Gece ile Kemal’in ilişkisi her geçen gün birbirleriyle ne kadar uyumlu olduklarının keşfine müsait ilerledi. Kemal ayrılık kısmını bir türlü beceremedi. Nesli, düğün tarihi yaza ertelendi diye nişanlısını kaybetmenin korkusunu taşıdı. Belli etmedi etrafına ama tuhaf bir düşkün hali baş gösterdi onda. Çok arar, çok yorar oldu. Kemal çoğunda müsait değildi çoğunda biraz agresif. Nesli, babasına Kemal ile aralarının iyi olmadığını söyleyemezdi ama annesine dert yanıyordu. Annesi ise bunu Yakup Bey’e sonunda çıtlattı. Yakup Bey, onca yatırım yaptığı emek verdiği damadının sandığı kadar buna layık olmadığının kaygısı ile Kemal’in peşine adam taktı.
Bir akşam, Gizem’in saçma ısrarı yüzünden pahalı bir mekana gittiler. Deniz, Gizem, Gece ve Kemal. Gizem’in aradığı şey bu gösterişti. Gece’nin ise midesi hiç iyi değildi keyif almıyordu. Deniz çok içiyordu. Sarhoşluğun verdiği etki ile de mekandaki başka kadınlarla takılıyor, birileri ile şehvet gösterişi içerisinde danslar ediyordu. Gizem asla Deniz’i kıskanmazdı da kendisi şuraya kadar gelip bir zengin erkek kafalayamamış olmayı takıntı ettiğinden Deniz’in bu hallerine sinir oluyordu. Kemal tüm bu karmaşadan sıkılmıştı. Ağır ağır içkisini yudumluyor yüksek müzik sesinden ne kendini ne de etrafını anlayamadığı için susuyordu. Gece’nin keyfi yoktu. Eli sık sık midesine gidiyordu. Kemal bir ara kulağına eğilip kötü ise gidebileceklerini söyledi ama Gece kalmak istediğini belirtti. Makyaj yapmıştı, daracık, minicik sırt dekolteli bir elbise giymişti. Saçlarını sırtı görünsün diye toplamıştı. Çevreden bazı erkek bakışları fark ediyordu Kemal, buraların raconu bu diyerek görmezden geliyordu. El kol hareketiyle Gece’yi sahiplenemiyordu çünkü birinin saçma sapan kamerasının odağı olmak istemiyordu. Sadece ara sıra Gece’nin kulağına bir şeyler söylüyordu. Genç kız tatlı tatlı gülümsüyordu. Kemal ise hiç keyif almadığı sıkıcı bir zaman geçiriyordu. Mekan çalışanlarından birisi onlara yaklaşana dek. Kemal’in kulağına eğildi ve ön kapıda basın olduğunu söyledi. Kemal, Deniz’e işaret etti. Deniz tam bir kıza pençelerini atmıştı ve Kemal’in bir kaş göz işaretiyle yanına gitmek istemiyordu. Pilotluğu bırakamazsın Deniz. Çağırınca gelirsin Deniz. Kendisini ebeveyni sanıyordu mübarek. Kemal sahneden toplayıp çekti Deniz’i. Kız geride kaldı, Deniz öfkelendi. “Dışarıda haberciler varmış. Kızları alıp çıkarsın değil mi sen?”
“Bana ne be! Ben senin bokçun muyum? Kalıyorum ben.”
“Deniz! Ağzınla iç diye boşa demiyorum sana. “ Gece o arada koşturarak lavabolara yöneldi.
“Bu kız hamile ben size diyeyim!” diye bağırdı Gizem iki erkeğe doğru. Dışarıdaki basını da unuttu Kemal, Gizem’e yaklaştı. “Adet günü de geçti. Test yaptır diyorum aklı çıkıyor.” Gece’nin doğum kontrol ilacı içtiğini biliyordu Kemal. “Unuttu ise hiç ilaç içmeyi olabilir. Bir kere de ben öyle olmuştum, kürtaj oldum.”
Gizem’in de kürtaj hikayesi ile Kemal karıştı. Deniz, masada Gece’den kalma içkiyi dikti tepesine Kemal elinden aldı. “Gece’ye bir baksana Deniz, ben de arka kapı falan var mı bakayım?”
