--- Salonun içi ağır bir sessizliğe gömülmüş gibiydi. Loş ışıkların altında kristal kadehler parıldıyor, hafif klasik müzik fon olarak çalıyordu. Ama bu müzik, kimsenin üzerindeki gerginliği dağıtamıyordu. Uzun masanın baş köşesine Yağız geçti. Lamia onun sağında, Hazal ve İsmet Bey sol tarafında yer aldı. Yıldız, kızı Nazlı’yı yanına çekmiş, salona hâkim olabilecek bir noktadan oturmuştu. Herkes yerini aldığında, kısa süreliğine sadece çatal-bıçak sesleri duyuldu. Yağız, bakışlarını ağır ağır masadaki konuklarda gezdirdi. Herkesin yüzünde farklı bir ifade vardı: kimi saygıyla eğiliyor, kimi ise kibirli bir gülümsemeyle onunla göz göze gelmeye çalışıyordu. Yağız’ın bakışları sertleşti, kimseye güvenmediğini belli eden o soğuk ifadesi mekânın havasını daha da ağırlaştırdı. Lamia, yanınd

