Bu çok fazla!
Bir kadına kapılıyordum.
Yavaşça geri çekildi Azade. Ben de kendimi kontrol edip çekildim. Alnıma yasladı alnını.
Bir kaç yıl sonra bırakıp gidecektim belki de. İstanbul’da beni bekleyen bir hayatım vardı , Azadeye yer açamazdım orada.
Üstelik orada bekleyen vardı.
Hislerimi kontrol edemiyordum.
Daha önce hiçbir kadına böyle hissetmemiştim.
Bağlanmamıştım.
Bağlanamazdım.
Adamlara döndüğümde beni gülümseyerek izleyen Çelebi dışında herkesin hala arkası dönüktü.
“Gidelim” dedim sessizce.
Azade cevap vermeden arabaya dönüp yürümeye başladı. Benim kadar şaşkın ve kararsızdı oda.
“Aslan” dedi Çelebi duygusal bir film izlemiş gibi romantik bir gülümseme vardı yüzünde.
“Gidiyoruz, hadi!” diye bağırdım.
Azade bindikten hemen sonra ben de bindim. Ona dönüp bakmadan gaza bastım ve sessizce konağa kadar gittik.
Konağın önüne geldiğimizde durdurdum arabayı.
“Aslan…” dedi ama devam etmedi.
“Neyse” diyip indi arabadan ve yoluma devam ettim.
Depoya girdiğimde başım ağrıyordu.
“Vezir rakı”
“Rakı mı?”
“Evet rakı!” diyip ceketimi çıkarıp sandalyeye attım yine.
“Çelebi sen de Cesur’u çalıştırmaya devam et”
“Abi zaten kaç saattir…”
“Vezir mezede getir!” dedim. Vezir kararsız kaldı önce
“Aslan meze olmaz” dedi Çelebi.
“İşine bak Çelebi”
“Yenge var artık meze olmaz”
“Çelebi işine bak! Hadi Cesur”
“Karışma Çelebi” dedi Vezir ve depodan çıktı.
Cesur ve Çelebi deponun ortasına geçip dövüşmeye başladılar.
Cesur sabahkine göre daha kötüydü. İlk antremanı olduğundan yorulmuştu ve şimdi çok güçsüz yumruklar atıyordu.
Azade geliyordu yine gözümün önüne.
Dudakları…
Gözleri…
Sesi…
“Çok güçsüzsün Cesur!” diye sinirlenip kalktım ayağa.
“İzle” dedim ve Cesur’u kenara ittim.
Kollarımı yumruk yapıp göğüs hizasına kaldırdım.
“Hadi” dedim Çelebiye.
Sağ elmacık kemiğime sağlam bir yumruk attı.
Kafamı dağıtmaya başladım.
Bende sert bir karşılık verdim.
Vezir depoya dönüp rakıları bardaklara koyana kadar Çelebiyle durmadan devam ettik.
Bardakların sesi geldiğinde durdum. Ağzımdaki kanı yere tükürdükten sonra masaya geçtim.
“Cesur abinin gözlerine iyi bak, böyle deli deli baktığı zaman uzak dur” diyip yanımıza oturdu Çelebi.
“Çok mu canınız yandı Çelebi bey?”
“Bir ara gözün döndü Aslan. Bana mı vuruyorsun kendine mi vuruyorsun anlamadım”
“O ne demek ?”
“Seni iyi tanıyorum Avcı. Öfken kime anlarım” dedi imayla gülerek.
“Yok ben bunun kafaya çok çalıştım. Bir bardak içte aklın yerine gelsin Çelebi”
“Öyle olsun Avcı, içelim bakalım” diyip rakı kadehini dikti.
Bir kaç kadeh sonra Vezir eğildi kulağıma,
“Meze arkada bekliyor”
Çelebiyle göz göze geldik.
“Aslan yapma kardeşim” dedi.
“Çelebi yorma beni!” diyip kalktım.
Azadeye bu kadar kapılmamın sebebi cinsel gerilimdi diye düşündüm.
Bir kaç haftadır buradaydım ve bu yalnızlık benim için çok uzun bir süreydi.
Eğer bu gerginlikten kurtulursam Azadeye daha normal gözlerle bakabilirdim belkide.
Küçük ofisin kapını açmadan Çelebi yetişti,
“Aslan pişman olursun. Karın varken bu kıza gerek yok”
“Lan bırak! Tutturdun mu tutturuyorsun”
“Karını aldatmış olacaksın”
“Ben karımı üç yıldır aldatıyorum bu gece mi dert oldu?”
“O zaman farklıydı şimdi farklı”
“Farklı falan değil kardeşim. Ben aynı benim Azade aynı Azade. Birkaç yıl sonra bırakıp gideceğim. Ulan hem kız babamın katilinin kızı!”
“Sende onun babasının katilinin oğlusun”
“Tamam işte kardeşim. O kız aldatılmayı hak ediyor”
“Gerçekten böyle düşünsen neyse de senin derdin başka”
“Evet benim derdim başka. İki haftadır depoyu boşaltamıyorum derdim bu. Hadi çekil” diyip ittim.
“Git karınla seviş o zaman Aslan! Bu orosbuyuda gönder gitsin!”
Duymazdan gelip odaya girdim.
Mini etekli sarışın fazlasıyla seksi bir kadın ben girer girmez kalktı ayağı.
“Merhaba Aslan” dedi şuh bir sesle ve yanıma geldi. Elini uzatırken etkileyici bakışlar atmaya çabalıyordu.
“Ben Rüya”
Uzattığı eli tutmadım,
“Sohbete gerek yok”
“Tamam sen bilirsin” diyip güldü.
Dudaklarıma yaklaştığında hemen geri çekildim.
Biraz bozulsa da gülümsemesini daha da genişleterek devam etti.
Azade’nin dudaklarımda kalan tadını bozmak istemedim.
Elimden tutup çekti ve koltuğa oturttu. Eteğini yukarıya doğru sıyırıp kucağıma oturdu. Gömleğimin düğmelerini açarken boynumdan öpmeye başladı.
Hala bir şey hissetmiyor oluşuma sinirlendim. Rahat olmaya çalışarak kendimi kıza bıraktım.
Gömleğin düğmelerinden kurtulunca iki yana ayırdı. Üstündeki tshirtü tek seferde çıkardı, çıplak göğüslerini vücuduma yasladı,
Aslında sevdiğim tarzda bir kızdı ama sanırım alkolden dolayı…
Ellerimi alıp kalçasına koydu ve sürtünmeye başladı. Göğüslerini ağzıma soktuğunda iğrenip kızı itekledim.
Olmuyordu işte!
“Ulan Çelebi!”
Aklıma sokmuştu Azadeyi!
“Yanlış bir şey mi yaptım?” dedi korkarak.
“Yok yanlışı ben yapıyorum” dedim ve kızı belinden tuttum ve üstümden kaldırdım. Kalktım ve gömleğin düğmelerini iliklemeye başladım.
“Ama ben…”
“Senlik bir şey yok paranı alacaksın” dedim ve odadan çıktım.
Vezir beni görünce şaşırdı,
“Yok artık” dedi.
Çelebi ise,
“Aslan’ım be” diyip güldü.
“Ulan ne Aslan’ı adam gireli beş dakika olmadı”
“Girmedi kardeşim. Aslan o ine girmedi hiç”
Masadaki dolu kadehi alıp tek seferde diktim kafaya.
“Cesur hadi kalk” dedim. Cesur eşyalarını toparlarken,
“Hadi herkese iyi geceler beyler!” diyip çıkışa doğru yürüdüm.
Kapının önüne geldiğimizde Cesur’a
“Bekle” diyip tekrar masaya döndüm.
Bir dolu kadeh daha aldım ve tek seferde içtim.
“Yavaş Aslan, senin viskilere benzemez çarpar bu”
Derin bir nefes aldım.
“Bildiklerime benzemiyor. Çok fena çarptı” diyip boş kadehi masaya bıraktım.
Şimdi gidebilirdim.
Depodan çıktım. Arabayı kullanacak durumdaydım ama uğraşmayıp arkaya bindim. Dikkat kesilip alkolün etkisinden kurtulmak istemiyordum.
Hatta belki bir duble daha içmeliydim.
Ne kadar az düşünürsüm o kadar iyiydi.
Konağın önüne geldiğimizde kapılar açıldı.
Dışarıya bir adım attığımda serin hava yüzüme çarptı.
Konak çoktan sessizliğe gömülmüştü. Ben de o sessizliği bozmadan odaya çıktım.
Azade uyuyordur diye tahmin etmiştim ama ben odaya adım atmaz yatakta doğrulup döndü.
“Aslan” karanlığın içinde belli belirsiz gözüküyordu.
Uyusaydı ne kolay olacaktı…
Aksak adımlarla içeri girerken Azade yataktan çıkıp bana doğru geldi.
Üzerinde siyah bir gecelik vardı. Dizlerinin biraz üzerindeydi. Göğüsleri çok gözükmüyordu bile. Ama dakikalar önce kucağımdaki kızdan çok daha fazlasıydı.
Zifiri karanlıkta onu görmesem bile kokusuyla etkileyebilirdi beni.
Belki de zor oluşu tahrik ediyordu.
Şuan düşünemiyordum. Beynim uyuşmuştu.
Belki de Çelebi haklıydı! Azade karımdı sonuçta, onunla birlikte olmam kaçınılmazdı.
Bugüne kadar kimseyle yatakta masumca uyumamıştım. Yanımda yatıyorsa..
Endişeli gözlerle karşıma geçip dikildi.
“İyi misin?” dedi.
Hayır demek istedim ama cevap veremedim.
“Aslan” diye seslendi.
“Azade” dedim fısıldayarak.
Saçlarının arasına karışıp kokusunu almak için ona doğru eğildim.
“Bu gece gerçekten karım ol Azade”