Deniz, yine de konu Gece olunca abisini dinledi. Ona biraz zaafı mı vardı sanki? Biraz! Gece lavabolara varmadan bir köşede kusuyordu. Deniz, su alıp getirdi, yüzünü yıkadı, biraz makyajı akmış, suratı dağılmış, midesindeki kasılmadan harap olmuş kızın şapşal haline bakarak güldü. “Kız…” dedi. “Ne komik olmuşsun ha?” Sudan birkaç yudum içti. Midesinin çok fena olduğunu dillendirdi. Lüzum yoktu görebiliyordu. Gece ağlamaklı bir halde dudaklarını büzerken Deniz, omzundan tutarak yürüttü onu. Sırtına bir palto attı. Kemal arka kapı bulmuştu bir tane. Arabayı oraya getireceklerdi. O tarafa yöneldiler. Gece, Deniz tarafından himaye ediliyordu.
Bir basın mensubu tarafından Deniz ile Gece Kemal’in hemen arkasında yanların Gizem objektife yansıdı. Gizem, Kemal’in tek gecelik kaçamağıydı anlaşılan ve fotoğraflar sabahında Yakup’un masasındaydı. Bastırmadığını söylüyordu fotoğrafları getiren kişi. Kemal Bey’in öylesine bir takıntısı için adına çapkın damat denmesin istemişti. Biraz da karşılık bekliyordu tabii muhabir, biraz para. Yakup Bey gerekeni yaptı ve fotoğrafı görüş açısına yaklaştırdı. Gizem’e dikkat kesildi. Hayat kadını gibi bir şeydi be bu! Kemal ne yapsın bunu. Kesin şu Deniz denen zirzopun işiydi bunlar. Deniz’in yanındaki kıza baktı yakından. O da içmiş dağıtmıştı. Deniz onu sımsıkı korumasına aldığına göre… Kıza daha dikkatli baktı Yakup Bey, yoksa hedef şaşırtmaca mı yapmışlardı? En yakın adamlarından birini çağırdı ayağına fotoğrafları verdi. Kızları bulmasını rica etti. Kim kimin nesiydi?
Gece, nanelimonlu bir çay ile salonun koltuğunda bacaklarını uzatmış oturuyordu. Kemal ise bir tanıdığından haber bekliyordu. Akşam suratlarına patlayan flaşın sahibini bulabilmişler mi diye? Bir taraftan da eczaneden Gece’nin midesi için sipariş ettiği ilacı bekliyordu.
“Bunu içerken bile kusasım geliyor,” diye ağlamaklı bir sesle yakardı Gece.
Kırk yılın başı dışarı çıkmış onda da midesinden bir şey anlamamıştı Gece. Hep evinde içinde şikâyet etmeden kitapları ile haşır neşir çalışıyordu. Sıkılıyordu muhtemelen. Bazı akşamlar çok geç geliyordu çünkü Kemal.
“İrfan Dedem dedi ki iki üç bardak içsin bir şeyi kalmaz.”
İrfan dedesi de ailenin diğer fertleri gibi Gece’nin tanışamadığı kişilerdendi. Hani evlenelim demişti bu herif işte böyle bir laf edilmiş şimdi modern zaman ilişkisine evrilmişti. Gece güvensizlik hissetmiyordu mevzu asla o değildi ama Kemal onu herkese takdim etsin ve herkes de onu çok sevsin, hemencecik kabul etsin istiyordu. Gerçek bir aile özlemi ağırlaşıyordu bu durumda.
“Kim için dedi bunu?”
“Bir arkadaşım var yanımda dedim.” Kapı çalınca kesildi sözü burada. Kemal kapıya gitti, Gece iki iğrenç yudum daha aldı. Elinde eczane poşeti ile geri döndü Kemal. Gece’nin yanına oturdu. Poşetten mide ilacı ile iki tane gebelik testi çıkardı. Testleri orta sehpaya koydu. İlaçtan bir kapsül alıp bol su ile yutturdu Gece’ye.
“Bunları da çayını içtikten sonra yap olur mu? İki tane aldım ki biri yanılırsa diğeri sağlaması olsun.”
“İkisi farklı şeyleri söylerse ne olacak?”
Kemal yüzünü buruşturdu. Üç tane almış olmalıydım diye düşündü. Üçüncüsü sağlaması olurdu.
“Sen Gizem Abla’ya boşa inanıyorsun. Bir kere benim adetlerim hep gecikir.”
“Doğum kontrol ilacı kullanırken adet gecikmez Gece.”
“Kaç kez kullandın acaba? İlk ay olduğu için bence ilacın da etkisini bilemiyoruz. Belki benim vücudum bu hormonu sevmedi. Eczacı tahlil mi yapıp ilaç verdi sanki?” Gece hayıflanarak iki iğrenç yudum daha içti. “Hem bu kadar korktuğunu belli edersen varsa bile geri kaçar!”
Kemal belli belirsiz gülümserken beklediği telefon geldi. Flaşı patlatan muhabirin ismini biliyordu. Fotoğrafları basmayacaktı ancak Yakup Bey’e satılmıştı fotoğraflar. Teşekkür edip kapattı telefonu Kemal. “Çayını iç, babamla konuşup geliyorum,” diyerek ayaklandı Kemal. Gece çayından içmeyi sürdürürken balkona çıkan Kemal’i izliyordu. Kemal gezinerek babasına bir şeyler anlatıyordu. İki testi de alıp çayı bırakıp banyoya geçti. İkisine birden idrarından damlattı. Testleri klozet kapağının üzerine bırakıp ellerini yıkadı. Dağılmış saçlarını topladı. Testleri almak için eğildiğinde ikisinde de iki çizgi vardı. Çöpe attığı kutuların içindeki açıklama yazısını tekrar okumak için çöpü deşeledi. Diz çöküp açıklamayı tekrar okudu. Çift çizgi pozitif. Test çubuklarını aldı panik içinde içeri döndü. Kemal balkonda gezinerek babası ile konuşmaya devam ederken elinde çubuklarla duran Gece’ye takıldı gözü. Gece çubukların ön yüzünü Kemal’e gösterdi. Kemal donup kaldı. Altay’ın sesi duyuldu öte yandan.
“Kemal orada mısın?”
“Baba sonra yeniden arayayım.”
“Ne oldu bir sorun mu var?”
“Gece hamile sanırım baba.”
Altay’ın da sesi kesildi. Çocuk haberinin değişim gücünü çok iyi biliyordu. Kemal telefonu kapattı, sürgülü kapıyı açıp içeri geçti. Testleri eline aldı. İkisi birden aynı şeyi gösteriyordu. “Ne olacak şimdi Gece?” Onuncu hamileliği, on beşinci ilişkisi değildi ki bu nereden bilecekti Gece ne olacak? İki seçenek vardı ya doğacak ya doğmayacak. İki seçenek daha vardı. Ya evlilik birliği içinde doğacak ya da evlilik dışı bir çocuk olacak.
“Bu kesin sonuç mu acaba? Kime sorsak bilir?” Dudaklarını büktü Gece Kemal’in sorusu karşılığında. “Annem bilir. Dört çocuk. Annem olmaz. Annem bilirse çok karışır her şey.”
“Ne karışır Kemal?”
“Her şey işte.”
Bunu da İrfan dedesi bilemezdi herhalde. Testleri orta sehpaya bırakıp berjere yerleşti ve arama motoruna hamilelik testleri güvenilir midir diye yazdı. Gece de kalktığı koltuğun köşesine geçti yeniden. Endişeyle Kemal’in haline bakıyordu.
“Neye bakıyorsun Kemal?”
“Testler güvenilir mi diye?”
“Hastaneye gidebiliriz.”
“Evet yaparız onu zaten de dur bir Gece.”
“Neden bu kadar korktun?”
“Korkmadım balım şaşırdım. Beklediğimiz bir şey değildi.”
“Kesinlikle değildi ama felaket haberi de değil. Kemal, sen annen baban beni kabul etmez diye korkuyorsun değil mi? Hadi itiraf et.” Kemal, telefon ekranından başını kaldırdı. “Hep onlarla benden uzaklaşıp konuşuyorsun. Haricinde herkesle yanımda konuşuyorsun. Telefonun uçak modunda çok uzun süre kalıyor. Basından saklıyorum seni diyorsun ama herkesten saklıyorsun. Gizlenen her şey ya ayıptır ya yasaktır. Hangisiyim ben?”
“Ne alakası var Gece lütfen böyle düşünme.” Kemal kalkıp onun yanına oturdu. Başından tutup kendine çekti öptü başından. “Canımın içi, sadece bazı durumlar var o yüzden. Sen ayıp da yasak da değilsin.”
“Bana o durumları anlatmalısın bence. Üstünkörü de olsa… Ben kürtaj olurum istemezsen. Beklediğimiz bir şey değildi sonuçta. Sonra ileride ilişkimiz rayına girdiğinde bir bebek daha doğururum zaten. Evlenirsek yani. Ama bana o durumları anlatmalısın.”
Kemal, sessizce çalan ekrandaki ışığı ile kendisini gösteren telefonuna uzantı. Altay geri arıyordu. Kemal aramayı açtı bu defa Gece’nin yanında.
“Efendim baba!”
“Merakta bırakma Kemal, neymiş, hamilelik de nereden çıktı?”
“Güvenilir bir klinik var mı bildiğin?”
“Annenin gittiği var. Seni oyuna getirdi bu kız Kemal ben sana diyeyim. Hamilelikle mecbur tutacak. Ayrıldım sanıyor diyorsun ama oğlum ayrılsan bir yerde haberi olmaz mı buna da mı aklı çalışmıyor? Resmen sinsice sızmaya çalışıyor hayatımıza. Sen kaybetmek istenilecek bir erkek değilsin Kemal.”
“Baba bana kliniği akşam saatlerinde ayarlar mısın? Gece’nin yanında olmak istiyorum.”
“Kürtaj için mi?”
“Evet baba!”
“Haber bekle, tamam.”
Kapattı telefonu Kemal. Sarıldı Gece’ye. “Bak!” dedi. “Babam seni biliyor yetmiyor hamile olduğunu da biliyor.” Saçlarını okşarken Gece geri çekildi.
“Torunu olacağı için sevinçten uçmadı herhalde.”
“Uçmadı. Seni tanıdığında uçmadığı için üzülecektir balım. Tüh diyecektir bu güzelim kıza mı razı olmamış zalim kalbim? Halledeceğiz canım, tamam mı, her şey dile gelmiyor belki ama senin tarafından anlaşıldığı hali ile o kadar da imkânsız değil.”
O kadar da imkânsız olmayan şey Kemal ile Gece arasındaki uçurumdu oysa.
Aynı günün akşamı Altay’ın belirlediği kliniğe polikliniğin bittiği saatte vardılar. Gece kürtaj olacak olmanın korkusunu taşıyordu. Kemal ise durumun vahametinden ötürü en çok kendisine kızgındı. Durumun mesuliyeti üzerindeydi. Yaşanacak kıyımın mesuliyetini bir başına taşıyormuş gibiydi. Yaşça olgun bir doğum doktoruydu. Önce muayeneye almak istedi Gece’yi, kürtaj için tahliller yapacak ertesi gün için randevu verecekti. Öncelikli plan bu şekliyle olsa da doktor planları değiştirecek bir açıklama yaptı. Gece’nin rahminde yapışıklıklar vardı müdahale ile de tedavisi mümkün görünmüyordu. Şu anki hamilelik hayatı boyunca anneliği için son şansı olabilirdi. Anne olmak aklını dolduran bir fikir değildi Gece’nin fakat bu haber onu korkuttu. Bir gün mutlaka bir çocuğu olsun istediğinde hayatının şansını kendi eliyle kaybettiği için bin pişman olabilirdi.
Dönüş yolunda kürtaj kararının o kadar da kolay verilebilir bir karar olmadığının farkında sessizlik vardı aralarında. Söylenecek her söz aralarında büyük bir kıvılcımın başlangıcı olabilirdi. Suskunluk aralarında anlaşılmaz bir gerginliğe dönüştü. Asansörde iki yabancı komşu gibi birbirleri ile göz göze gelmeyerek kata çıktılar. Kapıyı Kemal açtı, Gece önden girsin diye ona yol verdi. Gece montunu çıkarıp vestiyere astı, çantasını da oraya koydu. Yorgun olduğunu söyleyerek yatağa gitti. Yatağa girdiğinde gözlerinden sıcak sıcak yaşlar akıyordu. Kemal balkona çıktı ilk defa tek başına sigara yaktı. Babasını aradı. Onun telefonunu bekliyor gibiydi babası da. “Ben annene anlattım Kemal, daha fazla gizli tutamadım ondan. Üzüldü elbette yani bunca zaman bir başka kadınla diğeri ile evlilik vaadi içerisinde… Kemal’e böyle bir hayatı layık bulmazdım dedi. Ne yaptınız? Bebek işi halloldu mu?”
“Kürtaj için en erken yarın için yapabileceğini söyledi doktor.”
“Kürtajdan sonra bu işi bir yoluna koyalım Kemal. Müdahil olmak istemiyorum fakat tek başına bocalıyorsun sanki. Hatalar hataları doğurur. Hayat tecrübemle söylüyorum bunları sana.”
“Annem yanında ise görüşebilir miyim?”
Altay, yan koltuğunda meraklı gözlerle ona bakan Öykü’ye uzattı telefonu. Kadının ruh hali kötüydü. Ona düşman olmuş Deniz, sandığından uzak mutsuz bir hayat süren Kemal… çocuklar ufakken dizinin dibinde oturuyorlardı ve hayatta sadece kendi sorunları vardı. Şimdi her birinin ayrı ayrı mücadelesi ve sıkıntıları vardı.
“Kemalcim…” diyerek telefonu aldı Öykü.
“Anne, merhaba. Nasılsın?”
“Merhaba canım. İyi olmaya çalışıyorum. Öğrendiklerim üzdü beni. Kim bu kız? Ne kadar ciddisin? Ne hissediyorsun ve neden babana bahsederken benden gizledin?”
“Durumdan ötürü. Nişanı bozmadıkça senin hoşuna gitmeyecekti. Senin için yeteri kadar mevzu var zaten. Deniz’den ötürü. Anne sana bir şey anlatmak istiyordum. Gece bugün klinikte muayene olurken kürtaj gibi bir müdahalenin Gece’ye uygun olmadığını söyledi doktor. Düşük için ilaç da verse sonuç değişmeyecekmiş.”
“İsmi Gece mi?”
“Gece. Bir daha anne olma ihtimalin yok dedi. Enfeksiyon dedi. Yapışıklık dedi. Bir sürü şey söyledi. Anladığım kadarıyla anlatıyorum. Doktorun güvenilir olduğunu söylediğiniz için bir başka görüşe şimdilik ihtiyaç da duymuyorum ancak biz bu bebeğin kürtaj ile hayatına son verirsek benim bir daha çocuğum olmayabilir. Babam sanıyor ki eninde sonunda Gece’den ayrılıp Nesli ile evleneceğim fakat o iş öyle değil anne. Yani Gece’yi seviyorum. Üstelik tanısan sen de seversin. Cıvıl cıvıl bir kız.”
“Ben Nesli’yi de seviyorum Kemalcim.”
“Ben sevmiyorum anne. Zerre tutku yok içimde ona karşı. Evet Nesli güzel bir kız. Aklı başında, olgun, iyi bir aile tarafından yetiştirilmiş. Fakat her şeyin görüntü olduğu bir yaşam felsefesi var. Kılığı kıyafeti, seçimleri, hayatının dört duvardı. Gece doğal. Kendisi gibi. Bir de bu gönül kafasına göre seçim yapıyor. Benim gönlüm bir türlü doğru kararı verip de emin olamadı Nesli’den. Gece’den eminim anne. Babamdan destek istedikçe bizi Yakup Bey’e daha da mecbur kıldı. Benim Nesli’den ayrıldığımı zannediyor Gece. Güveniyor da bana. Bir gün evleneceğimizi düşünüyor. Yeni bir ilişki diye zamana bıraktığımızı düşünüyor. Normal olan da bu değil mi? Hepinizi merak ediyor. Bilhassa seni. Fotoğraflarından görüyor ya bir de sana düşkün olduğumu bildiğinden. Anne bana yardım eder misin? Ben bu bebeğin hayatına son verme kararı veremem. Gece’den bunu isteyemem. Evlenelim. Onunla olayım. Bizim bebeğimiz olsun. Başka da olmasın. Bir çocuk da yeter bana. Gece olsun yeter çünkü.”
Öykü’nün dinlerken boğazında bir yumru, yüreğinin ortasında bir acı oluştu. Kemal’e hamile olduğu zamanlardaki yalnızlığı düştü aklına. Buhranı, mücadelesi. “O kadar mı?” dedi oğlunun sözlerinden etkilenerek. Altay onlar konuşurken huzursuzlanıp ayaklandı, evin içinde turlamaya çalıştı.
“O kadar. Babamla bu şekilde konuşsam da o sakince kendi bildiğini okumaya devam ediyor. Babamın kararlılığını değiştirmek çok zor. Ben de onun oğluyum oysa neden onun kadar kararlı değilim?” Sitem dolu bir soruydu Kemal’inki. Öykü, Altay ile konuşacağını söyledi. Kemal’in canının ne kadar sıkkın olduğu sesinden belliydi. Yarın sabah İrfan kahvaltıya gelecek sonra da kızları alıp gidecekti. İsterse Kemal de gelirdi ailecek zaman geçirmek iyi gelirdi hem ona da. Kemal bakarız dedi. Telefonu kapattığında söndürdü sigarayı. Şimdi daha iyi hissetmiyordu ancak kararlılığını arttırmıştı bu telefon konuşması. İçeri girdi. Işıkları söndürüp yatak odasına geçti. Üzerini değiştirdi, uyumuş gibi görünen Gece’nin yanına yatağa girdi. Genç kadın sırtı dönük uyumazdı ona, genelde sarılıp, göğsüne, omzuna başını yaslar, sokulurdu. Bu defa sırtı dönüktü. Sevdiği kadının omzuna dokundu.
“Sevgilim?” diye seslendi. “Uyudun mu?” Gece gözyaşlarını sildi. Ağladığını belli etmek istemiyordu. “Uyumadığını biliyorum ama. Baksana bana Gece, hadi dön yüzünü balım.” Omuzlarından tutup yüzünü çevirdi. Ağladığını karanlık odaya gizledi. Kemal fark etmedi. “Yarın annemlerle tanışmaya götüreyim seni.” Annesinin Gece’yi tanıdığında babasının fikrini de etkileyeceğini biliyordu. Bir şekilde bu işi hali yoluna koymanın çaresine bakacaklardı. Elif ile Eylül çenesini tutamaz ise de artık korkmanın kaçınmanın bir anlamı yoktu. Anlatırdı Gece’ye, neden ayrılamadığını, şartlarını. Gece anlayışsız ve gereksiz kaprisli bir kız değildi. Anlardı. “Olur mu Gece?”
“Haberleri var mı?”
“Yok. Daha fazla haberleri olmasını beklemek istemiyorum. Onların müsait göreceği zamanı da beklemek istemiyorum. Bu bebeği birlikte yaptık Gece. En çok da ben yaptım sanki ha…” Gece, tıkanık burnunu çekerek güldü. “Ağladın mı sen?” Cevapsız kaldı sorusu. Kemal, genç kadının yüzünü okşayarak onu teselli etmeyi sürdürdü.
“Ağlamadım,” diye yalan söyledi Gece.
“Yalancı çoban.” Yanağından makas aldı. Gece’nin ondan makas almasını bekledi. Karşılık gelmedi. Ağlamıştı. Üzülmüştü. “Bana da baba olmak için bu son şansın dediler Gece. Aynı hisleri yaşadım. Yemin ederim. Ben bir başkasından çocuğum olsun istemem ki. Sensin benim hayatımı dolduran kadın. Seninle olsun istiyorum her şey. Eğer tek şansımız bu bebekse ona gözümüz gibi bakalım ne yapalım?”
“Nasıl yapacağız onu?” Merakla sordu Gece. Yeniden burnunu çekerken biraz toparlandı hisleri.
“Şöyle yapacağız balım, evleneceğiz. Annemle babamla konuşacağız. Seni görmeleri bazı şeyleri değiştirecek. Şu an onların zihninde başka birisin gördüklerinde bambaşka olacaksın. Deniz çok seviyor seni. Ne zaman konuşsak sorar seni? Daha bugün mesaj atmış Gece’nin midesi nasıl oldu diye. Onlar da sevecek. Beklenmedik bir hamilelik. Ama ben de öyle bir hamilelikten doğmuşum. Çok sevdi annem beni. Sen de onu seveceksin. Ben de annemi çok sevdim. O da seni sevecek.”
“Korkuyorum Kemal.” Bu defa gizlenemedi Gece. Kapandı tek tesellisi adamın göğsüne ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya koyuldu.