18

1465 Kelimeler
Kemal, vestiyerden montunu alırken yakaladı Gece. Gece dinlemedi onu kapıyı açıp apar topar çıktı. Kemal de onu takip etti. “Buradan gidemezsin,” dedi. “Vesayet yok, durur musun?” “Durmayacağım ve asla da seninle gitmeyeceğim. Bana buraya anneme sövsünler beni seni söğüşleyen kız muamelesi yapsınlar diye getirmişsin. İnsan önden konuşma yapar der ki ben seni kandırdım kızım, çünkü yemedi ayrılamadım nişanlımdan, hatta geç kaldığım akşamlar onun yanındaydı, seni öptüğüm dudaklarımla onu da öpüyordum, sonra silmeden gelip seni öpüyordum. En azından bilseydim. Seçme hakkım olsaydı. Kendi adıma gururu mu aşkı mı tercih edeceğim diye düşünme fırsatı? Burada öğrensin dedin öğrensin ve bitsin. Sen de kurtul ben de. Ben bunu hak etmedim. Sana karşı her zaman dürüst olmuşken bunu hak etmedim.” “Hak etmedin evet, babamın sözlerini hak etmedin evet ama böyle konuşamazsın onunla.” “Neden? Sen demedin mi babam benim ayıbım, utancım. Ne hakla bana laf söylüyor? Annem orospuymuş. Kendisi ne? Katil! Kaçakçı! Değil mi? Ne sanıyor kendini? Parası var diye bana sövme hakkı var da benim ona niye yok?” “Kendine gel Gece o benim babam.” “Hayat kadını da benim annem! Peşimden gelme istemiyorum seni de cehennemin dibine git Kemal. Asla görmek istemiyorum seni.” “Geri zekalı mısın Gece? Bekle taksi çağırayım. Bekle Gece.” Yürüyordu hırsla. Geri döndü Kemal, dedesine seslendi. Gidip Gece’yi alıp eve bırakabilir mi diye? Gece’nin onunla yaşadığı evden başka evi yoktu çünkü. İrfan ardından çıktı. Öykü ile Altay aynı yerde oturuyorlardı. Onların yanına geçti. “Sağ ol baba,” dedi. “Affetmezse beni ben de seni affetmeyeceğim.” “Öykü şu salak oğluna söyler misin? O kızın onu affetmekten başka çaresi yok. Başına talih kuşu konmuş, kuşu kesip yiyecek kadar salak değil.” *** İrfan, altı yaşındaki ford marka arası ile yolun kenarından hırsla yürüyen Gece’nin yanında yavaşladı. Arabanın camından başını uzattı. “Şşt güzelim, turlayalım mı?” dedi. Gece ağlıyordu. Adamın bu yavan şakasına ağlarken güldü. Frene basıp durdu İrfan. “Gel hadi,” dedi. “Araç bulamazsın burada, seni bana götüreyim.” Gidecek yeri yok diye Kemal’in dedesine gidecek değildi. Gizem’e gidebilirdi. Geçip ön koltuğa oturdu. Çantasından kağıt mendil arayıp çıkardı. İrfan onun omzunu sıktı. Başladı anlatmaya. Kemal çok iyi çocuktu. Oğlunu kaybettikten sonra onun çocuklarına kol kanat germeyi görevi bilmişti ama Kemal’i de tuhaf biçimde onun çocuklarından daha çok sevmişti. Kemal de ona düşkündü belki ondan. Kimseyi kırmamak için hep arada kalması onun en önemli özelliğiydi. Nişanlısından ayrılmadığını söylese Gece ile yaşayacaklarına hazır değildi besbelli ki bir yalan ile düzen tutturmuştu. Gece ise evlilik dışı hamileliği kabullenmezken bir de nişanlı bir adamdan hamile kalmış olmayı mı kabullenecekti? İnsanlar ağzını doldura doldura annesine hayat kadını diyordu. Gece onun gibi olmamak için nelere katlanmıştı ama şimdi pek de bir farkı kalmamıştı. Nişanlı bir adamın çocuğunu doğurunca gayri meşru olmaktan kurtarabilecek miydi onu? İrfan’a göre ise bakış açısını değiştirmeliydi. “Bakış açımı değiştirirsem iş daha kötü. Hani kendi ayaklarının üzerinde duracaktın der o zaman iç sesim. Bir adamın peşinde kendi değerini azaltmak değil de bu ne der? Bana dün dediler ki anne olmak