BÖLÜM 5
Selçuk onunla bir yarış uğruna birlikte olduğumun farkındaydı en başında. Sanırım ilişkiler de şu tuhaf döngüyü anlamaya başlamıştım, insanlar karşısında ki insan onu ne kadar az seviyorsa o kadar çok sevme eğiliminde oluyorlardı. O kadar partnerinizin daha ilgi çekici birisi oluyordu. İlişkiler de daha az sevmek değil de daha az sevdiğimi göstermekle meşhurdum. Hep partnerim bana daha fazla önem ve sevgi verdiği ile biliniyordu çevrem de. Erkeklerin bu dilden anladığını düşünüyordum. Gardımı alıyordum ve sakince beklemeye koyuluyordum. Her şey bu kadar zor olmamalıydı bende bu sistemi sevmiyordum fakat dahil olmak zorundaydım, ilişkiler taktik üzerine kuruluyordu maalesef. Selçuk’u çok sevmediğimden kaynaklı parçalı bulutlu bir ilişki tarzını benimsemiştim. Ondan sürekli ayrılıyordum, farklı insanlarla birlikte oluyordum ama onun beni sürekli kabul ettiğini bildiğimden sürekli bir şekilde ona dönüyordum. En son ki durum hariç onunla çok kötü kavga etmiştik, kavgamız insanların içerisinde ağırlığını koymaması olmuştu ona çok sinirlenmiştim.
Öcümü almak istiyordum, gururuma yedirememiştim evet Selçuk umurum da değildi ama yine de insanların düşünceleri benim için çok önemliydi. Ben, Selçuk ve 10 yılı gecik dostluğumun olduğu Şule üçümüz buluştuk. Şule sessizdi ben çok asabiydim. Selçuk’u severdi Şule. Ömer’le ayrılmam için dua bile etmişti. Ömer’den bir o kadar nefret ediyordu. Aramızda kalmıştı o gün ve ben Selçuk’a ağır konuşup onu o gün yanımızda ağlatmıştım. Benden özür diliyordu, Şule benim haklılığımı savundu ama onun üstüne çok gittiğimi anladığında bir tık saf değiştirmişti. Büyük bir orman parkında yaşanıyordu bu olay. Romanlar oralar da fal bakar ya da taç, çiçek satarlardı. O engave de yanımıza bir tanesi geldi ve Selçuk bana orda taç aldı. Başıma taktı. Onun bu düşünceli hallerini seviyordum, üç yaşında olabiliyordu hemen kıyamadım ve oracıkta onu o yaptığı hareket için affetmiştim. Maaşımı almıştım. Kültürparkta deli gibi eğlenmeye başladık. En ürkütücü oyuncaklara bindik, beni bindiremezlerdi fakat ben gazla çalışan birisi olduğum için ve Şule bunu çok iyi bildiğinden gaza getirtip o gün beni bütün oyuncaklara bindirmişti. Çıkışta hepsine hamburger ısmarladım sonra oradan evlere dağıldık, anlık olarak iyi hissetmiştim ama aşık değildim kafam bundan dolayı çok karışıktı hakkını yemek istemiyordum Selçuk’un.
Ertesi günü okul vardı ve okul yoluna koyuldum. Okul da çevrem çoğalmıştı belli başlı insanlarla sürekli sohbet içerisindeydim ve bu bana kendimi iyi hissettiriyordu. Akıl alacak birileri vardı ama ben kendi bildiğimi okuyordum. Okulda sürekli telefonla ilgiliydim kendimi sosyal medya çukuruna hapsetmiştim. Sonrasında ise sınıfta başta olmak üzere okulda bir nevi asosyal olarak geçiyordu. Asosyal olarak biliniyordum. Sosyal medya üstünden çok fazla sınıfta istek geliyordu kabul etmiyordum ama sosyal medya da fazlasıyla takipçim olduğundan, beni stalk etmeye başlamışlardı. Sınıfta bazen bunun hakkında saçma sapan espriler bile dönüyordu. Suratıma shop yaptığımı falan söylüyorlardı. Okulda sevgili yapmayıp orada bu kadar sosyal olmam başlı başınca Oğuzhan malını deli ediyordu. Akşam yaptığım paylaşımı ertesi gün sınıfta yüksek sesle söylüyordu. Derslerim hiç iyi gitmiyordu, hocalarla aram iyi değildi, okulu sürekli asıyordum. Okuldan kaçmaya yeltenmiştim ve bu durumdan dolayı yakalandım bir iki kez müdür yardımcısının da gözünden düşmüştüm. Babamın çalıştığı restuaranta gittiği için babam ona orada indirim yaptığından babamla olan hukuku için çoğu şeyimi görmezden geliyordu. Kafam Selçuk yüzünden karışıktı ve çok tanındık olan bir çocuk bana sürekli yazmaya başlamıştı. Umutcan aynı zamanda Ömer’i de tanıyordu. Umutcan forsu olan birisiydi. İnsanlar ondan ürküyordu, en başta bunu anlamamıştım anlamadığım için hoşuma bile gitmeye başlamıştı. Selçuk’un götüne tekmeyi bu çocuk için atacaktım. Selçuk’la konuşurken Umutcan ile görüşmeyi kabul etmiştim. Hazırlandım yırtık pantolon üstüne askılı t-shırt giyip yanına gittim. Çok şık kolye takmıştım saçlarım dümdüzdü ve dudağımda kıpkırmızı bir ruj vardı. Çocuk beni öyle görünce etkilenmişti farkındaydım. Ama Umutcan ailevi sorunları olan birisiydi. Bana ilk günden oturup bunları anlatmıştı. Beğenmiştim onu ve insanlık olarak yanında olmuştum üzülmesi beni üzmüştü. Konu konuyu açınca bana bir dönem uyuşturucu kullandığını söyledi kanım dondu ve sustum. Sonra bıraktığına dair yeminler savurdu.
Bana sarılmak istedi, yanında olduğum için teşekkür etti. Bu çocukla asla görüşmeyecektim eve gittikten sonra. Ama gece bana bir şekilde ulaşmıştı. Bir sürü mesaj atmıştı ve ben ona güvenmediğimi söyledim derin bir uykuya dalmıştım kulaklık ile müzik dinlerken. Müziğin olmadığını anlayınca uyandım ve bir baktım telefonum da yok has siktir annem mi aldı telefonumu diye düşünürken kendimi yatak odasına attım annem oturmuş mesajları okuyordu. Gece saat 3 de annemle birbirimize girmek üzereyken annemi dinleyip onunla asla görüşmeyeceğimi ve bana şaka yaptığını falan söyleyip konuyu dağıtmaya çalışıp odama çekildim.
O soğuk terler ömrümden 10 yıl götürmüştür. Annem bunu o sıralar hep yapıyordu. Delirecek kıvama gelmiştim ama yatıp uyumak ile yetindim. Umutcan bana iyice musallat olmuştu. Selçuk la görüştüğüm de telefonum da o da Umutcan’ın mesajlarını görüp direkt yanımdan ayrılmıştı beni aldattın diyerek. Yüreğime kocaman bir kasvet çöktü o an. Çünkü bir insana ihanet etmek en adice şeydi benim de zannımca. Ama o boku yemiştim. Kendimi Selçuk’a ifa etmeye çalışıyordum ama o bana asla inanmıyordu, beklediğim kadar tepki de göstermemişti. Yüreğim sıkışmıştı, Selçuk’la o şekilde bitmişti. Umutcan iyice peşimdeydi bir daha görüşmek istemişti bende kabul ettim o gün çalışacağım yere gelmeyeceğimi söyledim, eve de işe gidiyorum diye çıktım. Sadece Şule biliyordu gerçeği. O benim o zamanlar gerçek bir dostumdu.
Hazırlandım yine simsiyah giyindim, saçlarıma maşa yaptım, kırmızı ruju sürüp gittim Umutcan’ın yanına gittim ama bir de ne göreyim oturmuş biraları bitirmişti. Kafası iyiydi ve beni bırakmıyordu. Seni bu gece bırakmayacağım diye tutturdu. Çok korkmuştum beni tanıyan birisi o an onu çok bariz anlardı ama Umutcan kafası iyi olduğundan anlamamıştı. Bana teklif etti ret ettim. Israrla söyleyine aldım içiyormuş gibi yapıp içmedim. Sonra beni öpmek istedi ve o sırada bir fotoğraf çekti. Tek derdim oradan kaçıp kurtulmaktı onun bir şeylerle meşgul olması da güzeldi ama yine kültür parkaydık dağlık alan gibi nasıl kaçacaktım?
Cafe vardı az ileri de çok tuvaletimin geldiğini söyledim tuvalete gideceğim dedim, bende geleceğim dedi. Altıma sıçmama ramak kalmıştı korkudan. Gittik kapının ön kısmında bekliyordu. Ben arka taraftan çıkıp koşmaya başladım. O da bunu fark edip arkamdan deli gibi koşmaya başladı. Bğırıyordu arkamdan Betül dur diye. İyice korktum ve iyice hızlandım sonrasında bir çam ağacın içine girip saklandım. Her tarafıma diken batmıştı, canım yanıyordu. O da eşek gibi bağırıyordu sokakta. Metro durağına doğru gitmesini bekledim ve gitti oraya gittiğimi düşünerek. O yukarı tarafa iyice çıktıktan sonra bende olduğum yerden çıkıp aşağı doğru koşmaya başladım beni görüp bağırmaya başladı peşimden geliyordu ama ben mesafeyi bayağı açmıştım. Korkudan deliriyordum bilmediğim bir mahalleye gelmiştim ki o mahalle adı Alemdar Bursa’nın en tehlikeli semtlerinden bir tanesi. Şule’yi aradım durumu ona anlattım hemen seni arayacağım sen orada bir markete gir saklan ve bekle dedi kapattı. O gelecek herhalde diye düşünüyordum. Birden beni Selçuk aradı marketin içinde kasiyerler beni sakinleştirmeye çalışıp su falan verirken açtım, Şule aradı söyledi neredesin dedi. Olduğum marketin adını söyledim o uykulu sesiyle hemen geliyorum dedi ve beş dakika içinde oraya geldi.
Gri eşofman altı beyaz tişörtü vardı üstünde. Yanında 3 4 çocuk gelmişlerdi. Gelir gelmez bana sarılmıştı. Selçuk beni orada yalnız bırakmamıştı, ki en son yaptığım ve nasıl bittiği de belliydi bu çocuk beni gerçekten sevmişti. Beni sakinleştirip, metroya götürdü ve beni Şule’nin evine kadar bıraktı. Sonra da gitti.
Bu nasıl bir iyilikti nasıl bir iyi kalplilikti? Selçuk benim kalbimde bambaşka bir yer kazanmıştı. Ona karşı duygularım kabarmıştı. Şule bunun olmasını deli gibi istediğinden bana tüm gece gaz vermişti. Selçuk’la o süreçte yeniden başlamıştı ama ben Selçuk’tan önce kendime çok fazla söz vermiştim. Onu üzmeyecektim. Ona da bu başlangıcın çok farklı olduğunu söyleyip ilişkiye başladık tekrardan. Ailesiyle tanıştım, yemeklere gidiyorduk, ona hediyeler alıyordum, çift saatti dahi almıştım. Selçuk o dönem vazgeçilmezim olmuştu.
Umutcan bu hareketimden sonra peşimi bırakmamıştı. Beni onda olan fotoğraf için tehdit ediyordu, tüm sosyal medya da paylaşmak gibi. Ya benimle yeniden görüşürsün ya da paylaşırım dedi. Kuyruğu dik tuttum onunla konuşmaya çalıştım ve onu sevmediğimi anlattıktan sonra bundan vazgeçti. O korku bana yetmişti, aklım çıkmıştı. Sokakta ağlama krizine girmeden kendimi eve atmıştım. Ve bu salakça olayı da atlatmıştım. Çok kötü insanlar vardı ve kalbim buna dayanmıyordu, ben hep duygusal hareket ediyordum ve bunun cezasını çok büyük ölçüde de ödüyordum. Selçuk’la her şey on numara gitmeye devam ediyordu, fakat değişkenlik gösteriyordu beni hiç sallamamaya falan başlamıştı. Onu kaybetme korkusu bürüdü gözlerimi sürekli ağlayarak beni bırakmamasını söylüyordum. Selçuk’u çok sevmeye başladım çünkü o bana kalbinin en saf ve temiz olan yerine beni almıştı. Onun canını acıtamazdım. Aklımın ucundan dahi böyle bir saçmalık geçmiyordu zaten. Selçuk’un etrafında karı kız toplanmaya başlamıştı. Sosyal medya da paylaşmış olduğu fotoğraflar fazla fazla like alıyordu. Tatlı güzel giden bir ilişkimiz vardı. Bana sürprizler yapıyordu. Şule ile cafe ayarlayıp doğum günümü kutlamıştı. Aynı kombinleri yapmıştık o gün dediğim gibi tek sıkıntısı Selçuk’un bipolar kişilik bozukluğu olmasıydı. İçine bir anda kapanıp benimle asla konuşmaması, sabahlara kadar oyunlar oynayıp gün içinde ful uyuyor oluşu ilişkimizi çok kötü etkilemeye başlamıştı.
Bu durumdan çok yakınıyordum moralim çok bozuluyordu ama o kaçınılmaz son oldu ve biz birbirimize değer vererek ayrılma kararı almıştık. Aramız asla kötü değildi birbirimizi istediğimiz zaman arayacağımızı söyleyip ayrıldık. Okul hayatım sarsıntılı ve bu kadar deli dolu aşk hayatımdan dolayı çok etkileniyordu. Dersler okul ve orada olan insanlar umurumda dahi değildi. Bir dönem sadece takıldım, ilişkisiz kalıp. Okula adapte oldum yoksa sınıfta kalacaktım. Korku sarmıştı bünyemi hırslanıp bütün derslerden performans ödevleri alıp onları yapıp okula teslim edip hocalarla görüşüyordum. İyice tırsmıştım v benim bu maçı çevirmem lazımdı hocaların bu sefer hiç acıması yoktu. Arkadaşlarımdan yardım alıp, o sene o okulu geçmeyi başarmıştım öyle gözüküyordu ortalamam yükselmişti. Rahatlık gelmişti o 1 ay gibi zorlayıcı süreçten sonra. Okulda yan sınıflardan bir çocuk vardı sürekli onunla kesişiyorduk. Okuldan birisi ile birlikte olma fikri benim için tramva olarak kalmıştı. O okula geldiğim ilk seneler de yaşamış olduğum Kezban muamalesini unutamıyordum ee bir de Sefa vardı ta bir 2 sene platonik sevmiş olduğum çocuk. Bu çocuğa içim gidiyordu ama sevgili olamazdım. Korkuyordum. Ama bir yerden de okulda sevgili yapmak çok tatlı bir şeyde olabilirdi. Okula birlikte gelip gitmek. Tenefüsler de birlikte vakit geçirmek gibi her liselinin olduğu gibi benim de hayalimdi. Bu çocuk bana ısrarla geceleri yazmaya başlamıştı. Heyecanlanmıştım yaşamadığım bir duyguyu yaşatabilirdi bana Vural onun biletiydi. Hem yakışıklı bir çocuktu belli mi olur deyip konuşmaya başladım onunla. Onunla konuşmaya başladıktan sonra öz bakımımı okul içerisinde de iyice arttırmıştım. Sadece ders çıkışları değil artık okula da çok bakımlı gelmeye başlamıştım. Rüya gibiydi. Mesajlaşıyorduk okul da falan ama asla yan yana gelmiyorduk. Uzaktan birbirimize bakıyorduk. Kalbim deli gibi atmaya başlamıştı yine ben uslanmazın tekiydim.
Okulda beni daha çok garip günler bekliyordu yaşayamadığım her şeyi yaşamak adına yemin etmiş gibiydim hayatımda olan dinamikler çok hızlı bir biçim de değişiyor ve hızla yeri doluyordu. Saçma şekilde cesurdum korkmuyordum bu yaşadıklarımdan. Hepsi bana çok farklı şey öğretiyordu ve o an mutlu olmak için her şey değerdi. İnsan hayatı bence doruklarda yaşamalı.