Hissettiğim şey sadece bir dudak değildi. Çok daha fazlasıydı. Fırtınalar kopuyordu içimde. O fırtınaların etrafındaysa kelebekler uçuyordu...
Nihayet kendime geldiğimde benden izinsiz kapanan gözlerimi açtım ve Damien'i geriye ittim.
"Sen ne-?" Etrafıma baktığımda ağzım bir karış açık kalmıştı.
Odamdaydık!
Bu nasıl oldu? Daha 10 saniye önce sokakta değil miydik?
Bakışlarımı Damien'e çevirdim.
"Bu nasıl oldu?" Dedim hayretle.
"Seni öpmem mi?" Dedi sırıtarak. "İstersen yine öp-"
"Kes! Onu mu soruyorum?! Hem bir dakika onu da soracağım. Sen beni nasıl öpersin ya?! Sen kimsin? Kendini ne zannediyorsun? Beni ne hakla öpersin?" Yatağımda uzanırken sırıtmaya devam ediyordu.
"Ah ne kadar şanslı olduğunu bir bilsen. Yerinde olmak isteyen binlerce kız var kayıp."
"Sağol ben almayayım canım! Bunu nasıl yapa bildin?" Dedim etrafi göstererek. Baya baya odamdaydık!
"Güçlerim sayesinde." Bu büyük bir gelişme, soruma cevap vermişti.
"Sokakta sorduğum sorulara cevap verecek misin?!"
"Hayır."
"Neden?!"
"Hmm...Sherlock Holmes." Dedi komodinin üzerinde duran kitabı eline alarak.
Bu adam beni çok sinirlendiriyordu! Yanına gidip kitabı elinden alıp yere fırlattım.
"Sinirliyiz?"
"Evet sinirliyiz!" Dedim bağırarak.
"Sana bana bağırmaman gerektiğini söylemiştim, yalnış hatırlamıyorsam."
"Neden? Sen Kral mısın?" Dedim bu sefer ben alay ederek. Gülerek geri çekildi.
Bu umursamazlığı beni çileden çıkarıyordu!
"Nasıl bu kadar umursamaz ola biliyorsun ya? Sen benim neler yaşadığımı biliyor musun? Hiç mi vicdanın yok? Ne olur bana bildiklerini anlatsan?" Arka bahçeye doğru açılan cama yakınlaşarak camı açtı. Camdan atlayıp "Bundan daha kötüleri olacak Eleonora. Hazır ol." Dedi ve gitti.
Ne demek bundan daha kötüleri olacak?
Sonunda delireceğim.
Arkasından şaşkınca bakarken telefonum çalmaya başladı. 'Alice' yazısını görünce meraktan çatladıklarını tahmin ediyordum.
"Alo"
"Nerdesin Eleonora? İyi misin? Ne oldu? Bir şey yok değil mi?" Sesi endişeliydi.
"Sakin ol Alice. Hiç bir şey olmadı, merak etme."
"Peki konuştun mu Damien'la?"
"Çok kısa."
"Ne konuştunuz?"
"Yarın buluşsak ben size öyle anlatsam? Çok yorgunum."
"Yarına kadar patlarım ben!...İyi tamam, artık idare edeceğim."
"Hadi görüşürüz."
"Görüşürüz." Telefonu kapatıp yatağımın üzerine attım. Çok uykum vardı ve rüya kraliçesini görmek için sabırsızlanıyordum. Ona sormam gereken o kadar soru vardı ki
.
Hemen pijamalarımı giyinip yatağa yattım. Gözlerim kapanırken aklıma gelen şey Damien'in beni öpmesiydi.
***
Yine aynı güzel mekan...
Huzurlu bir yerdi burası. Rüyada olsam bilse huzurunu hissediyordum.
"Eleonora? Hoş geldin." Dedi Katherine.
"Hoş buldum."
"Nasılsın?"
"Kafası karışık."
"Merak ettiğin soruları sora bilirsin." Dedi gülümseyerek.
"Dün bana gösterdiğiniz rüya için teşekkür ederim."
"Rica ederim."
"Edward...gerçekten hiç bir şey bilmiyor mu?" Diyerek direk konuya girdim.
"Evet. Gerçekten hiç bir şey bilmiyor. Güçleri var ama dediğim gibi çoğu şeyi bilmiyor. "
"Siz tüm bunları nereden biliyorsunuz?" Bu sorumun üzerine güldü .
