38

1193 Kelimeler
Emre ile Ece’nin banyolarını yaptırıp pijamalarını giydirirlerken asıl rol ondaydı bu defa. Öykü sadece yardımcı. Emre debelenip de çoraplarını çıkardıkça tekrar giydiriyor ama daha sıkı olanları giydirmeyi akıl edemiyordu. Öykü de müdahale etmiyor, Gece’nin debelenmesini izliyordu. Gece ise öyle sabırlı ve şefkatliydi ki her ikisine karşı da onlara yumuşacık dokunuyor, sürekli sevgi dolu sözler ediyor, her koşulda temas ederek duruyordu. Bunu yaparken de ikisinin birden üzerine doğru eğiliyor, nefesler, sıcaklıkları birbirine karışıyordu. Alt değiştirme masasının üzerinde bu çabadayken bir anda irkilerek toparlandı Gece. Fena bir şey olmuştu sanki. Öykü ondan duyacağı herhangi bir kötü habere odaklanmış gibiydi. Mesela karnına sancı girmiş olabilirdi. Midesi bulanmış olabilirdi. Birden başı ağrımaya başlamış olabilirdi. Hiçbiri değildi. “Öykü Hanım bir şey söyleyeceğim ve size çok saçma gelecek ama…” Öykü, kaşları havada pür dikkat Gece’nin gözlerinin içine bakıyordu. “Bakın…” Öykü’nün elini bileğinden tutup siyah bluzunun göğüs kısmına koydu. “Bu ikinci kez oldu.” “Islak gibi…” “Bir uzman ile görüşüyordum ben evlat edinirsem bana emzirmemin mümkün olduğunu söylemişti. Biraz nasıl olacağından da bahsetmişti. Yani doğurmasak bile süt üretimi sağlayabiliyormuş vücut. Aslında bilimsel olarak erkeklerde bile olabiliyormuş ama… O çok zormuş. Ama mesela sizde de olabilirmiş. Yıllar sonra torunlarınıza büyük bir sevgi ile bakarken falan.” “Evet…” dedi hayretler içinde Öykü. “Böyle bir şey olduğunu biliyorum. Gelsene bir Gece.” “Nereye?” Gündüz uyuduğu sallanan koltuğa oturttu Gece’yi Öykü. Odanın kapısını kontrol etti, kapatıp içeriden kilitledi. Ece’yi oyun alanına bıraktı ve Emreyi kucakladı.            “Deneyeceğiz.”            “Nasıl?”            “Şayet sütün geliyorsa Emre hala aranıyor zaten belki de tutacak ve emecek. O emdikçe onu doyuracak kadar sütün gelmeye başlar. Yani başlangıçta az ama sonra daha çok daha çok.”            “Ama bu olur mu?”            “Müsaade et bana… Ben senin de annen sayılırım. Çekinme benden. Hem ben var ya Kemal’i yurt dışında sokakta, çarşıda, otobüste her yerde emzirirdim. Meme ayıp bir yerimiz değil. Mememiz. Çocuklarımıza süt verdiğimiz bir uzuv. Elimiz gibi. Hı, erkekler sevişirken memelerimizi kendilerine mal ediyor olabilirler ama aslında onları emzirelim diye vermiş tanrı bize.”            Gece, bu kadının açık sözlü tutumu karşısında yaşadığı şoku sindirmeye çalışırken onun memesini açmasına da karşı koyamadı. Bir ara utanıp avuç içiyle meme ucunu kapattı ama Öykü çok sürmeden Emre’yi açtığı meme ucuna doğru yaklaştırdı. Her seferinde giysiyi ıslatan sevgi dolu meme oydu. Emre, debeleniyor ancak memeye doğru ağzını çevirmiyordu.            “Müsaade et bana Gece.” Öykü, avuç içinde şefkatle yoğururken Gece’nin memesini, Gece huzursuz kaçınmaya çalıştı. “Senin yüreğinde öyle büyük bir annelik ateşi var ki Gece, tüm kalbimle inanıyorum sen bu bebekleri benden bile daha büyük bir sevgiyle seviyorsun. Gözlerin doluyor gözlerine bakarken. Her zerrelerini inceliyorsun. Sürekli kokluyorsun.”            “Ve artık onlar olmadan nasıl uyurum bilmiyorum.”            Öykü, kalbi acıyla dolu gülümsemeye çalıştı. Gece’nin meme ucundan bir damla sulu bir sıvı kendini gösterirken. “Kolunu şöyle altına koy, biraz kokuna alıştıralım. Dur hatta geliyorum hemen.” Öykü toparlanıp aranmaya başladı. Birazdan elinde Nesli’nin fuları küçük bebeğin yanına diz çöktü, fuları Gece’nin koynuna doğru soktu. “Güvendiği tek koku burada çünkü. Aradığı o. Biz değiliz. Ve anneler çocukları bu kadar küçükken kendileri kaç yaşında olurlarsa olsun ölmek için çok gençtirler.            “Bu tarafa bakmıyor bile?”            “Sabırlı ol Gece, tut bak elini. Bugün olmasa yarın. Yarın olmasa sonraki gün. Sen tut elini.” Gece, Emre’nin minik elini tuttu hafif hafif okşarken ilk kez birinin yanında sokulup öptü onu. Gözlerinden birer ikişer yaşlar düşmeye başladı. Öykü ondan tarafa bakamadı. Gece’nin eksikliği onun eksikliği oldu, yaşadığı kayıp onun, tüm acı damarlarında zonkluyordu. Bu kız mutluluğu hak ediyordu. “Hadi benim bebeğim, hadi…” diyerek torununu Gece’nin memesine doğru yönlendirdi ama Emre ısrarcı, dik bir tutumla reddetti emmeyi, sonunda da ağlamaya başladı. Küçük bebeğin ağlamasına dayanamayan Gece, üstünü başını toparladı ve bebeği kucağına alıp sakinleştirmeye çalıştı.            “Israr etmeyelim Öykü Hanım. Ağlattık işte!” Şşt pştlerle odanın içinde dolanmaya başladı. Nesli’nin fuları, üzerini toparlarken yakasından içeri sıkışıvermişti. Bir ucu dışarı sarkıyordu.  Öykü kaçar gibi çıktı odadan. Kapıyı ardından kapattı, banyoya yöneldi derken merdivenlerin başında oğlu ile karşılaştı. Annesi ağlıyordu. Kemal, İrfan’ın ölümünün ardından annesinin gizli gizli ağlayacağını biliyordu. Yaklaştı kadına, sarıldı.              “Alışırız annecim,” dedi. “Buna da mutlaka alışırız.”            Öykü, burnunu çekerek geriye doğru bir adım attı. Fısıldayarak: “Gece’nin sütü geliyor.”            “Sütü mü?”            “Memesinden süt geliyor. O kadar çok seviyor ki onları. Hormonları, duyguları, her yanı darmadağın kızın. Memesinden süt geliyor. Tüm kadınlık, annelik hormonları ayağa kalkmış durumda. Birileri bitti bu oyun bu çocukların annesi geri geldi dese, ölür, yaşayamaz.”            “Keşke anneleri geri gelse, Gece için elimden geleni yaparım, onu yaşatırım.” Kemal annesini orada bırakacakken Öykü tutuverdi kolundan.            “Kemal, Emre onun memesini tutarsa emer. Denedim ama yapmadı. Emerse süt devam eder. Emre’ye süt anne olabilir. Bu bir mucize değil belki ama şahane bir şey. Ece için geç kaldık mı bilmiyorum ama Emre en azından altı ay kadar anne sütü alabilmiş olsa... O kızın bebeğini Yakup Bey aldı elinden. Anne olma heyecanını da. Yardım edeyim emzirsin Emre’yi.” Başını salladı Kemal. “Sen sakın bir şey söyleme ama utanır. Ağladı bir de biraz oyalan öyle git yanına.”            Kemal, rotasını ikinci katın balkonuna çevirdi. Babasının sınırlarındaki koca araziye doğru bir süre seyre daldı. Zaman tanıdı Gece’ye toparlasın, toparlansın. Sanki bu bir beş dakika ile olabilecekmiş gibi. ***            O gece, uykusunda koklayarak uyumaya çalıştı Gece. O kadar doluydu ki kalbi onlarla, birileri gelip de bu oyun bitti diyecek diye aklı çıkıyordu. Babalarına olan öfkesi bile onlardan bir parça uzak durmasına yetmiyordu genç kadının. Henüz bilmiyordu belki ama bu öfkenin tam kalbinde yatan duygunun adı aşktı. Ne kadar çok seversen o kadar çok hayal kırıklığı yaşıyordun ve Gece, Kemal’in yalanlarından oluşan hayatının akışına bir dur dediği yerde paramparçaydı. Bu defa Öykü’nün desteği ve haberi olmadan Emre’ye memesinin ucunu vermeye çalıştığında Gece, bunun yanlış bir davranış olduğunu, bu çocuğun annesi olmadığını ve asla da olmayacağını söyleyen bir hisle doluydu içi. Emre de zaten onun memesini ağzına almaya tenezzül etmiyor fakat mamayı görünce keyifle karnını doyuruyordu. Ardından da verilen emziği tüm gücüyle emiyordu. Gece, bir taktikle emziği yaklaştırıp memesini uzatmış ve Emre bir süre emzik yerine Gece’nin memesini emmişti. Ancak bu çok kısa bir süreydi ve Gece, Emre onu bıraktığında hayatı boyunca ilk kez terk edilmiş gibi hissetmişti. Bu his öyle yoğun ve öyle keder doluydu ki baş edemeyeceğini geç de olsa anladı. Birileri bu çocuklar senin değil, sen ne kadar içindeki annelik aşkı ile hormonlarını coşturup kupkuru memeni sütlendirmiş olsan da kimse sana o çocukların annesi olma şansını veremez demiş gibi irkildi. Çünkü bu şansı ondan alan, insani bir güçten çok daha öte diye söyledi durdu zihni ona. Sabaha karşı ani değil üzerine çokça düşünülmüş bir kararla bebek odasını Daria’ya emanet etti ve herkesin uykuda olduğu bir saatte evden çıktı. Henüz sabah olunca ve Altay’ın evi şehirden epeyce uzak olunca etrafta sadece başıboş köpeklerin olduğu bir yol boyunca yürüdü.              O yürürken uykusundan uyanan Kemal, çocuklarını ve pek tabii Gece’yi kontrol etmek isteyince Gece’nin yerinde Daria’yı gördü. Emre’nin bezini değiştiren Daira’ya fısıltıyla Gece’yi sorduğunda öğrendi. Gitmişti Gece. Nereye, böyle bir konumdan bu saatte nasıl. Bir saate yakın olduğunu söyleyince Daria, üzerini değiştirmeden, bir şort bir tişört kılığında arabasının anahtarlarını alıp çıktı dışarı. 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE