Kar tüm hızıyla yağmaya devam ediyordu. Karın yağmasından dolayı havanın soğuğu da bir parça kırılmıştı. Bu iyi bir şeydi. Fenerleri yakarken çok fazla üşümeyecektik. Kalabalığı izlemden önce elimdekileri bırakmak adına Yiğit’le arabasına geçip çanta ve çiçeklerden kurtuldum. Sonra da fenerlerle birlikte kalabalığı izleyip arka tarafa geçtik. Yeni yıla girmemize on dakika kalmıştı. Olduğumuz yerden tüm İstanbul ve boğaz net bir şekilde görülebiliyordu. Bu da demek oluyordu ki, yeni yıla girerken boğazdaki tüm havai fişek gösterisine buradan şahit olabilecektik. Daha iyi nasıl olabilirdi bu gece bilmiyordum. Garson tek tek kâğıt fenerleri yakarken, biz de hala el ele ve dip dibe yağan karın altından boğazı izliyorduk. Sonunda sıra bize geldiğinde, fenerleri uzatıp bekledim. İki fener de

