Söylediklerimden sonra Boran’ın kafası yavaşça bana doğru döndü. Kaşları çatıldı, gözleri kısıldı. Yüzü öfkeden kızarmaya başlamıştı. Öfkesini bastırmaya çalışıyordu ama çenesindeki kasların titrediğini ve elindeki çatalı sıktığını fark ettim. Masadaki herkes şaşkınca bakarken özellikle Zühre Hanım’ın yüzü şekilden şekle girdi. Gözleriyle beni öldürecek gibi bakıyordu. Yanımda oturan Boran’ın bana bakışı devam ederken ona döndüm. Kafasını iki yana salladı. Yutkundum. Aslında biraz korkmuştum ama bir kere söylemiştim. Artık geri dönüşü yoktu. Şivan Ağa’nın söyledikleri beni daha da şaşırttı. “Çok iyi düşünmüşsünüz. Boran’ın aklına gelmeseydi ben zaten söyleyecektim. Hatta Mardin’deki hastaneye seni nasıl aldırabiliriz diye Sağlık Müdürlüğü’yle görüşecektim. Bana gerek kalmadan Boran düş

