dudaklarımdan.
Adeta bir yay gibi gerilip kendimi ona doğru ittim. Kendimi o kabarıklığa bastırırken buldum.
Gömleğinin düğmelerini kopararak açtı. Çıkarmasına yardım edip aldım gömleğini ve sütyenimi fırlattığı yere doğru fırlattım.
Göğüsümün ucunu dişlerinin arasına aldığında tırnaklarımı sırtına geçirdim.
Daha önce yaşamadığım bu hazlar fazlasıyla heyecanlandırdı.
Kalp atışlarım kulaklarımda yankılanıyordu.
Sırtındaki tüm kasları tek tek keşfettim.
Tekrar yukarı doğru kaydı.
“Dağ ceylanım” dedikten sonra dudaklarıma gömüldü.
Pantolonunu zorlayan erkekliğini serbest bırakma sırası gelmişti. Önce kemerini gevşetip açtım, sonra pantolonunun düğmesini açıp aşağı doğru ittim.
Elim bir kaç kez o sertliğe çarpınca heyecanım bir kat daha arttı.
Aslan bir eliyle yataktan destek alıp doğruldu ve pantolonunu hızlı hareketlerle çıkardı.
O vücudumdan uzak kaldığı bir saniye düşünebildim.
Daha fazlasına müsade etmek istemiyordum.
Hatta en baştan dur demeliydim.
Ama vücudum bana öyle ihanet ediyordu ki kontrol edemiyordum.
Tekrar üzerime geldiğinde yine tüm düşüncelerim buhar olup uçtu.
Pürüzsüz vücudu vücuduma değiyordu tamamen.
İkimizinde sıcaklığı kasıp kavuruyordu.
Eli bacak arama doğru kaydığında kasıldım.
“Aslan…”
Bana karşılık verir gibi inledi.
Duracağım nokta buydu işte.
“Dur” dedim.
Kısa bir an duraksadı. Sonra duymamış gibi devam etti.
Parmakları kadınlığımı bulduğunda nefes almayı unuttum adeta.
Son çıkıştaydım.
“Aslan dur” dedim ama öyle cılızdı ki sesim gecenin sessizliği olmasa ben dahi duyamazdım.
Biraz geriye çekilip gözlerime baktı.
“Biraz cesur ol ürkek ceylanım” dedi arzu dolu bir sesle.
Üç yılını düşün Azade!
Yalnızlığını düşün!
Parmaklarını daha sert bastırıp okşamaya başladığında daha güçlü bir sesle,nefes nefese
“Dur” dedim.
Göğüsünden ittirmeye çalıştım.
Ciddi olduğumu farkedince şaşırdı.
“Azade?”
“Haketmiyorsun Aslan”
“Ne!”
“Gerçekten hakettiğin gün, kocam olduğunu hissettiğim gün bana sahip olabilirsin” dedim.
Altından kenara doğru kayıp çekildim.
“Sen ciddisin?” dedi şaşkınca.
“Hemde çok”
Yataktan kalkarken bileğimden tutup çekti.
“Şuan bırakıp gidemezsin” dedi.
Zorlanarak güldüm ve bileğimi ondan kurtarıp kalktım tekrar.
Yerdeki geceliğimi alırken Aslan’ın,
“Hay sikeyim!” dediğini duydum ve hızlı adımlarla banyoya girdim.
Hızlıca banyoya girip kapısını kapattım ve kapıya yaslandım.
Tuttuğum nefesi bıraktım.
Duramayacaktım, durmak istememiştim.
Pişman olup olmadığımı düşünmekten kaçındım.
Geceliği üzerime geçirdim ve soğuk suyu defalarca yüzüme çarptım.
Daha normal hissettiğimde çıktım odadan. Aslan dolabın önünde kıyafet seçiyordu. Üzerinde gömlek olmadığından hala fazla çekiciydi ve sanırım düşündüğüm kadar sakinleşememiştim.
Boxerından gördüğüm kadarıyla o da sakinleşmeye epey uzaktı.
Bakışlarımı hemen yatağa çevirdim. Ben yatağa girerken Aslan sessiz küfürler eşliğinde banyoya girdi. Bir kaç saniye sonra suyun tazyikli sesi duyuldu.
Yatağa girdim ve kendimi uyumaya zorladım. Uyuyakaldığımda Aslan hala yatağa dönmemişti.
Muhtemelen banyodaki işi biraz uzun sürmüştü…
Sabah kalktığımda güneş hala odaya düşmemişti. Arkamda beni tamamen sarmalayan Aslan’ın vücudunu ve belimdeki elini farkedince hemen sıyrılıp kalktım.
Eğer söylediği gibi hassas bir uykusu varsa çoktan uyanmıştı zaten.
Kıyafetlerimi alıp banyoya girip giyindim, tüm işlerim bittiğinde kapı yavaşça açılmaya başladı.
Aslan…
“Günaydın karıcığım” dedi çapkın bir gülümsemeyle ve hemen arkama geldi. Aynadaki yansımadan bana bakmaya başladı.
Yakınlaşmaktan kaçmak için lavaboya yaslandım ama Aslan’da bana yaslanınca kaçmanın bir anlamı kalmamış oldu.
“Günaydın” dedim sertçe yutkunup.
Yine geceki heyecan sarmaya başlıyordu.
“Azade ben oyunları çok severim. Hele yatak odasında…”
“Oyun?”
“Evet karıcığım oyun, dün akşam başlattığın oyun”
“Oyun falan yoktu” dedim.
Alayla güldü.
“Belki de sadece seni istemedim”
“Vücudun öyle demiyordu Azade. Her hücren benim için çıldırıyordu”
“Ha-hayır”
“Bu oyunların kazananı hep ben olmuşumdur. Yenileceğin bir oyuna giriyorsun”
“Oyun falan yok Aslan. Haketmen gerek sadece”
“Tamam Azade” diyip güldü ve üzerimdeki baskısını hafifletti.
Derin bir nefes aldım. Aslanı arkamda gülerek bırakıp banyodan kaçtım.
Bu kalp ritmi bana fazla!
Kendine gel Azade!