"Ben hep sizi izlerim. Burada oturur sizleri izlerim."
"Peki bana neden yardım ediyorsunuz?"
"Çünkü çaresizsin ve ben sana yardım etmek istiyorum."
"Teşekkür ederim." Dedim. Bana çok büyük bir yardım ediyordu. Belki de başka sebepleri vardı ama şu an beni aydınlığa kavuşturan tek ışığı da kaybetmek istemiyorum.
Bir anda aklıma ailem gelince soruyu sorup sormamak arasında gidip geldim.
Alacağım cevaba hazır mıydım?
İçim içimi yiyordu ve merak ediyordum.
"Eleonora bir şey mi sormak istiyorsun?" Dedi tedirgince.
"Evet."
"Sor. Çekinme. Seni bu kadar heyecanlandıran şey her neyse umarım cevabını verebilirim."
Derin bir nefes aldım...
"Ailem...benim gerçek...ailem mi?" Gözlerim iyi bir cevap bekliyor gibi dikildi Katherina'nın gözlerine.
O ise şaşırdı. Benim gibi derin bir nefes aldı.
"Eleonora ailen ger-"
Başım dönmeye başlarken düşmemek için ağaç dalına tutundum.
"Ne oldu bana?" Dedim Katherina'ya.
"Biri seni uyandırmaya çalışıyor. Gitmelisin Eleonora. Yoksa kötüleşe bilirsin." Dedikten sonra yavaşça gözlerimi kapattım.
***
Kraliyet:
Gülen yüzler, yeniden umutlanan kalpler her şeyden habersizdi. Bir kaç gün sonra karanlığın esiri olacaklarını bilmiyordular.
Neşeli konuşmalar, etrafa yayılan tatlı kokusu, insanların gülen yüzü, müzik sesleri ve insanların güzel dansları solgun olan ...... Kraliyetine güzellik katmıştı
.
Tahtlarında oturmuş insanları izleyen Kral ve Kraliçe yine çok düşünceliydi. Kızlarını hiç görmemiştiler. Küçük Eleonora'larına bir kez bile doyunca sarılamamıştılar. Kızları onları tanımıyordu bile ve bu onların kalbini çok açıtıyordu.
"Efendim." Dedi kapıda duran asker.
"Ne oldu?" Dedi Kral Gerald.
"Büyücü Athan ve Lars geldi efendim. Çok acil olduğunu söylediler."
"Gelsinler." Diyetek Kraliçenin heyecanli gözlerine döndü.
Hızlı bir şekilde içeriye girip baş eğdikten sonra söze başladı büyücü Athan:
"Efendim haber vermeden geldiğimiz için bizi affedin. Size çok önemli bir şey söylememiz gerekiyor." Kalp ritmleri artarken büyücü Lars konuşmaya başladı.
"Kızınız Eleonora'yı Kraliyete getirmenin yolunu bulduk!"
Kraliçe Marianın gözünden bir damla yaş akarken gülümsedi. "Nasıl?" Dedi hemen.
"Kızınız 18 yıldır Dünyada yaşadığı için oraya uyum sağlamış ve artık orada ki havaya da hüküm ediyor."
"Eğer oraya da hüküm ediyorsa onu buraya getirmemiz daha da imkansız olmuyor mu?"dedi Kral sabırsızca.
"Aslında evet." Diye devam etti büyücü Athan. "Ama biz bir yolunu bulduk efendim. Kızınız aynı zamanda güneşe de hüküm ettiği için dünyadan giderse dünya da ışıksız kalır. Ama uyuduğu zaman zaten gece oluyor, yani karanlık. Güneşe ihtiyaç duyulmuyor. Biz büyüler vasıtasıyla Eleonora'yı uyuduğu zaman buraya getirbiliriz."
"Anlamıyorum, nasıl yani?" Dedi Kraliçe.
"Eleonora uyuduğu zaman kraliyetdeki hayatı başlayacak. Uyandığı zaman ise dünyaya dönecek."
"Bu gerçekten mümkün mü?" Mutlu olmuştu Kraliçe.
"Evet." Diye cevapladı büyücü Lars.
"Ama...bir problemimiz var efendim."
"Nedir?" Gülümseyen yüzü hemen ciddileşmişti Kralın.