için son şansın çünkü senin bazı hastalıkların var. İlk kez öğrendim. Hamile olduğumu öğrendiğim an. Kemal benden çok yıkıldı. Çünkü bu oyunu sürdürme planı vardı. Nişanlılık yalanı ile işlerini rayında götürecekti. Karaktersizlik bu. Kimseyi kırmamak duruşunu bu kadar eğri tutmak demek değil. Yok. Ben bunu kabul edemem zaten. Ne pahasına olursa olsun Kemal ile devam edemem. Kendime saygımı yitirmek olur bu. Ben yalnızdım bu dünyada ta en baştan beri böyle de devam edebilirim. Yaparım. Güçlü bir kızımdır bakmayın ağladığıma. Yaşadıklarımın şokuna. Ayrıca Deniz ne kadar da haklıymış. Nefret ediyor ondan. Hem de üvey babası olmasından daha geçerli sebeplerle. Deniz’i anlıyorum. Çok iyi anlıyorum. Kemal’i kurtarmak istiyor bu omurgasız düzeninden. Çünkü abisi. Çünkü seviyor ve vazgeçemiyor. Siz peki? Siz neden bu saçma sapan insanların içindesiniz? Bu Altay denen adam çok çok kötü biri.” “Değildir. İyi de değildir ama herkesin özündeki iyilik ve kötülük kadar işte güzel kızım. Ayrıca şu an düşündüğün kadar kötü düşünmeyeceksin ertesi güne. Fevri kararlar alma. Gel seni bana götüreyim dinlen biraz, konuşuruz. Ben insanlar için ideal sohbet arkadaşıyımdır. Genelde torunlarım severler beni.” Biliyordu Gece torunları tarafından sevilen bir adam olduğunu. İstemedi. Onu ağlatan Kemal’di avutan Kemal’in etrafındakiler. Gizem’in adresine bıraksın istedi ısrarla. Sonra o evde olmayınca masaj salonuna kadar yürüdü. Orada da olmadığını öğrenince sokakta kaldı. Evini boşaltmıştı. Eşyaları birilerine vermişlerdi ve şu an dımdızlak ortadaydı. İrfan’ın teklifini kabul etse… Deniz’i aramayı düşündü. Telefonunu çıkardığında yakınına kadar gelen bir adam ona saati sordu. Telefonunu çıkarmışken saati söyledi derken yabancı adamla göz göze geldi. “Uzatmayalım,” dedi adam. “Seni Kemal Abimin etrafında görmeyeceğim.” Fark etti ki Gece adamın elinde bir bıçak vardı ve ona doğru tutuyordu. “Kimsin be sen? Ne yapacaksın beni mi öldüreceksin?” diye dayılandı. Sağdan soldan geçenlere seslendi. “Bakın beni öldürecekmiş duyuyor musunuz?” Gözü kara yabancı adam elindeki bıçağı Gece’nin karnına doğru sapladı. Tam üç kere o bıçağı çıkarıp geri soktu. Bıçağı orada bırakan cani koşarak uzaklaştı ve emri aldığı yeri aradı. “Abi,” dedi. “Kadın dayılanınca panikleyip soktum bıçağı.” “Ne diyorsun ulan sen? Korkut dedik gebert değil!” *** Kemal ile Deniz hastane koridorunda yan yana oturuyordu. Öykü koridorda tek eli belinde dolaşıyordu. Deniz abisinin kulağına Gece’yi bunu yapanın Altay olduğunu söylüyordu. Karşı çıktı, ağır laflar etti, mevzudan huzursuzdu diyen Kemal’in söylediklerinin altını dolduruyordu. Kemal’e haber geldiğinde de hiç bozmamıştı istifini. Kemal’e haberi veren Gizem’di. Öğle paydosuna çıkmış iş yerine dönerken görmüştü Gece’yi yerde kanlar içinde. Ambulansa haber verenler olmuştu elbette ama insanlar film seyreder gibi seyrediyorlardı onu. Gizem üstü başı kan içinde tek başına iki erkek kardeşin karşısındaydı. “Annem de babamdan şüpheleniyor bence. Çok gergin baksana.” Kemal bir annesine, bir Gizem’in üzerindeki kana bakıyordu. Yumruklarını sıkıp dudak içlerini kemiriyordu. Kemal’in telefonu çaldı o esnada. Telefonun ekranındaki numara Gece’nin bu hale gelmesine sebep olan adamın bulunduğunu haber verecek emniyet bağlantılı birine aitti. Telefona