"Eğer böyle bir şey yaparsak Ay'ı kaybedebiliriz. Yani bildiğiniz gibi geceler Ay güneşin ışığı vasıtasıyla etrafı aydınlatıyor. Ve eğer Eleonora dünyadan giderse güneşi dünyanın üzerinden tamamiyle almış olur ve bu sefer dünya karanlık olur. Aynı zamanda tekrardan rüyadan ayrılıp dünyaya giderse o zaman Kraliyet karanlık olur. Biz gece ile gündüzün yerine değiştireceğiz. Burada sabah olduğunda dünyada gece olacak. Ve tabii ki insanlar ay'ı görmeyince şüphelenecek."
"Peki bunun bir çaresi yok mu?"
"Var." Dedi ve devam etdi Büyücü Lars. Ayın kaybolmasına sebep Eleonora olduğu için ay'ı kendisi bulup yerine göndermeli."
***
Dünya:
"Eleonora!" Gözlerimi yavaşça açtığımda karşımda Damien'i görmeyi hiç beklemiyordum.
"Ne oluyor Damien?" Dedim. Çok telaşlı gözüküyordu.
"Çabuk giyin. Gitmemiz lazım. Çabuk ol!" Dedi üstümdeki yorganı çekerek.
"Ne oldu?" Dedim korkarak.
"Eleanora çabuk ol. Zamanımız daralıyor. Giyin üstünü çabuk!"
"Beni korkutuyorsun."
"Çabuk ol!"
"Damien cevap vermezsen bir adım bile atmam." Dedim.
"Sana daha kötüleri olacak dediğimde şaka yapmıyordum Eleonora. İşte o günlerden biri de bu gün. "
"Ne? Neden buradan gidiyoruz?" Dedim korkarak. Tanrım ne oluyordu böyle?
"Tüm sorularına cevap vereceğim. Şimdi gidelim."
"Neden gidiyoruz?" Dedim inatla.
"Seni öldürmeye geliyor!"
...
Odamın camından birlikte atlayıp kaçmaya başladık. Adrenalinin dibini yaşıyordum şu an. Ve aynı zaman da korku tüm bedenimi sarmalamıştı. Kim beni neden öldürmeye gelsin ki?
15 dakika boyunca hiç birimiz bir kelime bile etmeden koşuyorduk. Ailemi merak ediyorum. Beni odam da görmezlerse onlara ne diyecektim?
Sonunda bir eve girdiğimizde derin bir nefes aldım. Damien etrafa iyice bakıp kapıyı kapattı.
"Ne oluyor?"
"Bundan sonra her şeye hazır ol Eleonora. Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak."
"Açık konuşur musun lütfen? Beni kim öldürmeye geliyordu?"
"Orianna." Dedi gözlerini kapatarak. Bu isim bana bir yerden tanıdık geliyordu ama nereden?
"Orianna mı? O kim?"
"Seni öldürmek isteyen birisi Eleonora." Dedi sabırsızca. Bir şeyler saklıyordu. Bana anlatmak istemediği bir şeyler vardı.
"Peki, sen bunu nereden biliyorsun?" Dedim şüpheyle.
"Çünkü ben geleceği göre biliyorum." Bunu dediğinde şaşırmadım. Çünkü aynı zamanda bir gün onun defterini elime alıp okuduğumda işleyeceğimiz konu ve öğretmene sorulan sorunun cevabını gördüğüm aklıma gelmişti.
"Beni neden öptün?" Dedim sakince.
"Çünkü seni öldürmeye gelmişti yine ve benim son çarem seni öperek oradan uzaklaştırmaktı."
"Neden?" Dedim oturduğum yerden ayağa kalkarken. "Neden bana yardım ediyorsun? Önce kötü davranmalar sonra aniden yardım etmeler. Neden?" Soruma cevap vermezken "Niye yapıyorsun bunu?" Diye sordum.
"Bunu ise bilmene hiç gerek yok!" Diyerek dışarıya çıktı.
Ne yapacağımı bilmez bir halde yere oturdum.
Orianna...
Bana o kadar tanıdık geliyordu ki.
Rüya Kraliçesi cevap verir miydi acaba?
Bir dakika!
Rüya?! Rüya Kraliçesinin bana Damien'le ilgili gösterdiği bir rüya da çekiliyordu 'Orianna' ismi!
"Orianna Eleonora'nın babasının çalıştığı yere büyü ile bomba yerleştirmiş."
"Oriannaya karşı gelemezsin."
Bunlar rüyamda söylenen cümlelerdi.
Her şey yavaş yavaş yerine oturuyordu!
Beni sokakta öldürmek isteyenlerin yüzünde 'O' harfi vardı. Ve aynı zamanda rüyada benim üzerime gelen yaratıkların avucunun içinde 'O' harfi vardı. Beni sokaktaki adamlardan Damien kurtarmıştı.
"Bana iki kez yalnış yaptın Damien." Demişti aynada konuştuğu kişi Damien'a.
Oriannayla konuşuyordu!
Bir kez babamı ölümden kurtarmıştı bir kez de beni. Yaptığı iki yalnış da bunlar olmalıydı!
"Hatamı telâfi edeceğim."
Ya bu bir tuzaksa?! Damien hatasını telâfi etmeye çalışıyorsa?
***
Kraliyet:
Kral ve Kraliçenin karşısında gecelerini gündüzlerine katıp çalışan, kraliyetin iki güçlü büyücüsü durmuştu.
"Bu gece her şey tamamlanmış olacak efendim. Eleonora Kraliyetimize gelecek!"
"Ay?"
"Dediğimiz gibi ay'ı kaybedeceğiz. Eleonora ise onu bulmak için görevlendirilecek."
"Geceyi sabırsızlıkla bekliyorum." Dedi Kraliçe.
***
Dünya:
Damien yeniden içeriye girince önce sessizlik oldu. Sonra konuşmaya başladım.
"Beni neden öldürmek istiyor? Ve o kim?" Derin bir nefes alarak pes etti ve yanıma oturdu.
"Sen kayıpsın Eleonora."
"Nasıl yani?"
"Sen buraya ait değildin." Dedi gözlerimin içine bakarak. "Bende değildim." Devam edecekken telefonu çalmaya başladı.
"Ne oldu Edward?"
"..."
"Kahretsin. Hemen geliyorum." Diyerek ayağa kalktı. Tam da zamanında!
"Buradan hiç bir yere ayrılma Eleonora. Hiç bir yere." Diyerek koşup gitti.
Tam bana her şeyi anlatıyorken ne ola bilirdi ki çıkıp gitmesini sağlayan o önemli şey?!
Bıkkınca nefes vererek etrafıma bakmaya başladım. Bu gün 30 Aralıktı, hatta 31. Noeldi. Sokaktan yanan ışıkların yansıması içeriye giriyordu. Rengârenk ışıklar ve noel ağaçları...
Saat 03:45 gösteriyordu. Hala geceydi ve ben uyuyup rüya kraliçesini göre bilirdim. Sabahtan beri nasıl akıl edemedim.
Hemen bir yere uzanıp gözlerimi sıkıca kapatıp düşünmeye başladım.
Lütfen her şey yolunda gitsin!
***
"Eleonora! İyi ki geldin. Sana söylemem gereken şeyler var. Tüm sorularına cevap vereceğim." Dedi elimden tutarak. Beni bir yere doğru çekiştirdi sonra hızlıca oturduk.
"Zamanımız az Eleanora. Artık her şeyin sonu geldi. Bu gün her şeyi öğreneceksin. " Söylediği sözlerle heyecanlanmaya başlamıştım. Beni bir yandan mutlu etsede bir yandan çok korkutuyordu. Ya istemediğim gerçekler varsa?
"Ne oldu ki? Lütfen anlatın."
"Sen kayıpsın Eleonora! Ve seni buldular."
"Nereden kayıpım? Hiç bir şey anlamıyorum."
"Sen dünyada doğmadın Eleonora. 18 yıl önce bir Kral ve Kraliçenin 15 yıl hasretinde oldukları bebekleri dünyaya geldi. Öyle bir güzeldi ki o bebek. Bir kız çocuğuydu. O gün herkes bayram ediyordu. Sarayın bahçesi insanlarla doluydu, çünkü o gün ilk kez o bebek halk önüne çıkarılacak ve ona isim konulacaktı."
"Bunların benimle ne ilgisi var ki?" Dedim sabırsızca.
"Dinle Eleonora. Hizmetçi eli boş bir şekilde gelmişti. Çünkü bebek kayıptı. "
"Ve...O...Kayıp bebek....."
"Sensin." Dedi ve ben ilk kez ne hissettiğimi bile anlamadım. "Bana 'annem ve babam gerçek ailem mi?' Diye bir soru sormuştun."
"Evet." Dedim gözümden bir yaş aşağı düşerken.
Kafasını eğdi.
Yutkundu.
Ve gözlerimin içine baktı.
"Üzgünüm." Dedi beni parçalara ayırarak. "Değiller." Kalbim atmayı bırakmıştı sanki.
Köşede iki tane resim vardı. Bir kadın ve bir adam.
"Onlar mı?" Diye sordum.
"Evet. Kral ve Kraliçe. Senin gerçek anne ve baban."
"Hayır. " dedim. Kabul etmek istemiyordum. Ben onları ilk kez görüyordum! Onlar benim anne ve babam olamaz!
"Ne hissettiğini tahmin ediyorum Eleonora."
"Edemezsin!" Diye ayağa kalkarak bağırdım. "Edemezsin! Benim ne hissettiğimi tahmin edemezsin." Dedim gözlerimden akan yaşlar durmazken. Yere oturup ağlamaya devam ettim. Olamaz! Benim anne ve babam onlar olamaz!
"Sakin ol lütfen. " dedi Katherina ve bir anda yüksek bir ses geldi.
"O neydi?"
"Dünyayı izlediğim kürenin sesi. Bir şeyler oluyor." Diyip küresinin yanına koştu. Bir şeyler izlerken bana döndü.
"GİTMELİSİN!" bağırarak yanıma geldi.
"Ne oluyor?" Dedim korkarak.
"Anne ve baban tehlikede. Orianna onları öldürecek." Duyduğum sözlerle beynimden vurulmuşa döndüm adeta.
"Dönmelisin, çabuk ol!"
***
Bağırarak rüyadan kalkıp kapıyı açtım. Geldiğimiz yöne doğru koşmaya başladım.
Lütfen bir şey olmasın.
Lütfen!
Gözyaşlarım yanaklarımdan boynuma doğru yol alırken yağmur yağmaya başlamıştı.
Bunların hiç birini umursamıyordum. Tek istediğim onların sağ-salim olmasıydı.
Lütfen, lütfen...
Sokağın başına geldiğimde evimizin kapısının açık olduğunu gördüm.
Hayır!
Koşarak eve girdim.
"Anne? Baba?"..."Neredesiniz?" Diyerek tüm odalara girip bakıyordum.
"Anne? Lütfen cevap verin!" Mutfağa girecekken arka bahçeye doğru açılan camdan yerde uzanmış anne ve babamı gördüm.
Koşarak bahçeye onların yanına gittim. Yerde uzanmış bedenlerinin yanına...
"Anne...Baba..." dedim karşılarında diz çökerek. Kapanmış olan gözlerini zorlukla açtılar. Ikisininde kalbi delinmişti... Kan akıyordu...
"Kızım..." Dedi annem.
"Efendim anneciğim." Dedim saçlarını okşayarak.
"Özür...dileriz...Se..ni k-kendi kızımız g-gibi ç-çok sev...dik." Gözyaşlarım durmazken kalbimin atıp atmadığından emin değildim.
"Ha-Hayır. Benim annem ve babam sizsiniz. Bunu kimse değiştiremez ki! Hayır. Hayır. "
"Seni çok...seviyorum kızım. Umarım...gerçekleri se-senden sakladığımız için bize kızmazsan." Dedi babam.
"Y-yok. Bir gerçek yok ki baba! Anne! Bir gerçek yok. Eğer varsa da o da sizin benim ailem olmanız. Hem neden böyle konuşuyorsunuz ki?" Dedim ve yutkundum. O anda da Nick, Edward, Alice ve Damien gelmişti.
"Ş-şimdi hastahaneye gideceğiz anne. İyileşeceksiniz. S-söz veriyorum...ben bakacağım size. Söz. Lütfen kapatmayın gözlerinizi. Lütfen." Dedim artık bağırarak.
"Kızım...seni ç-çok seviyoruz...Bunu un..utma. Olur mu?" Dedi gözlerini kapatarak. "Hoşç..."
"G-güçlü ol k-kızım. Hoşçakal...bebeğ...im." dedi ve gözlerini kapattı babam.
"Hayır. Hayır. Hayır. Açın gözlerinizi. Hadi. Açın. Lütfen. Yalvarıyorum lütfen. Lütfen. Lütfen!" Dedim ikisininde yüzlerine hafifçe vurarak.
"Lütfen. Anne! Baba!" Dedim ama...geçti.
"HAYIR!" Diye bağırdım şimşek sesime eşlik ederken.
"An..ne. Ba...ba!" Dedim ikisinede sarılarak/
Ben...ölmüştüm.
Bu bir sondu...
Ama her son yeni bir başlangıçtı.