cevap verdi. Adam bulunmuştu. Beni biri tuttu adını söylemedi, elime biraz para verdi, gidip şu kadını bıçakla dedi ben de yaptım demişti. Kemal eğer isim verilirse mutlaka haber vermelerini istedi. Telefonu kapattı. Deniz ben demiştim der gibi bakıyordu. “Göstersinler babanın fotoğrafını tanımıyorum diyecek çünkü aracı ile halletti işini ama ben eminim Kemal.” Kemal emin değildi. Buna da inanmak istemiyordu. Kemal’in sevdiği kadına, çocuğunu taşıyan kadına bu kadar zalim olabileceğine inanmıyordu babasının. Yüzünü ovuşturarak derin bir nefes aldı. “Bu kadar uzun mu sürmeli?” dedi ayağa kalkarken. Herkesin bakışları ona çevrildi. Deniz abisi ile ilgisiz bir halde annesine doğru seslendi. “Kocanız beyefendi bir gün benim için de kiralık katil tutarsa şaşırmayınız matmazel.” “Saçma sapan konuşma Deniz!” Annesinin dudak hareketlerini tekrar ederek yüzünü buruşturdu. Kemal de Öykü gibi koridoru turlarken Öykü önüne geçti. “Sakin ol biraz,” dedi. “Bebeğin öldüğünü öğrendiği an beni bir daha affetmez. Umudum vardı ama asla affetmez.” “Seviyorsa affedecektir.” “Sevse de affetmeyecek anne. Ona çok büyük bir acı verdim. Çok büyük.” “Sakin ol Kemal, böyle yaparak düzelmeyecek hiçbir şey bir haber gelsin dur bakalım.” Ameliyathanenin kapısı o anda açıldı. Doktor kime bilgi verecekti. Hasta yakını kimdi? Kemal’i gördü, tanıyordu doktor onu. “Hasta benim kız arkadaşım,” dedi Kemal. “Bebek benimdi.” “Üzgünüm. Bebeği kaybettiniz. Jinekolog arkadaştan detaylı bilgi alabilirsiniz ama hastanın rahim yapışıklığı sorunu varmış kürtaj sonrası bazı komplikasyonlar da oluşabilir bu anlamda fakat benim ameliyatım sorunsuzdu. Jinekolog arkadaşın odası iki kat aşağıda Kemal Bey, eşlik ederseniz bana…” “Ben burada Gece’yi bekleyeyim anne sen görüşür müsün doktorla?” Öykü doktora eşlik ederken Kemal koridorda bekliyordu. Birazdan Kemal’in Gece’den bir daha çocuğu olmayacağını öğrenecek olan oydu. Az çok tahmin de ediyordu bunu. Gece bir daha anne olamayacaktı ve ondan bunu çalanların tek mazereti Kemal’di. Etrafta olayı görenler Kemal’in ismini duyduklarını söylemişlerdi. Gizem olay yerine geldi Kemal’den uzak dur diye tehdit edildi demişlerdi. Kemal’den uzak dur! Ne acı bir tehditti. Öykü bir kadın olarak koruyamadığı hemcinsi herhangi biri için üzgün döndü yukarı. Kemal ameliyathaneden çıkan Gece’nin peşinden yoğunbakım ünitesine çıkmıştı. Deniz’in yanına geçti Öykü de. “Bir daha bebeği olması imkansızmış. Bunun bile mucize olduğunu söyledi doktor. Tüp bebek falan diye sordum ama rahminin açılması imkansız görünüyor dedi. Şayet adet görmeye devam ederse belki yeni bir hamilelik mümkün olabilir ama onu da bu rahimle taşıyamaz dedi. Çok acı. Dört tane çocuk doğurmuş bir kadın olarak her birinize iyi ki derken çok üzüldüm. Kızcağız bunu hak etmedi.” “Kocana söyle anneciğim, kızı ben bıçaklatmadım.” Oğlunun bileğinden tutup sıktı Öykü. “Şu düşmanlığın gözlerini de kör ediyor Deniz. Altay böyle bir kötülüğü oğluna yapar mı hiç?” “Onun yapabileceği kötülüklerin sınırı olmadığını ben bile biliyorum. Bile diyorum çünkü ben düşman tarafından sesleniyorum. Siz dost tarafından. Zavallı siz.” Öykü ile Gizem hastaneden ayrılırken Deniz abisine destek belki de tamamen Gece’yi merakından kaldı hastanede.  
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE